images Mayıs 14

İbn el-Ravendi: 1000 yıl önceki Turan Dursun


images

Bilim ve Ütopya Dergisi, bu sayısında dinde akılcılığı savunan, peygamber, kutsal kitap, ibadet gibi kutsal değerlere karşı çıkan 11. yüzyıl rasyonalistlerinden İbn el-Ravendi’yi konu edindi. Dergi okuyucularına Ravendi’yi şöyle tanıttı: 

Ortaçağ İslam Bilginlerinin Büyük Tartışması
İslam’da Peygamberliğe Reddiye
Akılcılığın Zirvesi: İbn el-Ravendi

İbn el- Ravendi etkileyici bir Tanrıtanımaz eserler külliyatının (sözümona ‘düşkün’ olduğu dönemde) yanı sıra birçok saygın ve bilgince eseri kaleme alan (muhaliflerinin ‘doğruluk dönemi’ diye adlandırdıkları sürede) Iraklı ilahiyatçı ve filozof. Dünya’nın ebediyetini savunmuş, ve Bilge bir Tanrı kavramına, Kur’an’a, Peygamber Muhammed’e, tüm Peygamberlere, mucizelere, tapınanlara ve ibadet takıntısına karşı çıkmıştır. 11. yüzyılda kendisinden o kadar nefret edilmişti ki kendisine ait el yazmaları bulmak zorlaşmıştır, ve kitaplarından parçalar yalnızca muhaliflerinin eserlerinde mevcuttur. Bilinen en ünlü kitabı Kitab el- Zümrüd (Zümrüd Kitabı) kendisi ile akıl hocası (Muhammed el- Varrak) arasında yapılan tartışma biçiminde yazılmıştır. Tartışmanın sonunda mucize ve peygamberlik karşıtı görüşlerin geçerliliği ispat edilmiştir.
Etkisi yüzyıllar süren ve Farabi, Gazzali gibi birçok bilginin tartışma konusu yaptığı fikirleri şöyle sıralanabilir:

1. Tanrı insanlara doğru ve yanlış üzerine yargıda bulunabilecekleri aklı bağışladı. Eğer peygamberlerin iddiaları insanın yargısını destekliyorsa, peygamberler gereksizdir (fazlalıktır). Eğer onların iddiaları aklın yargılarına aykırı ise, onları dinlememeliyiz.

2. İnsanlar gökyüzünü dikkatle gözleyerek gökbilimini geliştirdiler. Nasıl gözleyeceklerini öğretecek peygamberlere ihtiyaç duymadılar. Ne de lavtayı nasıl yapacaklarını öğretecek peygamberlere ihtiyaç duydular. İnsanların vahiy olmadan koyunun bağırsağının kurutulup bir tahta parçasına gerildiğinde, bunun hoş sesler çıkarabildiğini öğrenemeyeceklerini varsaymak abestir. Bütün bu yetenekler doğuştan gelen insan aklıyla, çalışmayla, gözlemle ve deneme-yanılma yoluyla kazanılmıştır.

3. Peygamber Muhammed olağanüstü bir söz ustası olduğu için ya da diğer Araplar Muhammed’le savaşmak adına şiir yazmak için çok meşgul olduklarından ya da Araplar eğitimsiz insanlar olduklarından Kuran Arapların diğer kitaplarından daha güzel olabilir. Kuran her hal ve karda o kadar da etkileyici değildir çünkü çelişkili ve abes şeylerden söz etmektedir ve özellikle de gayrimüslimler için etkileyici değildir.

4. Muhammed’in öğretileri bildirilmiş dinlere bir meydan okumayı temsil eder: O, Yahudilerin ve Hristiyanların inandığı herşeyin tamamen yanlış olduğunu, inandıkları şeylerin peygamberlerinden yanlış aktarıldığını iddia etti. Fakat eğer Yahudilerin ve Hristiyanların, büyük oranda, gerçekleri doğru olarak aldıklarına güvenemiyorsak, İslami geleneği aktaran Muhammed’in bir avuç takipçisine neden güvenelim?

5. Musa ve İsa, elbette, Muhammed’in geleceğini önceden bildirmişlerdi (geleceğine dair öndeyide bulunmuşlardı) – herhangi bir astrolog (medyum) öndeyide bulunabilir. Aynı şekilde, Muhammed’in bazı olayları önceden bildirmesi, onun peygamber olduğunu ispatlamaz: Başarılı bir tahminde bulunmuş olabilir, fakat bu onun geleceğe dair gerçek bir bilgisi olduğu anlamına gelmez. Dahası geçmişte olmuş olayları nakletmesi de onun peygamberliğini ispatlamaz (çünkü İncil’de geçenler olaylar hakkında okumuş olabilir) ve eğer okur-yazar değilse, pekala İncil ona okunmuş da olabilir.

