52747 Kasım 03

Maymun ve Kafes Deneyi


52747

Bir kafese beş maymun ve kafesin ortasına bir merdiven konup, onun hizasında bulunan ipe de muz kangalı asılır.

Kısa sürede maymunlardan biri merdivene çıkarak muza ulaşmak ister. Ancak maymunun üzerine derhal soğuk su sıkılarak bu girişiminden vazgeçirilir. Keza kafesteki her maymundan biri ne zaman muza yönelse su sıkılmaya devam edilir. Bir süre sonra maymunlar ıslanacaklarını bilip, merdivenden uzak durmaya, hatta merdivene gitmeme konusunda birbirlerini engellemeye başlarlar.

Bilahare maymunlardan biri çıkarılıp, kafese yeni bir maymun alınır. Tabii kafese girer girmez muzu almak için doğruca merdivene yönelir. O anda diğer dört maymun birleşerek, yeni geleni merdivene çıkarmamak için hayli uğraşır, hatta pataklarlar.

Daha sonra eski maymunlardan biri daha dışarı çıkarılıp, kafese yeni bir maymun konur. O da muza yönelmek istese de, diğerleri tarafından engellenir.

İşin ilginç yanı engelleyenler içinde en hararetli olan, kafese sonradan gelen, suyla ıslatılmayan ve neden bu işi yaptığını bilmeyendir.

Böylelikle kafesteki tüm maymunlar değiştirilir, sonuçta açlıklarına rağmen maymunlardan hiç biri merdivene ve muza yönelmez. İçlerinden biri yönelmeye kalkışsa da, diğerlerinden temiz bir dayak yer.

Kafeste son kalan maymunların hiç birine soğuk su sıkılmamasına ve hiç biri merdivene gitmenin ne gibi sakıncası olduğunu bilmemelerine rağmen, kafesteki düzeni sağlamak konusunda kararlı bir tutum sergilerler.

Öte yandan aynı maymunlar artık kafeste asılı bir kangal muzun anlamını kavrayamaz hale geldiklerinde ise, kısa süre önce kendilerini ıslatanların ellerinden muz yemeye alıştırılırlar.

Karınları acıktığında bir parça muz için minnet duygusuyla sahiplerine bakar ve bu kez de yiyeceği kapmak için birbirlerine girerler.

* * *

Maymunlara yönelik deneylerin büyük bir bölümüne toplumsal yaşamda da rastlamak mümkündür. İnsanlar öyle hale getirilir ki, yaşam biçimi ve geleceğiyle bağdaşmayan görüşleri hararetle savunanlar haline dönüşebilirler.

Ayrıca çağımızda kitlelerin etkilenmesinde değişik propaganda araçları kullanılmaktadır.

Bu nedenle toplum içindeki yeri, sınıfsal konumu, çıkarları ve amaçları farklı olan insanlar sadece bir kesimin yararına olan düşüncenin fanatik neferi oluverirler.

Özellikle Güney Amerika örneklerinden yola çıkarak söylemek gerekirse; demokrasi kültürünü içselleştirememiş veya diktatörleşme eğilimindeki yönetimlerce toplumsal yapının kontrolü iki biçimde sağlanır.

Toplumsal baskı ve yoksullara yardım…

Öncelikle bireylerin kendilerini çaresiz hissetmeleri sağlanır. Yönetenlerin sıkça gerçekleştirdikleri güç gösterileri, kimi zaman alaycı ve kimi zaman da kafa tutan söylem dili sonucu sıradan insanın bu yapı karşısında ben neyim ki, ben bir hiçim demesi uzun sürmez. Bireyler kısa süre sonra tıpkı ite kaka kafese doldurulan maymun gibi olurlar. Ürkek, şaşkın ve çaresizdirler.

Bireylerin kendi hakları için talepte bulunmalarına ve mücadele etmelerine izin verilmez. Keza bir araya gelerek ortak duygu ve düşüncelerini paylaşmaları da istenmez. Bunun en iyi yolu sürekli izlendikleri kanısına kapılmalarını sağlamaktır. Mahremiyetine yönelik sistematik saldırılar sonucu birey tıpkı bir kafesteki maymun gibi başkaları tarafından devamlı gözlendiği hissine kapılır.

