god-1 Aralık 07

Bir Ateistle Tanrı Üzerine Konuşmalar


god-1

– tanrıya inanıyor musun?
+ o ne?
– tanrı işte canım. hani evreni yaratan…
+ öyle biri mi var?
– onu soruyorum işte; var mı sence öyle biri?
+ bilmem.
– sence önemli bir soru değil mi bu?
+ bence bu gelişigüzel bir soru.
– peki aynı tanrının seni öldükten sonra yargılayacağını söylesem?
+ öldükten sonra dirileceğimi mi söylüyorsun?
– ölmek ve dirilmekten çok, ruhunun vücuttan ayrılması diyebiliriz.
+ ruh ne?
– vücudunu denetleyen, seni sen yapan şey.
+ beynim olabilir mi mesela?
– hayır. vücudunun herhangi bir parçası olamaz.
+ anlamıyorum. ne o zaman bu? nerede?
– evrenin başka bir boyutu gibi düşünebilirsin onu. bu boyutun arkasındaki bir perde gibi.
+ peki. bunu kabul edebilirim.
– e? inanıyor musun?
+ ruha mı?
– ruha, tanrıya…
+ inanmam için herhangi bir sebep göremedim henüz.
– ona inanmazsan seni cezalandıracağını söylediğini de eklesem?
+ hm. bu biraz korkutucu tabii. tam olarak neye inanmam gerekiyor cezalandırılmamak için?
– çeşitli dinler var. hepsi farklı şeyler söylüyor bu konuda.
+ bu “dinler” nereden biliyorlar neye inanılması gerektiğini?
– tanrı peygamberler aracılığıyla emirlerini iletiyor. farklı emirler var. hepsi ayrı bir dini oluşturuyor.
+ kaç din var?
– bolca var. ama hepsinin emirleri tutarlı değil.
+ tutarlı emir yazmak ne kadar zor olabilir ki?
– sadece tutarlı demek istemedim aslında. bazıları mucizeler içeriyor.
+ mucize nedir?
– tanrının isteğiyle olan, normalde olması imkânsız şeyler.
+ ne gibi meselâ?
– kimsenin yazamayacağı sözler gibi.
+ örneğin?
– örneğin henüz bilmediğin bir şeyi söyleyen sözler.
+ henüz keşfedilmemiş bilimsel bir gerçek gibi mi?
– kesinlikle.
+ var mı ilk kez tanrının emirlerinden öğrenilmiş bilimsel bir gerçek?
– sanırım yok. emirler doğrudan gerçekleri yazmıyorlar. ama bir gerçeğe ulaşınca bakıp tanrının bir emrinde onu çoktan söylemiş olduğunu anlayabiliyoruz.
+ bana nostradamus’u hatırlattı bu…
– mucizeler sadece gerçeklerle ilgili değil, ahlâkla da ilgili.
+ ne gibi?
– tanrı bize iyi olmamızı öğütlüyor.
+ annem de yapıyor bunu.
– ama tanrı iyi olmanın yollarını da açıklıyor.
+ annem bunu da yapıyor.
– annen neyin iyi olduğunu nereden biliyor?
+ bilmem. tanrı neyin iyi olduğunu nereden biliyor?
– tanrı her şeyin en iyisini bilir çünkü.
+ biraz döngüsel olmadı mı? tanrı en iyiyi söylediği için sözleri mucizedir. ama en iyiyi sadece kendisi bilir. öyleyse sözler mucizeyse mucizedir, değilse değildir demiş oldun.
– ya fiziksel mucizeler? peygamberlerin tanrıyla iletişim kurması, ırmakların yarılması, vs.?
+ öyle şeyler okumuştum. odyssey destanındaki olaylar daha yaratıcı geliyor bana.
– bu olaylara inanmıyorsun yani?
+ sen odyssey’deki olaylara inanıyor musun?
– kim inanıyor ki onlara?
+ senin dediklerine daha çok insanın inanıyor olmasını bir argüman olarak sürmeyeceksin umarım?
– bu gerçeğin bir sürü insanın inanmasında etkili olduğuna eminim. özellikle anne baba inanıyorsa, çocuk da inanır genellikle.
+ çocukları kandırırsan noel baba’ya da inanırlar.
– anladım seni. ateistsin yani?
+ neyim?
– ateist. tanrıya inanmıyorsun.
+ baştan beri tanımladığın şeylere, tanrı, ruh, peygamber, din, mucize, bunlara inanmak için hiçbir sebep görmüyorum, evet.
– bence sorun yok. en azından bazı ateistler gibi bu kavramlarla dalga geçmiyorsun.
+ açıkçası dalga geçmemek için de bir sebep görmüyorum. himinileri gubardatacak hobaraklar arıyorum dersem komik olur değil mi?
– eh.
+ sen de şu anda bana evreni yaratan, “ruhları” cezalandıran, “peygamberle” konuşan, “mucizeler” yapan bir “tanrıdan” bahsediyorsun.
– ama buna bir sürü insan inanıyor.
+ toplanıp döverler mi demek istiyorsun?
– yani…
+ evet, bu dalga geçmemek için iyi bir sebep olabilir.
– insanlar bu yüzden savaşabiliyor.
+ beni karıştırmayacaklarsa o çok dert değil.
– maalesef bir bomba patladığında senin de ölmemen için bir sebep yok.
+ hm. ne öneriyorsun?
– yanlış inançlara karşı devamlı bir savaş hâlindeyiz zaten.
+ eminim şu anda bomba patlatmak üzere olan herkes aynı şeyi söylüyordur.
– ne demek istiyorsun?
+ insanların dinler yüzünden savaştığını söylüyorsun. ancak bunu engellemek için önerdiğin şey de dinler arası bir savaştan başka bir şey değil.
– peki sen ne öneriyorsun?
+ illa bir şey önermem gerekseydi insanlara dinlerden kurtulmalarını önerirdim.
– kimse dinlemez ki?
+ tam da bu yüzden bir şey önermeyeceğim.
– e? ne yapacaksın?
+ izninle takılacağım biraz. dışarda güneş açtı, sâhil çok güzeldir şimdi.