6. Meleklerin Muhammed’in yardımına koştuğuna dair aktarılanlar mantıklı değildir, çünkü bu aktarılanlar peygamberin düşmanlarından sadece 70 tanesini öldürebilen Bedir meleklerinin güçsüzlüğünü gösterir. Ve eğer melekler Bedir’de Muhammed’e yardım etmek istediyseler, Uhud’da yardımlarına çok ihtiyaç varken neredeydiler?

7. (Çeşitli dinlerin Peygamberleri) aldatılmamıştır ya da yanıltılmamıştır; onlar etkin bir biçimde kandırmaktadırlar, hilelerle ve el çabukluğu ile dinleyenlerini aldatmışlardır. Aynı zamanda garip ve az bilinen doğal olayları takipçilerini kandırmak için kullanmışlardır – mıknatıslar gibi ama daha az ünlü olanlarını.

8. Kullarını hasta eden bir Tanrı kullarına bilgece davranan biri gibi ya da onları gözeten biri olarak ya da onları esirgeyen, bağışlayan biri gibi görülemez. Kullarına fakirliği ve sefilliği reva gören biri için de aynısı geçerlidir. Aynı zamanda kendisine karşı itaat etmeyeceğini bildiği birisinden itaat etmesini beklemek de bilgece değildir. Ve sadakatsiz olanı ve itaat etmeyeni sonsuz ateşle cezalandıran birisi bir aptaldır.

9. (Bir muhalifi olan el-Hayyat’ın İbn el-Ravendi’nin mucizeler ve Kur’an üzerine yorumları üzerine söyledikleri):
”Kitap el- Zümrüd adıyla bilinen kitapta, O (el- Ravendi) Peygamberlerin mucizelerinden, onların selametinden (İbrahim’in, Musa’nın, İsa’nın ve Muhammed’in mucizeleri gibi, Allah onlara rahmet eylesin!) bahsetmiştir. Bu mucizelerin gerçekliğini reddetmiş; ve bunların
hilebaz numaralar olduğunu, bunları yapan insanların sihirbaz ve yalancı olduğunu; Kur’an’ın Bilge olmayan bir varlığın nutku olduğunu; ve Kur’an’ın hatalar, çelişkiler ve saçmalıklar içerdiğini iddia etmiştir. Bunları ‘Özel olarak Muhammedilere (Muhammed’in cemaati anlamında) karşı’ başlıklı bölümde ele almıştır, Tanrı onu kutsasın!”

10. (Bir muhalifi olan el- Müeyyed’in İbn el- Ravendi’nin Peygamberlerlik üzerine yorumlarına dair söyledikleri):

”İbn El Ravendi’nin kaleme aldığı bir risale ile karşılaştık. Buna Zümrüt adını vermiş ve Berahime’ye adamıştır. Risale Peygamberliğin varlığının reddine dairdir. Bu risalede o (İbn el- Ravendi) Peygamberliğin varlığını savunanlarca geliştirilmiş argümanları ve Peygamberliğin varlığını reddedenlerinkileri sıralamıştır.”

Temel savlarımızdan biri, Türk-İslam Ortaçağı’nın insanlığı Batı’daki Rönesans’tan 200-300 yıl önce her alanda Rönesans’ın eşiğine taşımış olduğu ve Rönesans’ın bu birikimin üstünde yükseldiği biçiminde özetlenebilir. 9. yüzyılda “akıl ve bilimle gerçeğe
ulaşılabileceğini” savunan İbn el- Ravendi, bu savın en önemli halkasını oluşturuyor. “İslamın Darwinleri” sayımızda (Mart 2009) ele aldığımız bilgin ve düşünürlerin ortak yönü, evrime ilişkin bulgu ve çıkarımlarını İslamla bağdaştırmaya çalışmalarıydı. Ama akıl ve bilginin yükselişte olduğu bir uygarlığın “materyalizme ulaşmadan kalması” kuşkusuz ciddi bir eksiklik olurdu. İbn el- Ravendi, bu eksik halkayı tamamlıyor. Sorunu, Batı Aydınlanmasının çok daha sonra ulaştığı bir berraklıkla ortaya koyuyor; Mucizelerin mümkün olmadığını, doğanın kendi yasalarının ve işeyişinin olduğu ve peygamberliğin mümkün olmadığını dile getiriyor.

Birçok eksiğimiz olduğunun farkındayız. Bunun temel nedeni konunun ülkemiz bilim çevrelerinde işlenmemiş olmasıdır. Konuyu ülke gündemine ilk defa sunmak hata ve eksiklikleri beraberinde getiriyor. Konunun bilinmeyenlerini ve tüm yönlerini araştırmak için bir zemin ve yol açmayı amaçlayarak bu eksikliklerlede olsa dosyayı yayımlayarak Bilim ve Ütopya’nın çok önemli bir hizmet sunduğunu düşünüyoruz. Önümüzdeki aylarda birkaç sayı daha ayıracağımız bu tartışmaya sizleri katılmaya davet ediyoruz. El- Razi ve el- Varrak ile sürdüreceğimiz bu özel dosyalarımızın büyük bir boşluğu dolduracağını düşünüyoruz.

Odatv.com