Mohammed-notification-letters02.3c Nisan 01

Muhammed Okuma-Yazma Biliyordu !!


Birazdan Müslümanların çok sık kullandıkları bir yalanın çöküşünü büyük bir heyecanla izleyeceksiniz.Muhammed’in okuma-yazma bilmediği yalanı!
Bu yalanın bu kadar sık dile getirilme nedeni ise ”Muhammed okuma-yazma bilse Kur’an’ı kendi yazabilirdi,fakat okuma-yazma bilmediği için kesinlikle Allah’tan inmiştir” diyerek Kur’an’ın Allah katından olduğuna kanıt getirmek derdidir.
Bir kere Muhammed tüccardı,okuma-yazma-hesap-kitap bilmediğini iddia etmek çok gülünçtür.Bunu bi dereceye kadar kabul ettik diyelim fakat bu yazıyı okuduktan sonra hala aynı iddiaları savunan kişinin aklından şüphe ederim.
Tabi bu iddiada şu ayetlerin yanlış anlaşılması da rol oynuyor.Ayetleri verelim ve yanlış anlamayı düzeltelim önce:
Ankebut:48=Sen şu Kur’an’dan önce hiçbir kitap okumuyor ve onu sağ elinle yazmıyordun. (Okuyup yazsaydın) o takdirde batıl peşinde koşanlar, şüpheye düşerlerdi.
Muhammed’in okur yazar olmadığı görüşü doğru olamaz. Bu anlayış, Kur’ân’ın, Muhammed’in, daha önce bir ‘Kitap’ okumadığını ve eliyle kitap yazmadığını belirten Ankebût Suresi’nin yukarıdaki ayetinin yanlış anlaşılmasından kaynaklanır. Oysa o âyette Muhammed’in okuma yazma bilmediği değil, o çevrede tek dinî Kitap olan Tevrat’ı okumadığı ve onu yazmadığı, Kur’ân’ı bir yerden okuyarak değil, vahiy ile aldığı anlatılır. Bazı ‘Kitap’ ehli kimseler, Kur’ân’da anlatılanların Tevrat ve İncîl’den iktibas edildiğini söylemiş olmalılar ki (ki bu şüphe götürmeyecek derece açıktır ”Kur’an’ın büyük çoğunluğu İncil ve Tevrat’tan kopyalanmıştır) 47. ve 48. âyetler, Muhammed’in, önceden bir ‘Kitap’ okumadığını, yazmadığını; bu söylediklerinin, kendilerine ilim verilmiş olanların hafızalarında bulunan âyetler olduğunu belirtiyor.
Bu yanlışı düzelttikten sonra diğer kanıtlarıma geçmek istiyorum.Muhammed birçok mektup yazmıştır hatta kitabı bile vardır.
Bu arada kanıtlarımın kanıt niteliği taşıması için çok uğraştım,hadislerin tümü sahihliği reddedilemez olan Kuttubi Sitte’dendir:
Sâlim, babası Abdullah İbnu Ömer’den naklen anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) (mallardan alınması gereken) zekâtlarını miktarını belirten bir kitap yazmıştı. Âmillerine göndermeden vefat etti. Resülullah onu kılıncına yakın olarak asmıştı. Hz. Ebü Bekir (radıyallâhu anh), ölünceye kadar onunla amel etti. Sonra Hz. Ömer (radıyallâhu anh) de ölünceye kadar onunla amel etti. Bu kitapta şunlar yazılı idi:
Develer
1) 5 devenin zekatı 1 koyundur.
2) 10 devenin zekatı 2 koyundur.
3) 15 devenin zekatı 3 koyundur.
4) 20 devenin zekatı 4 koyundur.
5) 25’e ulaştı mı 35’e kadar, zekat bir bintu mehaz’dır.
6) 36’ya ulaştı mı 45’e kadar, zekat bir ibnu lebun’dur.
7) 46’ya ulaştı mı 60’a kadar, zekat bir hıkka’dır.
8) 61’e ulaştı mı 75’e kadar, zekat bir ceza’a’dır.
9) 76’ya ulaştı mı 90’a kadar, zekat 2 ibnetu lebûn’dur.
10) 91’e ulaştı mı 120’ye kadar, zekat 2 hıkka’dır.
11) Deve 120’den fazla ise zekat her elliye bir hıkka; her kırka bir ibnetu lebûn zekat gerekir.
Koyuna Gelince
12) 40’a ulaşınca 120 koyuna kadar zekatı 1 koyundur.
13) 121’e ulaşınca 200 koyuna kadar zekatı 2 koyundur.
14) 201’e ulaşınca 300 koyuna kadar zekatı 3 koyundur.
15) 300’ü aştı mı her 100 koyuna bir koyun zekat düşer, yüzden aşağıda kalan küsurata zekat düşmez.
