images Nisan 24

Budizm’de Şiddet


images

Budizm’deki şiddet hakkında kısaca bilgilendirmek gerekirse; İslam içinde nasıl radikal akımlar ve yorumlamalar olabiliyorsa benzer şekilde Budizm’de de şiddeti meşrulaştıran ve öven doktrinler bulunmaktadır. Budizm, her ne kadar şiddet ile en az ilişkili dinler arasında yer almasına rağmen veya Budistler arasında kendini kırbaçlama, intihar saldırısı, işkence veya savaşların sağlam bir geçmişi olmamasına rağmen Asya’da Budist şiddet en az manastır gelenekleri içinde 116 yıldan beri mevcuttur ve Mahaparinirvana Sutra , Upayakaushalya Sutra ve Kalachakra Tantra gibi bolca doktrinler içeren eserler, şiddet için Budistlere gerekçe sağlayan kaynaklar arasındadır.  

Örnek vermek gerekirse, Güneydoğu Asya’da, Tayland’da önde gelen Budist manastırlarından şiddet tavsiye eden ve ölüm fetvaları içeren bir çok çağrı olmuştur. Bunlardan birisi 1970’lerde, Budist bir rahip olan Phra Kittiwuttho, Komünistlerin öldürülmesinin Budizm ilkelerinin herhangi bir şekilde ihlal etmediğini savunmuştur. Başka bir çok Budist rahip de onunla aynı görüşü paylaşmıştır ve dile getirmiştir.

En yeni örnek, Ocak 2004 tarihinden itibaren, Tayland hükümetinin Bülkedeki bir çok Budist manastını askeri karakollara dönüştürmesi ve Budist rahipleri askeri devriyeye atayarak Budist çeteci kadrolara destek vermesi olmuştur.

Bunun gibi  Myanmar’daki Müslümanlara yönelik Budist şiddet ve saldırganlık ve bunlarla ilgili şiddet eylemleri radikal Budist rahipler tarafından teşvik edilmektedir. Myanmar’daki en eski aktif militan örgüt Demokratik Karen Budist Ordusu (DKBA) olup 1992 yılından bu yana başkanlığını Budist bir rahip olan U Thuzana yapmaktadır.

Budist rahipler tarafından gerçekleştirilen ve yönlendirilen şiddet saldırıları yalnızca Müslümanlarla kalmamaktadır. Son yıllarda rahipler tarafından yönlendirilen terör eylemleri, Myanmar içindeki ve aynı zamanda komuş ülkelerdeki diğer etnik ve dini azınlıkları da kapsayıp bu eylemler “969 Hareketi” ile ilişkilendirilmektedir. “969” sayısı Buda, onun öğretileri ve keşişleri ifade eder (ayrıca Bhikkhu olarak da bilinir). 2012 itibariyle, rahipler tarafından oluşturulan “969” hareketi, bölgede İslam karşıtı milliyetçi hareketlerin oluşmasında ön ayak olmuş ve Myanmarlı Budistleri Müslümanları (hizmet ve ticaret etmede) boykot etmeye çağırmış ve bu da Budist çetelerin Müslümanların imha edilmesi çağrılarına yol açarak Burma’da Müslümanların katledilmesi ile sonuçlanmıştır.

Bunun yanında Burma’da ilk Müslümanlar M.S. 1050 yılında Thaton Kralı Mon’un zamanından beri yaşamaktadır. Mesela 1559 yılında Burma Kralı Bayintnaung’un, Allah adına keçi ve tavuk kesmesini yasaklayarak Müslümanların helal et yemelerine yasak koyduğu bilinmektedir. Aynı şekilde Kral Alaungpaya da (1752–1760) bu sefer Müslümanların helal şekilde büyük baş hayvan (sığır) yemelerini yasaklamıştır. Veya Kral Bodawpaya (1782–1819) Müslümanların önde gelen imamlarını (Burma’da imamlara Maulvis deniliyor) domuz eti yemeye zorladıktan sonra öldürtmüştür.

Bu gibi örnekler dinler arasındaki şiddet ve kavganın tek taraflı veya yeni bir olgu olmadığını eski çağlardan beri her iki kesimin diğer dinlerin azınlıklarına karşılıklı olarak baskı ve şiddet uyguladıklarını, özellikle Myanmar’daki Müslümanlara yönelik baskıların 1930’lu yıllardan beri uygulandığı bilinmektedir. Yani olay 2012 yılında  10 Müslümanın bir Budist kadına tecavüz etmesiyle gelişmiş olması gibi nedenlerle sınırlı değildir, aksine daha köktendir.

Saygılarımla..