Sharia_fatwas_and_womens_rights Ocak 16

Soru 35: Kadın’ın ‘Şeytan’ Niteliğinde ve ‘Fitne Kaynağı’, “Hilekâr” Olduğunu Öne Süren Buyrukların Tanrı’dan Geldiğine İnanır mısınız?


Sharia_fatwas_and_womens_rights

Soru 35 – “Kadın’ın ‘şeytan’ niteliğinde ve ‘fitne kaynağı’, “hilekâr” olduğunu öne süren buyrukların Tanrı’dan geldiğine inanır mısınız?”

Eğer bu soruyu: “Hayır inanmam! çünkü her şeyi dilediği gibi oluşturan bir Tanrı’nın kadınları fitne kaynağı olsunlar diye, ya da şeytan niteliğinde yaratacağını düşünemem” şeklinde yanıt verecek olursanız, müslümanlık sınavından sıfır alırsınız. Ayrıca da, Muhammed’in sözlerini inkâr etmek gibi bir günâh işlemiş sayılırsınız. Çünkü Muhammed, Kadınların, genellikle kötü, fitneci, hilekâr vs… olduklarını anlatmak için sayısız denecek kadar çok buyruklar getirmiştir. Çeşitli yayınlarımızla bunları inceledik. Bir iki örnekle yetinmek gerekirse:

Muhammed’e göre kadınlar hilekârdırlar, fitne kaynağıdırlar; onu bunu tuzağa sokalar. Bunu anlatmak maksadiyle:

“… Kadınlardan sakının, zirâ Benî İsrail’de ilk fitne kadın yüzünden çıktı”

demiş, ve şunu eklemiştir:

“… Benden sonra erkeklere, kadınlardan daha zararlı fitne ve fesad (amili) olarak hiçbir şey bırakmadım”

Bu söylediklerini pekiştirmek üzere Kur’ân’a, kadınların fitne kaynağı olduğuna dâir “Yusuf masalı”nı koymuştur. Masal’a göre, Yusuf, kendisine iyilikte bulunan efendisinin karısı tarafından iftiraya uğrar. Çünkü güya kadın ona aşık olmuştur ve onunla yatmak arzusundadır. Fakat Yusuf efendisine ihânet etmek istemez ve kadının isteklerini geri çevirir. Bunun üzerine kadın onu kocasına fitneler. Fakat kocası gerçeğin ne olduğunu öğrenir ve karısına hitaben şöyle der:

“…. Siz Kadınların … keydiniz (hileniz, fitneniz, tuzağınız) çok büyük(tür)…”

Bunu söyledikten sonra Yusuf’a döner ve:

“sakın bundan bahsetme”

der ve yine karısına hitaben:

“… Sen de kadın günâh(ının bağışlanmasını iste, çünkü ) cidden sen büyük günahkârlardan oldun”

diye konuşur. Fakat Yusuf, kadınların tuzağından kurtulmak için Tanrı’ya yalvarmak gerektiğini düşünür ve şöyle der:

“… Ya Rabbi! Zindan bana, bunların da’vet ettikleri fi’ilden daha sevimli ve eğer sen benden bu kadınların tuzaklarını bertaraf etmezsen, ben onların sevdasına düşerim ve cahillerden olurum” (K. Yusuf Sûresi, âyet 28, 33)

Ve işte Muhammed, Tevrat’tan esinlenip kendi günlük siyâsetinin gereksinimlerine göre şeklillendirdiği bu masalı kendisine malzeme edinerek şöyle demiştir:

“Şüphesiz ki siz (kadınlar) hissiyatını gizleyip hilâfinı izhâr etmekte Yusuf’un karşılaştığı kadınlar gibisiniz” [Bu konuda benim “Şeriât’tan Kıssa’lar 1” ve “Şeriât ve Kadın”adlı kitaplarıma bakınız].

İslâm dünyasının Muhammed’ten sonra en önemli siması olarak kabul ettiği İmam Gazalî, Muhammed’in kadınlar hakkındaki değerlemesini göz önünde tutarak kadın sınıfını, çeşitli hayvanların karakterine uygun olarak on farklı tipe ayrılmıştır, ki bunlar domuz, maymun, köpek, yılan, katır, akrep, fâre, tilki, güvercin, ve koyun gibi hayvanlardır. Bu örnekleri, kadınların kötülüklerini, genellikle, kocalarına karşı tutum ve davranışları açısından ele almıştır. Örneğin, güyâ karakter itibariyle domuza benzeyen kadınlar oburdurlar, midelerini doldurmaktan başka bir şey düşünmezler; din ve iman gibi şeylerle ilgileri yoktur; kocalarının haklarına saygı göstermezler. Karakterce köpeğe benzeyen kadınlar, kocaları konuşurken sözünü kesip suratına bağıran, hırlayan kadınlardır. Tilkiye benzeyen kadınlar, kocalarını evden gönderip bütün gün yatıp uyuyan kadınlardır. Akrep cinsi kadınlar, dedikoducu, laf toplayan kadınlardır; vb…