16) Zekat korkusuyla müctemi (birleşik) olanlar ayrılmaz, müteferrik (ayn) olanlar da birleştirilmez.
17) İki ortağın malından alınan zekatta, her ikisi de adalet üzere birbirlerine müracaat ederler.
18) Zekât olarak, çok yaşlı ve ayıplı olan hayvan alınmaz.
19) Zühri der ki: “Zekatı almak üzere memur geldiği vakit, koyunlar üç sınıfa ayrılır: Üçte biri kötü, üçte biri iyi, üçte biri de vasat. Zekat memuru, zekat payını vasat kısmından alır.” Zühri, sığırdan bahsetmez.”
Tirmizi, Zekat 4, (621); Ebu Davud, Zekat 4, (1568, 1569, 1570); İbnu Mace, Zekat 9, (1798).
Görüldüğü gibi Muhammed’in kitabı bile varmış ve içeriği bile ”Sahih” kaynaklarda geçmektedir.Bu kitaptan sonra hala mı Muhammed’in okur-yazar olduğuna iman etmezsiniz?
Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) (İran Kisrasına göndermek için) bir mektub yazmıştı. Kendisine: “Onlar mühürlü olmayan mektubu okumazlar” denildi. Bunun üzerine gümüş bir mühür yaptırdı. Üzerine Muhammed Resülullah cümlesini kazdırdı. Cemaate de:
“Ben bir mühür yaptırdım. Üzerine Muhammed Resülullah kazdırdım, kimse bunu yüzüğüne kazdırmasın” buyurdu.”
Bir rivâyette şöyle gelmiştir: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) sağ (eli) ne gümüş bir yüzük taktı. Kaşı Habeşi idi. Karşı avucunun içine geliyordu.”
Buhâri, Libâs 46, 50, 51, 54, 55; Müslim, Mesâcid 222, (640); Libâs 55-63, (2092-2095); Ebü Dâvud, Hâtim 1-2, (4214-4217, 4221); Tirmizi, İsti’zân 25, (2719), Libâs 14-17, (1739-1748); Nesâi, ZÎnet 48-82, (8,173-195); İbnu Mâce, Libâs 39, (3639), 41, (3645).
Muhammed’in yazdğı mektupları.
Abdülmecid İBnu Vehb anlatıyor: “Bana, el-Addâ’ İbnu Hâlid (radıyallahu anh): “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın bana yazdığı bir mektubu sana okuyayım mı?” dedi. Ben: “Memnuniyetle!” deyince bir mektup çıkardı. Mektupta şunlar yazılı idi: “Bu, el-Addâ İbnu Hâlid İbni Zehve’nin Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm)’den satın aldığı şeyi tevsik eder. el-Addâ ondan bir köle veya cariye satın aldı. Kölede, ne herhangi bir hastalık, ne (zina, hırsızlık, kaçma gibi) bir düşkünlük ne de (satışını gayr-ı meşru kılan hürr asıllı bulunmak, emânet ve rehin olarak verilmiş olmak gibi) haramlık yoktur. Bu Müslümanın Müslümana satışıdır.”
Tirmizî, Büyû 8, (1216); Buhârî, senetsiz olarak kaydetmiştir. (Büyû, 19); İbnu Mâce, Ticarât 47, (2251).
Muhammed’in yazdığı mektupları.
809 – Abdullah İbnu Ebî Bekr İbni Amr İbni Hazm (radıyallahu anh), “Hz. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın Amr İbnu Hazm (radıyallahu anh)’a yazdığı mektupta: “Kur’ân’a sâdece temiz olanlar dokunsun” emri de vardı.”
Muvatta, Kur’ân 1, (1,199).
Muhammed’in yazdığı mektupları.
Amir İbnu Şehr (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) (peygamber olarak ortaya) çıktığı zaman, Hamdân kabilesi bana: “Gidip şu adam hakkında araştırıp bize haber getirebilir misin? Şâyet bizim adımıza memnun kalırsan biz de onu kabul ederiz, şayet beğenmediğin bir husus olursa biz de reddederiz” dediler. Ben de: “Pekâla!” dedim.
Yola çıkıp Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’in yanına kadar geldim. (Gördüm, inceledim ve) memnun kaldım. Kavmim de Müslüman oldu. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), Ümeyr Zî Merrân’a şu mektubu yazdı.”
Râvi devamla der ki: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), Mâlik İbnu Mirâre er-Rehâvî’yi Yemen’in tamamına (elçi olarak) yolladı. Akk Zû Hayvân Müslüman oldu.”
