Kuran’a göre Kur’an Evrensel Değildir Mart 26

Kuran Tahrif edilmedi mi gerçekten ? -2-


Kuranı peygamber döneminde ezbere bilenler..

Birinci hadis: Amr Ibnu’l- Ass anlatiyor: Peygamberin “Kuran’i dört kisiden alin, Abdullah Ibn Mes’ud’dan, Salim’den, Muaz’dan ve Übeyy Ibn Ka’b’den” dedigini isittim. (Buhari, Fadailu’l-Kuran 8.)

Ikinci hadis: Enes anlatiyor: “Peygamber öldügünde, dört kisiden baska Kuran’i tümüyle ezberlemis olan yoktu. Ebu’d-Derda, Muaz Ibn Cebel, Zeyd Ibn Sabit ve Ebu Zeyd.” (Buhari.)

Üçüncü hadis: Katade’den aktariliyor: “Malik oglu Enes’e; ‘Peygamber döneminde, Kuran’i tümüyle ezberleyenler kimlerdir?’ diye sordum. su karsiligi verdi: ‘Dört kisi. Tümü de Medine’li. Übeyy Ibn Ka’b, Muaz Ibn Cebel, Zeyd Ibn Sabit ve Ebu Zeyd (Buhari, ayni yer, Müslim 24ö5. Hadis.)

Bu adlari sayilanlardan
kimilerinin, Kuran’in tümünü ezberleme isini Peygamberin ölümünden sonra bitirdiklerini açiklamaktadir. (El itkan, 95-9ö.)

Derlenme olma aşamasını dinleyelim..

Zeyd Ibn Sabit “Kuran (ayetlerini) derlemeye koyuldum. Hurma dallarindan, küçük taslardan ve kisilerin ezberlerinden izleyip derledim. isin sonunda, Tevbe (Beraat) suresinin sonunu, Ebu Huzeymetu’l-Ensari’de buldum. Ki, baskasinda bulamamistim bu parçayi”. Zeyd, bu parçanin Tevbe Suresinin sonundaki ayetleri (128 ve 129. Ayetleri) olusturdugunu açikliyordu.
Böylece Zeyd, Kuran ayetlerini derleme isini yaparken iki kaynaga basvurmaktaydi: Ayetlerin yazili oldugu nesneler (agaçlar, taslar..) ve ezber bilenlerin bellekleri.

Ebubekir döneminde toplanan kuran halife olduktan sonra Ömer’e sonrasında Ömer’in vefat ile kızı Hafsaya verildi. Osman döneminde de ikinci derleme yapılıyor dinleyelim..

“Onda yazili olanlar, Osman tarafindan yazdirilan Mushaflara geçmistir. Artik ona gerek kalmamistir. Yakilip yok edilmeseydi, zamanla kuskulara yol açilabilir, ondan alinarak yazilan Mushaflar çevresindeki kuskulari önlenemeyebilirdi. Bundan korktum, o nedenle yaktirdim.”(Kaynak: ib Ebi Davud, Leiden 1937, yay.,s.243-Suphi e’s-Salih Mebahis Fi ulum- il Kuran).

Buhari’de yer alan bir hadis söyle: Ermeniyye ve Azerbaycan’i ele geçirmek için savasiliyordu. Huzeyfe, Ibnu’l-Yeman, Halife Osman’a geldi. Müslümanlarin okuduklari Kuran’lardaki birbirini tutmazliktan yakindi, “Emire’l-Mü’minin! Bu ümmet, kendisinden önceki Yahudiler ve Hiristiyanlarin içine düstükleri birbirini tutmazliliklar gibi bir duruma düstü!” Bunun üzerine Osman, Hafsa’ya adam gönderdi, baska Kuran nüshalari yazip almak için kendisinde bulunan sayfalari (yani Ebubekir döneminde yazilan kitabi) göndermesini istedi. “Is bitince sana geri gönderirim” dedi. Hafsa da gönderdi o sayfalari Osman’a. Osman, hemen Zeyd Ibn Sabit’e, Abdullah Ibn Züyebr’e, Sa’d Ibnu’l-As’a ve Hisam oglu Haris oglu Abdurrahman’a buyrugunu verdi. Onlar da Hafsa’dan getirilenden alip Kuran nüshalarini olusturdular. Osman, kuruldaki üç kisiye sunlari söyledi:

“(Medine’li) olan Zeyd ile, Kuran’dan herhangi bir kesimde ters düstügünüz zaman, tartisma konusu olan parçayi Kureys dili ile yazin. Çünkü Kuran sadece Kureys dili ile inmistir.”

Onlar da bu buyrugu yerine getirdiler. Sonunda (esas) sayfalardan Kuran nüshalari olusturup isi bitince, Osman, söz konusu sayfalari (Hafsa’dan getirilenler) geri gönderdi. Alinan nüshalarin da her bir kesime gönderilmesini buyurdu. Ve bunlarin disinda kalan her bir Kuran sayfasini ya da Mushafi buyurup yaktirdi.(Bkz. Buhari, e’s- Sahih, Kitabu Fedaili’l-Kuran/3.)

Dörtlükurulda yer alan Zeyd Ibn Sabit, söyle diyor: “Mushaf olusturma isini yaparken, Ahzab Suresinin sonundan bir ayet yitirdim (‘fakattu’). Ki, Peygamberin onu Kuran’dan bir parça olarak okudugunu isitip tanik olmustum. Aradik bu ayeti. Ve Sabit oglu Huzeyme el Ensari’de bulduk (Ahzab suresine 23.ayet) ekledik o mushafta.” (itkan, Misir, 1978, C1, s.79.) Birinci derlemenin yakilmasindaki amaç: Ölümüne degin sandiginda saklayan ve alinip yakilmasini önleyen Hafsa idi. Bu koruyucu ölünce, Kuran’in Tanrisi “Kuskusuz Zikr’i (Kuran’i) biz indirdik; kuskusuz koruyuculari da yine biziz” (Hicr, ayet:9) dese de koruyucusu kalmamisti. Mervan Ibn Hakem, “sandiktan” aldirtip getirmis ve yaktirmisti. Mervan’in bu ilk derlemeyi yaktirmasindaki gerekçesini, kendisi söyle açikliyor: “Bunu yaptim, çünkü, Onda yazili olanlar, resmi (imam) Mushaf’a yazilip geçirilmis ve korunmustur. Korktum ki aradan uzun zaman geçtiginde kuskucu kimseler bu (resmi) Mushaf hakkinda kuskuya düserler.” (Bkz. Dr. Subhi e’s_Salih, Mebahis fi Ulumi’l-Kuran, s.83. Dayandigi kaynak: Ibn Ebi Davud, Kitabu’l- Mesahif, s.24.) Oysa, asil kuskulara yol açan, esas alinmis oldugu belirtilen ilk derlemenin yakilmasi olmustur. Çünkü, ilk derleme ile, sonraki (Osman döneminde olusturulan ve imam adi verilen) “Mushaf” arasinda fark olmasa idi, ilkini yakma yoluna gidilir miydi? Ilk derlemede bulunmayan eklemeler ya da Kuran’dan çikarmalar yapilmamis olsaydi, neden
korkulmustu?

Kaldı ki osman döneminden sonra İbn ömerin şu sözü çok daha nettir; “Hiçbiriniz, Kuran’in tümünü aldim (elimde bulunduruyorum)demesin. Bilemez ki, Kuran’in çogu yok olup gitmistir. ‘Ne kadar
ortada varsa o kadarini elimde tutuyorum’ desin yalnizca.” (Bkz.Suyuti, el itkan, 2/32.)

