depresyon Eylül 21

Dindar İnsanlar Daha mı Depresif?


depresyon

Teselliyi dinde bulanların daha mutlu ve psikolojik açıdan daha sağlıklı olduklarını düşünmeye eğilimliyiz. 2012’de sonuçları yayımlanan bir araştırma da, dinsel ve ruhani inançların depresyona karşı koruyucu olduğunu ve daha sağlıklı bir zihinle ilişkili olduğunu göstermişti.

Ancak bu kez, çok daha geniş çaplı bir araştırma dinsel inanç ve depresyon (TDK’nın yeni önerisine göre çökkünlük) arasında yüksek bir ilişki olduğunu ortaya çıkardı. Birleşik Krallık’tan Şili’ye kadar çeşitli ülkelerden 8000 katılımcının bir yıl boyunca dinsellik seviyesi ölçüldü. 

Profesör Michael King önderliğinde gerçekleştirilen araştırma, Birleşik Krallık, Şili ve Avrupa’nın çeşitli üniversitelerinde gerçekleştirildi. En saygın psikiyatri dergilerinden biri olan “Psychological Medicine”da yayımlandı.

Araştırmanın en çarpıcı bulgusu ise ruhaniliğe yatkın katılımcıların majör depresyona daha yatkın olduklarıydı. Daha güçlü dinsel veya ruhani düşünceleri olanların sonraki 12 ay boyunca majör depresyon yaşamaları olasılığı iki kat daha fazlaydı.

Araştırma dini, dinsel pratikler anlamında ele alıyor, örneğin tapınağa, kiliseye, camiye veya sinagoga gitmek. Ruhani olmak ise bir dinin takipçisi olmak değil de, ruhani inanç ve deneyimlere sahip olmak olarak tanımlanıyor. Hayatınıza etki eden, sizden başka bir gücün varlığına inanmak gibi.

Akla dinselliğin mi insanları depresyona daha yatkın kıldığı yoksa depresyona yatkın insanların mı daha dindar olduğu sorusu geliyor. Depresyondaki insanların üstesinden gelmeyi başaramayacakları durumların altından kalkabilmek için dine yönelmeleri oldukça akla yatkın.

Depresyon hastaları çaresizlik, umutsuzluk, değersizlik ve kontrol yitimi gibi duyguları yaşarlar; hayatın olumlu yanına bakmakta ve depresyonda olmayanlara dışarı çıkıp dünyayı fethetme özgüveni veren optizmi geliştirmekte güçlük çekerler.

Böyle kişiler için sizi seven, dualarınız ve yaptığınız iyi işler sırasında sizi gören, dünyada işler iyi gitmese de her şeyin mükemmel olduğu bir öbür dünya vaat eden bir Tanrı fikri oldukça rahatlatıcı bir plasebo olabilir. Özellikle klinik depresyon yaşadığınızın farkında değilken (bunu yaşayanlar için tam bir çelişki), kendinizi buna inandırırsanız, tam bir şifa gibi görünebilir.

Önceki araştırma, yaşanan olaylarda dinin koruyucu etkisi olabileceğini ortaya çıkarmasına rağmen, yeni araştırma buna herhangi bir kanıt bulamadı. Araştırmacılar seküler görüşün aksine, dinsel ve ruhani bakış açısının bireyleri majör depresyon başlangıcına eğilimli kıldığı sonucuna vardı. İnanç ve uygulamalar önceden düşünüldüğü gibi olumsuz olaylarda tampon vazifesi görmüyor.

Araştırmacılar, dinsel inancın zihin sağlığı üzerinde bu kadar olumlu bir etkisi varsa, bunun çoğu araştırmada ortaya çıkması gerektiğini söylüyorlar.

Belki de bu yüzden, fakir kalma korkusu gibi gibi depresyonun en kötü sebeplerine karşı insanları koruyan toplumların ateist oranı daha fazla. İnsanlar kendi yaşamları üzerinde kontrolü olduğunu hissediyor ve bugün için umut taşıyorsa, bu uluslar daha fazla ateiste sahip olmaya yatkın oluyor.

Bu araştırma duygu durumlarımızın bizi ateist argümanları işitmeye daha istekli kılmasındaki rolünü hafife aldığımızı gösteriyor. Kendinizi iyi hissederken, sizi siz olduğunuz için seven bir Tanrı olduğunu duyma ihtiyacını daha az hissedersiniz. Yarın için umut taşıyorsanız, cennet vaadi o kadar da çekici değildir. Yaşamınızı kontrol ettiğinizi hissediyorsanız, kendi adınıza doğaüstü bir varlığın aracılığına hiç ihtiyaç duymazsınız.

Ateistlerin ellerindeki en büyük avantaj, dinin tek başına insanlara gerçekten yardım ettiğine inanmak için bir gerekçeleri olmaması. Sonuçta, dindar insanların daha yüksek depresyon oranları, dinin kendilerini daha iyi hissettireceğini umut edebileceklerine işaret ediyor, din çoğu zaman işlerine yaramasa bile!

Neyse ki daha fazla sayıda ateist, ateist aktivistlerin zihin sağlığı hakkında konuşmaları, zihinsel sorunlar yaşayan insanlara ulaşmaları ve ihtiyaçları olan kanıt temelli yardımı vermeleri gerektiği konusunu ciddiye almaya başlıyor.

Greta Christina ve JT Eberhard gibi ateist aktivistler, zihinsel sorunlarıyla ilgili kendi mücadeleleri hakkında konuşmaya başladılar. Cevap olarak dua veya cennet sunmak yerine, takipçilerini yardım almaları için terapi ya da doktor gözetiminde ilaç kullanımı gibi kanıtlanmış yöntemlere yönlendiriyorlar. Şüphesiz, ateistlerin depresyon konusunda yardım almak için konuşabilmelerinde eşsiz bir yan var. Çünkü meseleyi ruhanilikle bulandırmadan doğrudan depresyonun çevresel ve biyolojik faktörleri hakkında konuşabiliyorlar.

Kaynaklar:
http://www.huffingtonpost.co.uk/dr-raj-persaud/religion-depression_b_3928675.html?utm_hp_ref=uk
http://www.salon.com/2013/09/20/are_religious_people_more_depressed_partner/

Garajımdaki Ejder