Yine Muhammed’in söylenmesine göre şeytan, daima kadınların arkasından gider ve onlara, erkekleri baştan çıkarmak bakımından yardımcı olur. Şöyle diyor Muhammed:

“Kadınlar insanın karşısına şeytan gibi çıkarlar… Size doğru bir kadının geldiğini gördüğünüz zaman bilesiniz ki size yaklaşan bir şeytandır”

Bu vesileyle erkeklere şu öğütte bulunmuştur:

“Sokakta giderken kadın denilen şeytanı gördüğünüz an derhal eve dönüp karılarınızla sevişin ve kabaran şehvetinizi giderin”.

Dikkat edileceği gibi Muhammed, kadın sınıfını aşağılatacağım diye, aslında erkek sınıfını aşağılatmıştır; şu bakımdan ki, yukardaki tanıma göre erkekler, hani sanki irâde sahibi olmayan hayvanlardır da kadın gördükleri an seheviliklerine hakim olamayıp saldırıya geçmekten kendilerini alamazlar.

Muhammed’e göre kadın, erkekler bakımından sadece dünya yaşamı sırasında değil, fakat erkeklerin ölüpte tabuta konuldukları zamanlar dahi, fesad ve hile nedeni olabilecek nitelikte bir yaratıktır. Bundan dolayıdır ki kadınları cenâze nakli işlerinden uzak kılmıştır. Bunun böyle olduğunu anlatmak maksadiyle:

“… Cenâze (tabut’a) konulup erkekler omuzlarına yüklendiklerinde…”

diye konuşmuştur. Dikkat edileceği gibi burada, tabut’un sadece erkeklerin omuzunda taşınabilceğine işâret etmiş bulunmaktadır. Bundan dolayıdır ki, cenâze nakline katılmanın, katılan kişiye “hayır ve sevab” kazandırdığını bildirmiştir. Her ne kadar bazı yorumcular kadınların zayıf bünyeli, ve erkekler gibi ağır işlere mütehammil omadıklarını öne sürüp bundan dolayı cenaze nakline katılmamaları gerektiğini öne sürerlerse de doğru değildir. Çünkü asıl neden, Muhammed’in kadınları aklî ve fıtrî ve dinsel nitelikler bakımından yetersiz görmesidir. Bundan dolayıdır ki İslâm kaynakları (örneğin Diyânet İşleri Başkanlığı), kadınların cenâze nakline katılmalarını fitne ve fesat saçan bir şey olarak görmüşler, örneğin şöyle demişlerdir:

“… (Kadınların) Hele erkeklerle müştereken (cenaze’yi) nakil ve ihtimâle kalkışmaları mazinne-i fesâddır, mahall-i fitnedir. İşte bu naklî, aklî, fıtrî delillerden dolayı kadınların cenâze nakline iştirakleri tecviz edilmemiştir…” [Burada geçen “mazınne-i fesâd” deyimi “Kendisinden fesâd beklenilen” anlamındadır. “Mahall-i fitnedir” deyimi ise “fitne’nin yerleşik bulunduğu yer” demektir. Bu alıntı için bkz. Sahih-i Buharî Muhtasarı… Cilt 4, sh. 450-1].

Ne ilginçtir ki Muhammed, hem bir yandan kadınları cenâze’ye katılmaktan yasaklamıştır ve hem de katılmadıkları için onları terslemiştir. Bununla ilgili bir örnek şöyle: Bir gün Muhammed, birisinin cenâzesine gider; orada bir takım kadınların bulunduğunu görür ve onlara sorar:

“(Ey kadınlar!) Cenâze’yi omuzlar mısınız?”

kadınlar:

“Hayır omuzlamayız”

derler. Muhammed yine sorar:

“Ya ölüyü defneder misiniz?

Kadınlar:

“Hayır defnetmeyiz”

derler. Bunu üzerine Muhammed onlara, âdeta hakâret edercesine:

“Öyle ise nikâbınızla ve hiçbir hayır ve sevâba nâil olmiyarak evinize dönünüz”

der [Bkz. Diyânet yayınları: Sahih-i Buharî Muhtasarı… Cilt 4, sh. 450].

İlhan Arsel, Müslümanlık Sınavı
“İslâm ve Kadın” Konusunda Bâzı Sorular

Hazırlayan: Subat