rs_1360357790 Mayıs 30

Spiritüellere kötü haber


rs_1360357790

University College London’da yapılan araştırmada; bir dine bağlı olmaksızın inançları olanların, ateist, agnostik ve dindarlara oranla daha fazla mental sorun yaşamaya eğilimli oldukları saptandı. Uyuşturucu bağımlılığı, nevrotik bozukluk, anksiyete, depresyon, anoreksi gibi hastalıklar spiritüellerde daha fazla görülüyor. Deistler de risk altında!

Araştırmaya katılan 7403 kişi üç gruba ayrıldı.

%35’ini düzenli olarak kilise, cami, sinagog veya tapınağa gittiğini söyleyen dindarlar oluşturdu. %46’sı inançsız olduklarını ifade eden ateist ve agnostiklerdi. Geri kalan %19 ise bir din çatısı altında bulunmayan, ancak çeşitli manevi inançları olanlardı.

Aslında “inançlı olma ama dindar olmama” durumu tanımlanması güç bir gri alanı ifade ediyor. Genel anlamıyla; organize dinlerin ibadetlerini ve kurallarını benimsemeyen, ancak bir çeşit yüksek gücün varlığını kabul eden kişileri tanımlıyor. Dinsiz olan bu grubun %88’i tanrının varlığına inanıyor, %58’i evren ile spiritüel bir bağ hissediyor, %21’i düzenli olarak dua ediyor.

Bu grupta yer alanlarda yeme bozuklukları, uyuşturucu sorunu, fobi gibi rahatsızlıklara daha fazla ve sık rastlandı. Ayrıca bu grupta yer alanların diğerlerine göre psikiyatrik ilaç kullanma oranı da daha yüksek çıktı.

Diğer iki gruba oranla uyuşturucuya bağımlı olma riski yüzde 77, fobi sahibi olma riski yüzde 72, yeme bozukluğuna yakalanma riski yüzde 50, sinir hastalıklarına ve psikolojik rahasızlıklara yakalanma riski ise yüzde 37 daha fazla.

Araştırmacılara göre, dini çerçeve olmaksızın çeşitli inançlar geliştirenler ruhsal bozukluk yaşamaya daha eğilimliler.

Stanford üniversitesinden Tanya Luhrmann araştırma sonuçlarını değerlendirirken, organize dinlerin inananlarına toplumsal destek, grup halinde ibadet, koruyan/seven bir tanrı inancı gibi avantajlar sunduğunu ifade etti. Din dışı spiritüel inanç sahiplerinde ise bu gibi avantajlar bir arada bulunmayabiliyor.

Agnostik