The Sunday Assembly Mart 31

Ateistler ‘imana geldi’


The Sunday Assembly

Britanya’da duaların yerini Queen şarkılarının aldığı ‘ateist kilisesi’, 200 kişilik cemaatini aydan aya arttırırken eleştiri oklarının da hedefi oldu. ‘Daha çok yardımlaşma, daha iyi bir yaşam ve daha fazla merak’ sloganıyla yola çıkan ‘Sunday Assembly’ (Pazar Toplantısı) kilisesinde dua etmek yerine Queen ve Stevie Wonder şarkıları söyleniyor, vaaz dinlemek yerine hayat üzerine fikir alışverişleri yapılıyor.

Dünya ‘İlklerin Papası’ Francis’i ve hayat hikâyesini tartışadursun, Britanya tarihten gelen ‘mezhep sabıkasına’ bir yenisini daha ekledi. VIII. Henry döneminde kendi kilisesini kurarak Anglikan mezhebini yayan Londra ’da üç ay önce ‘ateist kilisesi’ kapılarını açtı.

Kilisenin kurucuları olan komedyen Pippa Evans ve Sanderson Jones ise Britanya’da böyle bir girişim için geç bile kalındığını düşünüyor: “Bu ülkede koskoca bir gün sokakta tek kelime edecek birini bile bulamazsınız. Bu yüzden insanlar hiç para ödemeden oturup konuşabilecekleri bir mekân arıyorlar.”

İlk gününde bu amacı haklı çıkaran 200 ‘müridin’ çoğu, buranın bir kiliseden daha fazlası olduğu görüşünde. “Bu bir kilise değil, Tanrı’ya inanmayan insanların bir araya gelme mekânı” diyor içlerinden biri. Fotoğrafçı Jess Bonham ise bir toplumda birlik ve beraberlik duygusunun gelişmesi için dine illa da ihtiyaç olmadığını düşünüyor. Diğer biri de insanların çok yalnız olduklarını, bu yüzden artık bir yere ait olmak ve bir şeylerin parçası olmak istediklerini savunuyor. Tabii Tanrı’nın yardımı olmadan… Uluslararası araştırma şirketi WIN- Gallup’un önceki yıl düzenlendiği ankete göre, ülkede inananların sayısı azalırken ateistlik oldukça ‘revaçta’. Britanya’da her 4 kişiden biri Tanrı’ya inanmadığını söylüyor. 2011’den bu yana ateistlerin sayısı 6 milyon artarak 14.1 milyona ulaştı. Bu da Britanya’yı Avrupa’nın en ‘dinsiz’ ülkelerinden biri yapıyor.

Ne vaaz var ne papaz

Alice Harikalar Diyarında’dan bölümlerin okunduğu ve ‘karşı madde kuramının’ tartışıldığı ilk toplantı, yeni başlangıçlar üzerine kuruluydu. Yoğunluktan dolayı pek çok kişi kapıda kalırken, ‘cemaattekiler’, geçmişi geçmişte bırakmanın önemine değinip zihnin kurduğu ‘bubi tuzaklarından’ nasıl sıyrılabileceklerini tartıştı. Vaaz veren kişiyse elbette ki papaz değil çocuk kitapları kaleme alan bir yazardı. Hayatta başarılı olma yolları üzerinde de biraz kafa yorduktan sonra gözlerini kapatıp başarısızlık korkuları üzerine odaklanmaya çalışan grup, avuç açıp yakarmak yerine konuya uygun şarkılar söylemeye başladı. İlk günün kapanış konuşmasını yapan Jones, annesi öldükten sonra içine girdiği psikolojik durumdan örnek verip “Hayat kısa ve ölümden sonra yaşam yok” diyerek aslında herkesin aklındaki anafikri dile getirmiş oldu. Her ayın ilk pazarı buluşmayı kararlaştıran kilise ahalisi, her toplantıda farklı bir konuyu açıklığa kavuşturmayı akıllarına koymuş gibi görünüyor.

Ateistliği yozlaştırıyorlar

Her toplantıda katılımcı sayıları artsa da eleştiriler de az değil. Çoğu insan kilise ve ateist kelimelerinin aynı cümlede bile kullanılamayacağı fikrinde. Bazıları da Evans ve Jones’u ateistliği yozlaştırmak ve Tanrı’ya yeterince sırt çevirmemekle suçluyor. Kendine özgü bir söylemle insanları bir araya toplayan ve yine kural bozan ‘ibadet’ yöntemleri uygulayan bu ‘kilisenin’ geleceği ne olur bilinmez. Zaten Evans ve Jones da, geleceği pek kafaya takmıyor; yalnızca başarılarının ‘anlık meyvelerini’ toplamaya çalışıyorlar. Yine de ‘Ateistler bunu da açıklasın’ sorusu için fazla beklemeyecekler gibi duruyor.

Radikal