Haziran 07

Aslına bakarsanız İslamiyet tamamıyla rivayet dinidir


Peygamber Muhammed;
Ne Zaman ve Nasıl Doğduğu Bilinmiyor… Sıradan Bir Deve ve Keçi Çobanı… Hakkındaki Her şey Öldükten 120-130 Sene Sonra Yazılmaya Başlanmış… Yazan kim? İbn İshak, eserin adı es-Sire ama eser ortada yok onun eserini alıp ayıklayan kim? İbn Hişam , eserin adı Siret ama o da yok! Kayıp peki bunu nereden biliyoruz? Ondan yaklaşık 150-200 sene sonra yaşamış Taberi’den, o Siret adlı eserde yazan Muhammed’in hayatını kendi İslam tarihine almış ve bütün İslam alemi bugüne kadar da bu kaynağı kullanmış. Yazılanların hiçbirinin orijinal yazılı belgesi ve mesnedi Yok… Muhammed, Kuran, Halifeler, o dönemdeki savaş ve olaylar vb. İslamın ortaya çıkışı konularının tek dayanağı hadis derleyicilerinin, özellikle Buhari ve Taberi’nin eserleri…

Bütün bu olayların alıntılandığı tek bir isim mevcut Abdülmelik döneminde yaşayan İbn Şihab ez Zühri isimli bir ravi. Muhammed ile ilgili günümüze gelen bütün bilginin dayanağı bu ravi ancak bu ravinin bile yaşayıp yaşamadığı şüpheli. Hemen hemen herkes buralardan alıntılayarak devam etmiş. Zaten bu hadisçilerde ibn Mace, Tırmızi vb. Kütüb-i Sitte’yi oluşturmuş…
Bu hadisçiler olmadan da İslamiyet tekersiz, benzinsiz araba gibi. İsnat Edilen Dogum Tarihi 571 Yılı ve bu tarihten 760 Yılına Kadar İslamiyet ile ilgili Arap Yarımadası dahil yeryüzünde çakıl taşına yazılı bir cümle orijinal yazılı belge ve kaynak yok… Gökten indiği sanılan kitabı(Kuran) dahil tüm hayatı, sözleri 750 Yılından sonra kulaktan dolma rivayetlere, hikayelere dayanılarak kaleme alınıp yazılı metinler haline getirilmiş…
Taberi ve Buhari’den okuyoruz sahabeleri ve diğer halifeleri, peygamberin hayatını ve tamamı rivayetten ibarettir. Tek bir kaynağa dayanır başka da gören, duyan yoktur koca İslam Tarihinde! Aslına bakarsanız İslamiyet tamamiyle rivayet dinidir. Halbuki Kur’an kendisinden kitap olarak bahseder. Ama biz onun parça parça geldiğini okuruz.
Ne der Tur Suresinde;
“Vet turi ve kitabin mesturin fi rakkın menşurin vel beytil ma’mur ves sakfil merfui vel bahril mescuri,inne azabe rabbike le vakı’un.”

Hani nerede satır satır dizili kitap? Daha vahiylerin bitmesine neredeyse 15 sene var bu sure geldiğinde, ortada henüz Hicret olayı yok, kitap falan yok. Sadece tamamlanmamış sağda solda hafızalarda vahiyler var. Muhammed ile ilgili hadislerin hepsi karışık, doğru düzgün metin isnad analizi yapmak da çok zor veya mümkün değil. Muhammed’e kadar ulaşan tek bir rivayet yok. Metin isnad analizi yapılarak ulaşılabilen en yakın tarih ölümünden 80-100 yıl sonrasından başlayabiliyor. Hani bu adamın Veda Hutbesini abartılı 100 bin hatırım kalmasın! 10 bin kişi dinlemiştir herhalde? Ya Hu nerede bu adamların rivayetleri?, hadi Veda Hutbesinde dinleyen on binleri geçtim çevresinde var olduğu söylenen Asr-ı Saadet içinde beraber yaşadığı sahabeler nerede? Bu meşhur sahabelerden tek bir rivayet silsilesi kurulamıyor.

