Soru 29: Müslüman Kişi Olarak, Din ve İnanç Farkı Gözetmeden, Tüm İnsanlar Arası Kardeşliğe ve Sevgiye İnanıyor musunuz? Ocak 07

Soru 29: Müslüman Kişi Olarak, Din ve İnanç Farkı Gözetmeden, Tüm İnsanlar Arası Kardeşliğe ve Sevgiye İnanıyor musunuz?


Soru 29: Müslüman Kişi Olarak, Din ve İnanç Farkı Gözetmeden, Tüm İnsanlar Arası Kardeşliğe ve Sevgiye İnanıyor musunuz?

Eğer bu soruya: “Evet inanırım” şeklinde yanıt verecek olursanız, yine kâfırlerden sayılıp, müslümanlık sınavından kötü not almış olacaksınızdır. Çünkü İslâm’da tüm insanlar arası kardeşliği ve sevgiyi öngören hiç bir buyruk yoktur. Aksine insan’ın insana sevgisini yok eden buyruklar vardır. Şu bakımdan ki, bir kere İslâm, sadece müslümanlar arası kardeşliğe, ve müslümanlar arası sevgiye yer verir. Müslüman olmayanları “kâfır” olarak hor görür, onlara, hem bu dünya’da, ve hem de gelecek dünya’da azâb hazırlar. Biraz yukarda belirttiğimiz gibi, bu dünya yaşamı boyunca onlara, genelde ölüm azâbını layık bulur. Bununla beraber bu uygulama, onların “Müşrik” ya da “Kitap verilmiş” olmalarına göre biraz farklıdır. Müşrik’ler, Tanrı’ya eş koşanlardır (Puta tapanlardır), ki her nerede bulunurlarsa mutlaka öldürülmeleri gerekir (Örneğin bkz. Tevbe sûresi, âyet 5). “Kendilerine Kitap verilmiş” olanlar ise (ki bunların Yahudi’ler, Hırısıtıyan’lar ve Sabii’ler olduğu bildirliyor Kur’ân’da), ya İslâm’ı kabul etmek ya da , eğer kabul etmiyecek olurlarsa, “Cizye” (kafa parası) vermek zorunluğundadırlar. Bunu da yapmayacak olurlarsa, üstlerlerine saldırılması ve öldürülmesi gereken kimselerdir (Bkz. Tevbe sûresi, âyet 29).

Muhammed’in Tanrısı, “Müşrik’ler” ve “Kitaplılar” dışında, bir de “Münafık’lar” diye bir ayrım yapar ki, bunlar İslâm’ı içtenlikle değil, fakat sadece dış görünüşleriyle benimsemiş olanlardır [Bu konuda benim “İslâm’a Göre Diğer Din’ler” adlı kitabıma bakınız].

Muhammed’in söylemesine göre “insanlar arası kardeşlik” sadece müslümanlar arasında var olabilir. Örneğin Kur’ân’da:

“… Mü’min’ler ancak kardeştirler…” (K. Hucurat sûresi, âyet 10)

diye yazılıdır. Ve güyâ Tanrı Muhammed’e:

“….Mü’minler için (şefkat) kanadını indir” (K. Hicr sûresi, âyet 88)

diye buyurmuştur. Bu doğrultuda olmak üzere Muhammed, müslüman kişilerin birbirlerine karşı, bir binanın taşları gibi, destek olmalarını istemiş, şöyle demiştir:

“Mü’min, mü’min için parçaları birbirini destekleyen bir bina gibidir”

demiş, ve bu söylediklerini biraz daha açıklığa kavuşturmak üzere parmaklarını birbirine geçirerek kenetlemiştir [Bkz. İmam Nevevî, age. Cilt 1, sh. 255]. Müslümanların birbirlerini hor görmemelerini birbirlerine karşı kötülük beslememelerini, birbirlerini incitmemelerini, birbirlerinin canına ve malına ve ırzına göz koymamalarını bildirmek üzere de buyruklar bırakmıştır ki, bir iki örnek şöyle:

“Müslüman (kişinin) müslüman kardeşini hakir görmesi kişiye şer olarak kâfidir”

“Her müslümanın (canı, malı, ırzı) diğer müslümana haramdır…” [Bkz. Müslim’in ve Buharî’nin Ebû Hüreyre’den rivâyetleri olan bu Hadîs’ler için bkz. İmam Nevevî, age, Cilt 3, sh. 207, ve 210)

Muhammed, sadece can, mal ya da ırz bakımından değil, fakat müslümanların birbirleriyle dargınlaşmamaları, birbirlerine arka çevirmemelerini, karşılıklı kin tutmamalarını, hasedleşmemelerini, ve dargın iseler bu dargınlığı üç günden fazla uzatmamalarını emretmiştir. Örneğin bir müslümanın diğer bir müslümana “Kâfır” ya da “Allah’ın düşmanı” demesini günah saymıştır; buna karşılık müslüman olmayanlara “kâfir” ya da “Allah’ın düşmanı” denmesini uygun bulmuştur.

“Kim bir kimseyi ‘kâfır’ diye çağırırsa veya ‘Allah düşmanı’ derse, (ve) bu şahıs dediği gibi değilse, sözü kendi aleyhine döner”;

“Bir kimse (müslüman) kardeşine -‘Ey kâfır-‘ derse, bu sözle ikisinden biri, küfre döner. Eğer dediği gibi ise doğrudur. Ancak doğru değilse, o söz kendi aleyhine döner” [Bu gibi hadîs’ler Buharî’nin “Kitab’ül-Edeb”, ve Müslim’in “Kitab’ül-İmân” adlı yapıtlarında bulunmakta]

Müslümanların birbirleriyle küsüşmemelerini, ve küsüşenleri barıştırmalarını anlatmak üzere, Hucurat sûresi’nin yukarda değindiğimiz 10.cu âyet’ine şunu eklemiştir:

“Mü’minler ancak kardeştirler. O halde iki kardeşinizin arasını (bulup) barıştırınız” (K. Hucurat 10)

Müslüman kişiler arasındaki dargınlıkların üç günden fazla sürmemesi için ayrıca hüküm getirmiştir ki bunlardan bir kaçı şöyle:

“Hiçbir müslümana, kardeşini üç günden fazla terk etmesi helâl olmaz. Kim üç günden fazla dargın olarak ölürse cehenneme gider”

“(Müslüman) kardeşiyle bir sene dargın duran kimse, sanki kanını dökmüş gibidir” [Buharî, Müslim, Ebû Dâvud, Ahmed b. Hanbel gibi kaynaklardan gelme bu gibi hadîs’ler için bkz. İmam Nevevî, age, Cilt 3, sh. 323 ve d.)

Görülüyor ki Muhammed, kişiler arası iyi ilişkileri sadece müslümanlar arası ilişkiler bakımından öngörmüştür. Buna karşılık müslümanları, müslüman olmayanlara karşı düşman, sert ve saldırgan kılmak için ne mümkünse her şeyi düşünmüştür.

İlhan Arsel, Müslümanlık Sınavı
“Hoşgörü”, ve “İnsan Sevgisi” Konularında Bir Kaç Soru

Hazırlayan: Subat