Râvi devamla der ki: “Akk’a: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a git, köyün ve malın için kendisinden emân al” dendi. O da hemen Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a geldi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) kendisine şu eman mektubunu yazdı:
“Bismillahirrahmanirrahim, Allah’ın Resûlü Muhammed’den Akk Zû Hayvân’a: “Eğer arâzisinde, malında, kölesinde (İslâm’a) sadık kalırsa, kendisine emân vardır, Allah’ın ve Allah’ın Resûlü Muhammed’in garantisi vardır. Bu emânı Hâlid İbnu Saîd İbni’1-As yazdı.”
Ebu Dâvud, Harâc 27, (3027).
Muhammed ve yazdığı mektupları.
Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Kisrâ’ya ve Necâşi’ye -bu Necâşî üzerine cenaze namazı kıldığı Necâşi değildir- ve bütün inatçı cebbarlara, onları aziz ve celil olan Allah’a davet eden mektuplar yazdı.”
Müslim, Cihad 75, (1774); Tirmizi, İsti’zân 23, (2717)
Muhammed ve yazdığı mektupları.
Seleme İbnu Nu’aym İbni Mes’ûd el-Eşca’i, babası radıyallahu anh’tan anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’ın, Müseylime’nin kendisine yazdığı mektubu okuyunca, mektubu getiren iki elçiye şöyle söylediğini işitmiştir: “Bu yazdığı meselede siz ne diyorsunuz?” Elçiler:
“Biz de onun söylediğini söyleriz!” dediler. Bunun üzerine Aleyhissalâtu vesselâm: “Eğer elçileri öldürmemek kaide olmasaydı boyunlarınızı muhakkak uçururdum!” buyurdular.”
Ebu Dâvud, Cihad 166, (2761)
Görüldüğü gibi burada da Muhammed mektup okuyor.
Enes İbnu Mâlik radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Miraç gecesinde cennetin kapısı üzerinde şu ibarenin yaz ılı olduğunu gördüm: “Sadaka on misliyle mükafaatlandırılacaktır. Ödünç para onsekiz misliyle mllükafaatlandırılacaktır.” Ben: “Ey Cibril! Ödünç verilen şey ne sebeple sadakadan daha üstün oluyor?” diye sordum.” “Çünkü dedi, dilenci (çoğu kere) yanında para olduğu halde sadaka ister. Borç isteyen ise, ihtiyacı sebebiyle talepte bulunur.”
Kütüb-ü Sitte – Hadisler: : 6705
Muhammed okuma bilmese,Cennet kapısındaki yazıyı nasıl okuyupda Cebrail’e o yazı hakkında sorabilir?
Zeyd İbnu Abdillah anlatıyor: “Biz Basra’da Mirbed denen yerde idik. Saçları dağınık, bir adam geldi, elinde kırmızı renkli bir deri parçası vardı. Kendisine: “- Köylüsün galiba.” dedik.
“- Evet!” dedi.
“- Elindeki şu deri parçasını bize ver (de ne var bir bakalım)!” dedik.
Hemen alıp içindekini okuduk. Şu yazılı idi: “Allah’ın Resûlü Muhammed’den Benî Züheyr İbnu Kays . Siz, şâyet Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğuna şehâdet eder, namaz kılar, zekat verir, ganimetten beşte biri, Peygamberin hissesini ve safiyy payı’nı eda ederseniz, sizler Allah ve Resûlü’nün emânıyla emniyette olursunuz.
Biz: “Bu mektubu size kim yazdı?” diye sorduk. “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)!” dedi.
Ebu Dâvud, Harac 21, (2999); Nesâî, Fey 1, (7,134).
Görüldüğü gibi Muhammed’in yazdığı bir mektup daha.
Hudeybiye Barış Antlaşması yazılırken Kureyş delegesi “Allah’ın Elçisi Muhammed” sözünü kabul etmeyince Hz. Muhammed, antlaşmayı yazan Alî’ye “Allah’ın elçisi” sözünü silmesini emretti, fakat Alî, bu sözü silemeyeceğini söyleyince Peygamber (S.A.V), sayfayı alıp, o sözü sildi ve kendi adını yazdı.
Buhârî

Bilim ve din tartışma kulübünden alıntıdır

‪#‎eresbos‬

Facebook.com/EvrimselAteizm