Ocak 07

Soru 30: Müslüman Olmayanlarla Dostluk ve Arkadaşlık Kurmamayı, Selam Vermemeyi İnsanlar Arası Kardeşlik ve Sevgi İlkesiyle Bağdaştırabilir misiniz?


indir

Soru 30 – “Müslüman olmayanlarla (örneğin Yahudilerle, ya da Hıristiyanlarla, vb…) dost’luk ve arkadaşlık kurmamayı, onlarla karşılaştıkça selam vermemeyi, ve onları yolun kenarına zorlamayı emreden hükümleri “insanlar arası kardeşlik ve sevgi” ilkeleriyle bağdaştırabilir misiniz?”

Eğer kendinize dost ve arkadaş edinirken, kişinin dinsel inançlarına değil fakat insanîliğine, akılcılığına, ve fikirsel ve ahlaksal anlayışına önem veriyor iseniz bu soruya elbette ki: “Hayır bağdaştıramam!” diye yanıt vereceksinizdir. Çünkü uygar ve aydın bir kimse olarak siz, insanlar arası ilişkilerde din ve inanç farkına bakmazsınız; sizin için önemli olan şey, karşınızdakinin insanîliğidir, akılcılığıdır, ahlakiliğidir. Ama ne var ki, yukardaki soruya “Hayır bağdaştıramam!” diye yanıt verdiğiniz takdirde müslümanlık sınavından yine sınıfta kalmış olacaksınızdır, çünkü Muhammed, müslümanların, müslüman olmayanları dost edinmemeleri, ve onları hakir görmeleri için her şeyi düşünmüştür. Bu maksatla Kur’ân’a koyduğu âyet’lerden biri şöyle:

“Ey Müslümanlar, Yahudileri ve Hıristiyanları dost olarak benimsemeyin; onlar birbirlerinin dostudur. Sizden kim onlarla dost olursa, o da onlardandır” (K. Mâide sûresi, âyet 51; ayıca bkz. Al-i İmrân sûresi, âyet28; Nisâ sûresi âyet 144).

Dikkat edileceği gibi, Yahudilerle ve Hıristiyanlarla dost olan müslümanlar, “onlardan” sayılmakta, yâni “kâfır” olarak damgalanmaktalar! Bununla beraber Muhammed, bazı hallerde (daha doğrusu kâfırlerle zarar gelebilecek hallerde), müslümanlara, onlarla dost imiş gibi görünmeyi, yâni iki yüzlü davranmayı salık vermiştir. Bu maksatla Kur’ân’a koyduğu âyet şöyle:

“Mü’minler, mü’minleri bırakıp da kafirleri dost edinmesin. Kim bunu yaparsa artık onun Allah nezdinde hiçbir değeri yoktur. Ancak kâfirlerden gelebilecek bir tehlikeden sakınmanız başkadır. …” (K. Al-i İmrân sûresi, âyet 28)

Müslümanların, kâfırlerle olan günlük ilişkileri konusunda Muhammed’in buyruğu şudur ki Müslüman kişiler, Yahudi’lerle, ya da Hıristiyanlarla karşılaştıkları zaman onlara selâm vermemelidirler; daha doğrusu selâm vermeye ilk başlayan olmamalıdırlar. Eğer sokakta giderken onlara rastarlarsa yol vermeyip, onları yolun kenarına çekilmeğe zorlamalıdırlar. Şöyle demiştir:

“Yahudi ve Hıristiyanlara selâm vermeye başlayan ilk siz olmayın. Yolda onlardan biriyle göz göze gelince, onları yolun kenarına zorlayınız..” [Buharî, Müslim ve Tirmizî gibi kaynaklardaki bu hadîs için bkz. İmam Nevevî, age. Cilt 2, sh. 229]

Söylemeye gerek yoktur ki, bu tür buyrukları insanlar arası sevgi ve kardeşlik ilkeleriyle bağdaştırmak olası değildir. Ve işte eğer siz bu buyruklara karşı iseniz, bu takdirde müslüman değil fakat kâfırlerdensinizdir.

İlhan Arsel, Müslümanlık Sınavı
“Hoşgörü”, ve “İnsan Sevgisi” Konularında Bir Kaç Soru

Hazırlayan: Subat

Reklamlar