Taberi ile günümüze ulaşan ve Muhammed’in hayatını çok detaylı anlatan bu rivayetler de Muhammed’in Kur’an ayetlerini nedense kitaplaştırmadığını, bir çok vahiy katibi var denmesine rağmen ölümünden yıllar sonra yapılan derleme çalışmalarında sağdan soldan sahabelerin ellerinde, akıllarında ne kaldıysa yazdırmalarını varsa yazılı kemik tahta vb. getirmelerini istediklerini görürüz.
Onları derleyen de 21 yaşında Kureyş’li olmayan Yesrib’li Yahudi genci Zeyd’dir! hem de Kureyş Lisanı ile! Nihayetinde de orijinal belgelerin yani Allah’ın sözlerinin yakıldığını anlarız. Baştan sona kurmaca olduğu son derece aşikar ve şüpheli bir rivayetler dizisi. Bir diğer husus da el-Ahrufu’s-Seb’a meselesidir birçoğu sahih olan hadislere göre Kur’an 7 harf ( 7 kıt’a) üzerine iniyor ama mushaf derleme esnasında tek harf olan Kureyş kıt’asına göre derleniyor.Ne oldu şimdi? 7 harf ile indirilen Kur’anı sen tek harf üzerine kitaba geçirdin mi ortada mana mı kalır?
(Bu konunun gerçeği de bendedir ancak Su’dan gelen Bilgi 3 makalemde yayınlayacağım çünkü en önemli uydurmalardan biridir)

Günümüzde Dedesinin dede ismini bilen kaç kişi var ? Bana 571 Yılından 632 yılına, Hatta 571 yılından 750-800 yılına kadar Muhammed’in hayatı ile, ve de KURAN’A ait orijinal belge,mesned gösterebilecek bir kişi Var mı?

Bir de mektup furyası var ortada en son 9′ a çıkmıştı sayısı! Bu mektupların içeriği ortada dolaşır durur ama orjinali ortada yok! Bu konuda tek ciddi çalışma Prof. Dr. Muhammed Hamidullah’ a aittir ancak o da mektupların orijinal olduğunu iddia etmekten öteye geçmez. Bu mektupların orjinalini gören bilen araştıran yok. Bu mektupların metaryali nedir? Neyin üzerine yazılmış!? Hepsi uydurmadır. Topkapı Sarayında bir dönem bir tanesini sergilediler ama şimdi o da ortada yok! Bu mektupların ilk çıkışı ortaya 1847 yılı daha sonra da 100 yıllık dönemde farklı tarih ve yerlerde ortaya çıktılar güya ama nedense hiçbiri ortada yok! Hele dönemin çok güçlü Bizans imparatoru Heraklıos’un Muhammed’e yazdığı mektup diye ortalarda dolaşan Bizans İmparatorunun Muhammed’e “ayaklarını yıkardım!” diye hitap etmesi tam evlere şenlik! Hadi onu da geçtim Müseylime’ye yazdığı mektup var ortada yahu! Dolandırıcılığın son noktası.
Hz. Osman dönemi kuranları tam bir palavradır… Taşkent’te bulunan Kur’an ki bu Kur’an kağıt kullanımı, yazım şekli olarak bakıldığında en eskisi kabul edilir ve 8. yy diye kaydı tutulur. Sadece bir iki fragment 8. yy ortalarına aittir gerisi farklı zamanlarda yazılmıştır ve tamamen kayıptır günümüzde.

Dünyadaki en eski Kur’an Kuwait’de müzededir. Yazıldığı tarihi de söyleyeyim hicri 393 miladi 1002 yılıdır. Eski metinlere uygulanan bütün kriterlerden geçmiş ve bilimsel olarak kesin tarihlemesi yapılmış eksiksiz en eski Kur’an budur.