Daha iyi iş, daha iyi gelir ve daha fazla özgürlük taleplerine karşı şiddet kullanmaktan çekinilmez. Şiddet; huzur ve istikrarın güvencesi gibi yansıtılır. Sonuçta tıpkı üzerlerine soğuk su sıkılan maymunlar gibi dayatılan sisteme entegre hale gelirler.

Bir de geniş yoksul yığınlardan oluşan düzen koruyucuları vardır. Ortak aklın ne demek olduğunu kavrayabilecek bilgi birikimine sahip değildirler. Mücadele duyguları körelmiştir. Özgür düşüncenin yüceliğini kavrayamamışlardır. Yaşama tutunma anlayışı içinde yüksek politikadan bihaberdirler.

Güce biat etmek yoluyla ayakta kalmaktan başka bir yol bilmezler. Zira geçmişteki örneklerden mevcut istikrarın bozulması durumunda en büyük darbeyi kendilerinin çektiğini öğrenmişlerdir. Bıçak kemiğe dayanmadığı sürece düzeni koruma konusunda kararlılık gösterirler.

Düzen koruyucuları, yönetenlerin müttefiki konumundadırlar. Karnının doyması, temel ihtiyaçlarının karşılanması ve biraz da gururunun okşanmasından mutlu olurlar. Bunları karşılayan güce taparlar.

En büyük dertleri karınlarının doyurulmasıdır. Yönetenlerce yeterince doyurulmadıkları veya onların güç kaybettiğini algıladıklarında ise, ittifakı bozar ve en sert saldırıları yaparlar. Yani tıpkı kafese sonradan konan maymun gibidirler.

Tüm bunların yanında bir de ortak kaderi paylaştığı insanları bir yana bırakıp, çıkarları ya da egoları gereği yönetenin yanında duranlara da değinmek gerekir. Varlıklarını sürdürmeleri yönetenlere sağladıkları yararla bağlantılıdır. Her iktidar dönemine kolaylıkla uyum sağlarlar. Kısaca bunlara gönülsüz gibi görünen destekçiler diyebiliriz.

Bu destekçiler, yani “yetmez ama evet” diyenler, maymunu ıslatan hortumun bir ucundan tutanlardır.

Bugün Tunus ve Mısır’da olanlara bir de bu gözle bakmak gerekmektedir. Geçtiğimiz yıl Mısır’da gerçekleşen seçimde iktidar partisinin oy oranı % 90 dolayındaydı. Bir yıl önce bu denli destek görenler, bugün binlerce kişinin isyanıyla yüz yüze kalıp istifa etmek durumunda kaldılar.

Neden? Çünkü yıllardır baskı altında tutulan ve iaşe yardımıyla ayakta kalan yoksul yığınlar ekonomik kriz nedeniyle aç kaldılar ve Tunus örneğinden sonra Hüsnü Mübarek devrinin bitmekte olduğunu anladılar. Düne kadar oylarıyla destek verdiklerine, bugün haşin biçimde saldırıyorlar.

Arap dünyasındaki bu kıpırdanış umarım eski diktatörlerin, yenileriyle yer değiştirmesi sonucunu doğurmaz ve umarım Arap halkları gerçek hak ve özgürlüklerini savunan iktidarlara sahip olurlar.

Bu arada umarım iki partili meclisi yeterli gören, milli irade böyle istiyor diyerek aklına eseni, çıkarına geleni yapmaktan çekinmeyen, sürekli böbürlenen anlayış da bu olan bitenden gereken dersi çıkarır ve yeri geldiğinde sayısal destek ile abartılı gücün bir anlam ifade etmeyeceğini anlar.

Gerçek huzur ve istikrarın yolu vesayet anlayışından değil; toplumsal bütünleşmeden, insana eşit yaklaşımdan, birey haklarına özen göstermekten, sosyal devlet ilkesi ve hukukun üstünlüğüne inanmaktan geçer.

Yoksa düzen koruyucuları olan yoksul yığınlar yeterince doyurulmadığında veya maymunlar ıslanma pahasına merdivene çıkma kararlılığını gösterdiklerinde en yakın havaalanına gitmekten başka yapacak pek bir şeyleri kalmaz.

Osaldan.com