disabled-img Haziran 02

Yavuz Semerci – Başınıza ateist düşsün!


disabled-img

SİYASET adamlarının kendini ateist tanımlayanları şeytanlaştırıp (dinen öyle olabilir) toplumsal linç mekanizmasını kurcalamaları şimdilik komik. Yine de yeni bir öcü yaratarak dindarları tedirgin etmeleri ve koltuk peşinde koşmaları yakışıksız bir tavır. Çünkü ateistler toplumsal yaşamda, dindarların düşmanı değildir. Ateizm bir ideoloji de değildir. Felsefi bir düşüncedir. Ateisti, tanrıtanımaz olarak nitelendirmek de doğru değildir. Çünkü ateist şöyle düşünür: ”Tanrıtanımazlık, ‘Tanrı var, biz tanımıyoruz’ anlamına gelir; halbuki ateist, yaşamın, olup bitenin ve olacakların bir yaradan kanalıyla gerçekleştiğini ve gerçekleşeceğine inanmaz.”

*

Şu gerçeği kabul etmek gerekir: Dini referanslardan uzak hukuk düzeni kurabilen gelişmiş toplumlarda ateistlerin sayısı hızla artıyor. Belki bu kıyamete işarettir bilemiyorum. Ama demokrasi ve özgürlüğün hâkim olduğu kişi haklarının ve inanç özgürlüğünün anayasal güvenceye alındığı toplumlarda hiç kimse ve özellikle siyasetçiler, inançlar üzerinden başkalarını şeytanlaştırmaz.

*

Üstelik dindar ile ateist arasında ahlaklı ve dürüst olmak, kurallara uymak, başkalarının haklarına saygılı olmak, inançlara saygılı davranmak açısından farklı bir duruş olamaz. Ateistler için yaşanılacak ya da tasarımı olan başka bir dünya yoktur. O yüzden yaşanılacak tek bir dünya vardır ve yaşamdan zevk almak ister. Toplumsal yaşamı herkesin mutluluğu üzerine kurgular. Anarşist olmaz, köktenci yaklaşmaz, yaşamayı ertelemez, iyi insan olmak gerektiğini bilir. Sanılanın aksine kargaşa ve kaostan nemalanmaz. Ve ne derseniz deyin, demokrasiyi hepinizden, hepimizden daha fazla arzular. Çünkü kendini ancak öyle bir ortamda ifade edebilir. Ateist bir örgüt yoktur. Dolayısıyla fethedilecek ülke, şehir ve kale yoktur. Toplumsal yaşamda kişi hakları ve özgürlüğü olmazsa olmaz tek isteğidir.

*

Dindar için cennet ve cehennemden oluşan öteki bir dünya vardır. Bu dünya, günah ve sevaplarıyla yaşanır. Öteki dünyadaki yerinizi bu dünyadaki yaşamınız (imtihanınız) belirleyecektir. Yani o da kötülük peşinde olamaz. Yaradan’ın takibi altındadır. Attığı adım, söylediği söz, kötü davranışı ve düşünceleri bile kayıt altındadır ve öldüğünde karşısına çıkacaktır.
Marksistler veya komünistler ateist olur, ama ateistler mutlaka komünist değildir. Öyle olsa Uzakdoğu’da Yaradan’ın olmadığını düşünen milyonlarca insan kapitalist sistemde yaşamazdı. Fransa dünyada en çok ateistin yaşadığı ülke olmazdı.

*

Sonuç olarak ateistler, kimsenin kafasını kesmez, kimseyi inançlı diye öldürmez. Kimseyi günahkâr diye damgalamaz. İnançlı insanların inanç özgürlüğünü yasaklamanın yollarını aramaz. Sadece dinin siyasallaşması ve dine dayalı bir toplum yaratma mücadelesi yapanlardan korkar. Bence dindarların da bundan korkması gerekir!

*

Sonuç olarak ateistler üzerinden toplumu korkutmak gereksizdir. Ateistlerin, dindarlar tarafından günahkâr kabul edilmesi normaldir. Yine de Yaradan’a inanmayanların neyle ödüllendirileceğini Yaradan’a bırakın ve insanların içlerine nefret tohumları ekmeyin. Üstelik ülkeyi yönetenlerin, cadı avlarına çıkması, inananlar ve inanmayanlar diye ahlak tarifleri yapması, kişi ve kurumları sadece kişisel bir tercih olan ateistlik üzerinden düşmanlaştırması ortaçağ kafasıdır. Bırakın kim neye inanıyorsa, inandıklarıyla yaşasın. Ne ateistlerin ne de dindarların ahlak ve yaşam biçimleri konusunda derse, tavsiyeye ve yönlendirmeye ihtiyacı yoktur.

Haber Türk