odt Mart 24

Ateizm ve Agnostisizm İçin Umut Var mı?


odt

Türkiye’de ateistler ve agnostikler yoğun bir baskı altında yaşasalar da, Şubat ayı içerisinde, onlar da biraz nefes almak ve görüşlerini ifade etmek fırsatına kavuştular. Türkiye’de ateizmin ve agnostisizmin nasıl baskı altında tutulduğunu, 4 Ocak 2013 tarihinde bu köşede yayınlanan yazımda uzun uzun anlatmıştım. Bu yazının tekrar okunmasını özellikle öneririm.

13 yıldır Assos’ta düzenlemekte olduğum ve Felsefe Sanat Bilim Derneği bünyesinde yapılan Assos’ta Felsefe adlı etkinliğin bu yıl ki konusu da “Felsefe, Tanrı ve Din” idi. 1-2 Şubat 2013 tarihinde gerçekleşen etkinlikte konuşmacı olanlar ve konuşma başlıkları şöyleydi:

Prof. Dr. Halil Turan (Orta Doğu Teknik Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi): “Eski Çağ’da Tanrılar, Tanrı, Tanrısızlık ve Ahlak”.

Doç. Dr. Türker Armaner (Galatasaray Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi): “Tapınak Yıkılırken Spinoza”

Prof. Dr. Örsan K. Öymen (Işık Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi): “Hume’un Agnostisizmi ve Nietzsche’nin Ateizmi”

Doç. Dr. Barış Parkan (Orta Doğu Teknik Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi): “Feuerbach, Marx ve Kierkegaard’da Din ve Bireyin Oluşumu”

Prof. Dr. Ayhan Sol (Orta Doğu Teknik Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi): “Natüralizm, Ateizm ve Darwinizm”

Doç. Dr. Cemil Güzey (Mimar Sinan Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi): “Şair, Sezgi ve Hakikat”

Dr. Oruç Aruoba (Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü eski Öğretim Üyesi): “ ‘Tanrı’ Nasıl ‘Öldü’?”

Prof. Dr. Uluğ Nutku (Cumhuriyet Üniversitesi Felsefe Bölümü eski Öğretim Üyesi): “Tanrı İnancı ve Felsefe”

Söz konusu konuşmaların ve tartışmaların hepsi çok iyiydi ve çok yoğundu. Teizm, deizm, fideizm, ateizm, agnostisizm, panteizm, bunların hepsi özgürce konuşuldu ve tartışıldı. Bu etkinlik sayesinde, bu temayla yapılan bir konferans etkinliğinde, Tanrı ve din konusuna, belki de ilk defa, felsefi, sorgulayıcı ve eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşıldı, Tanrı ve din konusu, bir tabu olmaktan, bir dokunulmazlıklar alanı olmaktan çıktı. İlahiyatçıların ve imamların, televizyon ekranlarını işgal ettiği, Tanrı konusuna ve din kitaplarının iddialarına, mutlak ve tartışmasız bir gerçekmiş gibi yaklaştığı bir dönemde, bu etkinliğin yapılması oldukça önemliydi.

Toplantıya ilgi de çok yoğundu. Toplantıya Türkiye’nin her yerinden yaklaşık 200 kişi katıldı, salon tamamıyla doldu. Hatta salonun sınırları nedeniyle, yaklaşık 150 kişinin de başvurusu kabul edilemedi, bu kişiler Assos’a gelemediler.

Ancak söz konusu konuşmalar bir katılımcı tarafından kayda alındı ve konuşmalar söz konusu katılımcının “Greener Nautilus” adlı kendi sitesinde You Tube üzerinden yayınlandı. Toplantıya gelmek isteyip de gelemeyenler veya toplantıdan yeni haberdar olanlar, konuşmaları bu site üzerinden izleyebilirler. (Google veya You Tube’dan “Greener Nautilus” diye girildiğinde konuşmalara ulaşılabilir. Ayrıca etkinlik hakkında www.philosophyinassos.org vewww.felsefesanatbilim.org siteleri üzerinden bilgi alınabilir).

Etkinlik basında da, özellikle Cumhuriyet ve Hürriyet gazetelerinde geniş bir yer aldı. Bu da önemli bir gelişmeydi.

Benzer bir etkinlik bugün de Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde gerçekleşecek. 15-17 Şubat 2013 tarihlerinde, DüşünBil Dergisi ve ODTÜ Felsefe Topluluğu’nun düzenlediği “1. Teoloji Sempozyumu”nda, yine Tanrı ve din konusu ele alınacak. Bu sempozyumda felsefecilerle birlikte, siyaset bilimciler, sosyologlar, psikologlar, fizikçiler, tıpçılar, biyologlar ve edebiyatçılar da konuşmacı olarak yer alacaklar. (Programa son anda dahil olmak suretiyle, ben de, 15 Şubat Cuma günü saat 15:40’ta, ODTÜ’deki bu sempozyumda, “Hume’un Agnostisizmi ve Nietzsche’nin Ateizmi” başlıklı bir konuşma yapacağım, 2 hafta önce Assos’ta da ifade ettiğim düşünceleri, ODTÜ kökenli bir akademisyen olarak, Assos’a gelemeyen ODTÜ’lülerle ve Ankaralılarla paylaşacağım).

Aslında “Teoloji” terimi, en geniş anlamıyla, “Tanrı Teorisi” anlamına gelmektedir. Bu da, teizm, deizm, fideizm, ateizm, agnostisizm, panteizm gibi bir çok felsefi kuramı içerir. Ancak nasıl oluyorsa dünyada ve Türkiye’de, “Teoloji” dendiğinde, sadece monoteistik dinlerin, örneğin Musevilik, Hıristiyanlık ve İslam dinlerinin temel tezlerini kabul eden ve bu kabuller üzerinden teorik çalışma yapan bir disiplin anlaşılmaktadır.

Başka bir deyişle, Teoloji çalışmalarında genellikle, “Tanrı vardır” önermesi mutlak ve tartışmasız bir gerçek olarak kabul edilmekte, bu dogma üzerinden teorik çalışmalar yapılmaktadır.

Umarım ODTÜ’deki “1. Teoloji Sempozyumu”, Teoloji’nin başka türlü de yapılabileceğinin bir göstergesi olur.

Örsan K. Öymen

T24