Kuran Eylül 05

Kıraat farklılıklarının Kur’an’ın anlamını değiştirmediği yalanı


6- 12. yüzyıla kadar bugün bilinen Kur’andan çok daha farklı binlerce Kur’an olduğu bu Kur’anların sure ve ayet sayılarının farklı olduğu bilinmektedir. İlk katmanın çok daha güneyde bulunan Mekke ve çevresi kabilelerin lehçesinde 7. yüzyılın başında Haccac tarafından yazdırılması bu lehçenin bilinmediği Doğu Suriye’de ilerleyen zamanda anlam karışıklıklarına yol açmış ve özellikle 8. yüzyılın başında metinlerin içeriğini anlayabilmek için Hicaz bölgesi şiirleri derlenmeye çalışılmıştır. Haccac’ın yazdırdığı ilk katman ve hemen sonrasında eklenen katmanlar Arap yazısının (Mekke lehçesini yazıya dökme) yetersizliğinden kaynaklı olarak orjinal metinlerden farklı Bölgenin lehçelerinin çok sayıda ve birbirinden farklı olması ve literatür oluşturabilecek benzer eserler bulunmamasından dolayı harekelendirme ve noktalandırma çalışmaları hatalı yapılmıştır. Metinlerin ilk yazıldığı dönemden 8. yüzyıla kadar olan sürede eklenen bölümler bu metinlerin alıntılandığı Kur’an dışı kaynaklardan Kur’an metinlerine geçerken farklı dillerden Hicaz bölgesinin lehçesine uydurulmaya çalışılmış ancak bu lehçenin gelişmiş bir gramer yapısı olmadığı için manalar değişmiştir. Kur’an içinde üç farklı kelime yapısı oluşmuştur.
Bunlar;
-Arapça’da (Mekke lehçesi) hiç bulunmayan kelimeler,
-Arapça’da bulunan(Mekke lehçesi)ancak çevre kültürlerden etkileşimle gelen kelimeler
-Orjinali Arapça’da(Mekke lehçesi) bulunan çevre kültürlerle etkileşim sonucu semantik değişime uğrayan kelimeler.
Osman Mushafı adıyla anılan mushaf sadece tek bir kıraat adı altında toplanmaya çalışılıyor. Kur’an’a hakim olan okuyuş biçimi her zaman tartışmalı olmuştur. Ortaçağ’da ahbarların çok farklı okuyuşlarda Kur’an’lar yazdığı su götürmez bir gerçektir. Günümüz İslam yorumcuları bu kıraat farklılıklarının Kur’an’ın anlamını değiştirmediği yalanını sürekli tekrarlamaktadırlar. Ortaçağ’da ise her bölgede her kabilede farklı kıraatlerde ve farklı manalarda Kur’an’lar yazılmış, okunmuştur. Bugün bilinen Osman Mushafı’nın ön planda olma nedeni 12. yüzyılda teorisyenliğini Gazali’nin yaptığı Sünni İslamiyetin dinin kontrolünü ele geçirmesinden kaynaklıdır. İslam Coğrafyasında 11. yüzyıla kadar Şii hakimiyeti mevcuttur. Bu nokta çok önemlidir. Sünni ekol mevcut Kur’an’ları sistemli bir şekilde yok ederek Osman Mushafı adı altında bir Kur’an’ı ve bu Kur’an’ın yeniden yazılmış manalarını Arap dili grameri olarak bütün coğrafyaya kabul ettirmiştir. Elinde farklı Kur’an nüshaları bulunduranlar idam edilmiştir. Dikkat ederseniz 13. yüzyılda yazılmış ibn Manzur sözlüğü ve garamer çalışmaları temel kabul edilir. Ancak öncesi döneme ait çalışmalar literatür olarak İbn Manzur ile eşdeğermiş gibi gösterilir. Kur’andaki kıraat farklilikları dilsel zenginlik olarak gösterilerek yanıltma metoduna gidilmiş ve Kur’an içeriğinin değiştiği gözlerden saklanmaya çalışılmıştır. Bu Kur’anlardan birine en iyi örnek Şeytan Ayetlerinin de içinde bulunduğu 9. yüzyıla ait mushaftır.

a: Abdullah bin Mesud (İslam kaynaklarında Kur’an’ı derleyen komisyonun başında 21 yaşındaki Yesrib Yahudilerinden Zeyd bin Sabit’in olması ve konudaki yetkinliği ve önemi bilinen bin Mesud’un olmaması çok ilginçtir! Taberani, İbn Merduye, Ahmed b. Hanbel, Ebu Nu`aym el-İsfahani, Ahmed bin Amr el-Bezzar, Ebu Ya‘la Muhammed, İsa el-Kureşi el-Humeydi gibi döneme ilişkin çok önemli eserler yazan ahbarlar Mesud’un Kur’an’ın da Kur’an’da felak ve Nas Surelerinin olmadığını aktarırlar. Mesud’un bu iki surenin Kur’an’a sonradan eklendiğini rivayet ettiği bilinmektedir. Bu konu tabulardan biridir. Geçmişte çok tartışılmış şimdi ise unutturulmuş konulardandır. )

b- Bu komisyonun kurulma tarihi 650’li yıllar değil 700’lü yılların başlarıdır. Adı zikredilen kişiler ve Urfalı Jacob ile Esved farklı zamanlarda Abdülmelik tarafından görevlendirilerek bu derlemeleri yapmışlardır. Komisyonda adı geçen ahbarlarında bazılarının yaşadığı en iyi ihtimal ile kabul edilebilir. İsimlerin değiştirildiği muhakkaktır.Haccac’ın yazdırdığı metinlerin içeriği Hicaz bölgesinde mevcut Arap gelenekleri ve bu temelde belirlenen hukuk kuralları temel alınarak yazılmıştır.

c: Hindistanda bulunan ve 10. yüzyıla tarihlenen orjinal bir Kur’anda farklı iki sure daha mevcuttur.

d: John Wansbrough (Quranic Studies)

e: John Burton (The Collection of the Qur’an)

f: William Montgomery Watt (The Formative Period of Islamic Thought)

g: Joseph Schacht ( An Introduction to Islamic Law)

h: Joseph Schacht (The Origins of Muhammdan jurisprudence)

i: İbn Ebi Davud (Kitabu’l Mesahif)
k: Alphonse Mingana (The Transmission of The Kur’an)

l: Arthur Jeffery (The foreign Vocabulary of the Qu’ran)

m: Arthur Jeffery (Materials)

n: Patricia Crone-Michael Cook, (Hagarism: The Making of The Islamic World)

Sayed Monem