Temel kaynaklarda sözü edilen, ama bugün bulunmayan “degisik mushaflar” da üzerinde durulmaya deger nitelikte. Suyuti’nin el itkan’inda, Buhari’nin eserlerinde bazi önemli mushaflardan ve bu mushaflarin içindeki surelerin listelerinden söz edilir. Örnegin, Muhammed’in en yakinlarindan biri bilinen ve Peygamberin, Kuran için ezberine basvurulacak dört kisiden biri olarak belirttigi Ibn Mesud’un mushafi, yine Muhammed’in danisilmasi gereken dört kisiden biri olarak söz ettigi Übeyy Ibn Ka’b’in mushafi, Abdullah Ibn Abbas’in mushafi, Muhammed’in karilarindan Aise’nin mushafi, Ali’nin mushafi bunlarin baslicalari. Ayrica bugün Alevi’lerin, Ali’nin mushafi olarak söz ettikleri bir mushaf ve Hindistan’da saklanan ayri bir mushaf daha var. Suyuti’nin ve Buhari’nin kitaplarinda belirtilen mushaflardan hiçbiri günümüze gelememis. Ancak bunlarin içerik listeleri yazilmistir. Ayrica bazi din kitaplarinda, bunlarda bulundugu söylenen ayet ve surelerden parçalar günümüze kadar gelmistir. Eldeki resmi nüshadan içerik yönünden farkli olduklari bu listelere bakinca hemen anlasiliyor.

Örnegin, Ibn Mesud’un “Mushaf”inda Fatiha Suresi gibi çok temel bir sure yok. Felak ve Nas sureleri de..Ali’nin surelerinin sirasi bugünküne uymuyor. Suyuti, kitabinda, Bakara suresinin, Ahzab suresi ile ayni uzunlukta oldugunu aktariyor. (Bkz. Suyuti, el itkan, 2/32.) Oysa bugün, eldeki resmi Kuran’da, Bakara 285 ayet iken, Ahzab yalnizca 73 ayettir. Üçüncü halife Osman döneminde bir he yet tarafindan yeniden derlenip yazilan Kuran’larin kaç adet oldugu ve su anda nerede bulunduklari tartismalidir. Kimilerine göre dört, kimisine göre bes ya da yedi
adet yazilmistir. Dörttür diyenlere göre, Osman bir nüshasini kendisine alikoymus, digerlerini Kufe’ye, Basra’ya ve Sam’a göndermistir. Mekke’ye, Yemen’e ve Bahreyn’e gönderilenlerden de söz ediliyor. Kimi kitaplardaki bilgilere göre, bu nüshalardan kopya edilip çogaltilmasina izin verilmis, kimi kisiler kendileri için “mushaflar” meydana getirmislerdir. Ancak, o zaman bu mushaflarda bulundugu söylenen ve örnekler aktarilan bazi Kuran parçalarinin resmi Kuran’da bulunmamasina ne demeli?? Bazi Islam kaynaklarinda, Osman döneminde çogaltilan nüshalarin bir kisminin bugün elde oldugu iddia edilir. Örnegin, bir kopyanin Taskent’te oldugundan söz eden çok sayida kitap vardir. Yine bazi Islami Türk kaynaklarinda Topkapi Müzesi’ndeki Kuran’in da Osman zamanindan kaldigi söylenir. Konunun arastirmacilarindan Prof. Dr. Suphi e’s-Salih kitabinda, “Peki, Osman döneminde hazirlanmis resmi nüsha simdi nerededir?” sorusunu ortaya atar ve doyurucu cevap bulamadigini açiklar. Kahire Kütüphanesi’nde oldugu söylenen nüshanin, Osman döneminden kalmis olamayacagini belirtir. Çünkü bu kitapta bir takim isaret ve noktalar vardir, böyle isaret ve noktalarin Islamiyet’in ilk yillarinda bulunmadigi belirtilmektedir. Müslümanlarin kutsal kitabinin resmi nüshasinin her yerde ayni oldugu dogrudur. Ancak, bugün Islam dünyasinda bilinen ve elde bulunan Kuran, Peygamberin “vahiy katiplerine yazdirdigi” söylenen Kuran’in ayni degil. Kaynaklar, bunu ortaya koyuyor.

 

Turan Dursun