Şimdi biri çıkar Topkapı Sarayındaki Kur’an diye heveslenir! Onu da yazayım ki eksik kalmasın! O Kur’an eski falan olarak ciddiye alınmaz çünkü 10. yy sonrası yazıldığı bilinir. Unutmadan yazayım üstündeki de kan lekesi değildir! Osman’ın falan değildir. Sadece nispet edilir.
Kutsal emanetler denen yalanların hikayesini ise hiç yazmayayım uyanık Arapların çuval çuval altın karşılığı Osmanlı sarayına sattığı daha doğrusu dolandırdığı eşyalar. Konu uzun ama bir iki örnek vereyim ki o da eksik kalmasın
“Fatıma Anamız”ın seccadesi denen seccade, 17. asırda dokunmuş bir halıdır! Peygamber’in teyemmüm taşı olarak saklanan taş ise bir Asur tabletidir! Muhammed’in hırkası bizans motifleriyle örülüdür. O motiflerde 14-15. yy dönemlerine ait! Hadi bakalım ne olacak şimdi! Bir tane ciddi araştırma çalışma yapılmaz çünkü izin vermezler bunları bu ülkede duymak istemezler. İslam ülkelerinin bilgiye gözü, kulağı, kısaca aklı tamamen kapalıdır…

 

Antik Sümerden (MÖ4000), Akadlardan, Antik Yunandan, Antik Mısırdan, Antik Çin’den, Orhun Kitabelerinden vb. Günümüze Bir Çok Orjinal Yazılı Belgeler ulaşabilmişken İslamiyetin ilk 200 yılı ile ilgili bir zerre, bir kırıntı bile yoktur ! Muhammed ve Kur’anla ilgili her şey 750-800 Yılından Sonra Yazılmış.. Uydurulmuştur…
5000 sene önce yaşayan firavunların yemek listesi bile British Museum’da vardır. Evreni yarattığını iddia eden yüce güç ile bağlantıya geçerek Onun mesajlarını insanlığa yaydığı söylenen Muhammed ile ilgili bir tane bile günümüze ulaşan toz bile yoktur.

Tarih araştırmaları çok ciddi bir disiplin içinde yapılır. Bu disiplinin yöntemi şunlardır;

1-ZAMAN (Kaynak hangi tarhte , sözlu veya yazılı uretildi ?)
2-BÖLGE (Nerede uretildi ?)
3- YAZAR VEYA ÜRÜN SAHİBİ (Kim tarafindan uretildi ?)
4-ANALİZ (Önceden var olan hangi urunden uretildi )
5- BÜTÜNSELLİK (Hangi orjinal bicimde uretildi ?)
6-GÜVENİLİRLİK (Icerigini kanitlayici degerler iceriyormu ?)

İslamiyet içinde yer alan hiçbir eser, metaryal bu kriterlere uymamaktadır…
Tekrarlamakta fayda var: Muhammed’den 4000 Yıl Önce Yaşamış Sümerlerin, Akadların, Mısırlıların bile Orjinal Belge ve Kaynakları Var. Ama Alemlere İndirildiği Söylenen Muhammed’e ve Kur’ana Ait Tek Belge Yok, Çakıl taşına,Hurma yaprağına, Deri parçasına yazılmış bir cümle gösterebilen yoktur. Özellikle ilk 200 yıl tamamen karanlık bir sis perdesi altındadır.

Aslında sorunun çözümü son derece basittir. İlgili yerlerde arkeolojik araştırma yapmak. Ama bu asla yapılamaz tabu vb. gerekçesiyle yanaşmazlar zaten en küçük bir eleştiri yazısı da yazılmaz araştırma yapılmaz çünkü ölümle tehdit edilirsiniz hatta tehditin ötesine geçilir öldürülürsünüz. Garanik olayı vb. gibi.

Sıradan inanan bunları hiç bilmez. Bunları bilen bir avuç akademisyen de halka gerçekleri anlatmaz, söylemez.Ya korkulur ya da menfaat çatışması yaşanır.
İşin aslı herşey Uydurma,Masal ve Hayal Ürünü.. İnanan İnansın.. Ama Gerçekler Bunlar Maalesef.

Sevgi ve saygılarımla…

Lombelico del Mondo / Sayed Monem

Reklamlar