Çömlekçi Çarkı ya da Feleğin (göklerin) Çarkına Çomak Sokmak! Aralık 20

Çömlekçi Çarkı ya da Feleğin (göklerin) Çarkına Çomak Sokmak!


Çömlekçi Çarkı ya da Feleğin (göklerin) Çarkına Çomak Sokmak!

Çömlekçi tezgâhı insanoğlunun bulduğu en eski çalışma gereçlerinden biridir. Çömlekçi tezgâhının gelişim süreci 7000 yıl gibi uzun bir zaman dilimi içinde izlenmektedir. MÖ. 3500 yılına ait olduğu saptanan Mezopotamya’daki Uruk’ta ilk çömlekçi çarkına, dolayısıyla çarklı çömlekçiliğe rastlanmıştır. Daha sonra arkeolojik kazıların yardımıyla görülmüştür çarklı çömlekçiliğin Mezopotamya’dan tüm Mezopotamya’ya, batı Hindistan’a, Suriye’ye, Mısır’a ve Onasya’ya yayıldığı görülmüştür.

İlk çömlekçi tezgâhı, kilden ya da tahtadan yapılmış plâkaların sabit bir yere oturtulmasıyla oluşuyordu; kilden kap kacak ya bu plâkaların üzerinde, işi yapan kişinin işin çevresinde dönmesiyle ya da ara sıra plâkayı döndürmesiyle, elle ve bant usulüyle biçimlendiriliyordu. Bu tip tezgâh, bugün bile Anadolu’da yaşar durumda izlenebilmektedir.

Çömlekçi çarkının ne zaman, nasıl, kimler tarafından bulunduğu konusu üzerinde ciddi bir araştırma yapan A. Brogniort’s 1854’te yayınlanan kitabında (Traite des Arts Ceramiques) çömlekçi çarkının Mısırlılar ve Çinlilerce daha önce bilindiği tezini savunmuştur. Daha sonra L. Franchet (1911) ve A. von Gennep (1918) bu konudaki araştırmalarında çömlekçi çarkının erkek cinsinin bir buluşu olduğu savını öne sürmüşlerdir. Bütün bu savlar ve yukarıdaki tarihlerden sonra yapılan arkeolojik kazıların verdiği ipuçlarına dayanarak Adolf Reith (1960) “Çömlekçi Çarkının 5000 Yılı” adlı kitabında, kendi deyişiyle çarkı döndüren insanı da unutmaksızın konuyu yeniden, geniş bir biçimde, beş kıtadan örnekler vererek incelemiştir.

Eski Mısır’daki baş tanrı Amon’a (Amun, Amen) farklı özelliklere sahip tanrıların adları ile tapılıyordu. Min (Khem) adı altında doğurganlığın, bereketin tanrısı, Khnum adı altında her şeyin yaratıcısıydı. Özellikle Khnum Tanrısını da simgeleyen koç kafası ve boynuzlarıyla birlikte biliniyordu.

Tanrı Khnum, Nil Nehri’nin kaynağının tanrısıydı. Nil Nehrinin yıllık taşması sonucu selin çamurları sürüklemesi ve suyun çevresine hayat getirmesinden bu yana çömlekçi çarkında çamur ve kilden yapıp annelerinin rahmine koyduğu çocukların yaratıcısıydı.

khnu3

Çömlekçi çarkının tarihi ve Mısır’daki tanrıların nasıl insanları yarattığı hakkında bu bilgileri verdikten sonra şimdi Kuran’daki anlatımlara bakalım.

Çamurdan yaratılış ve anne rahmine yerleştirme:

“Andolsun biz insanı, çamurdan (süzülüp çıkarılmış) bir özden yarattık. Sonra onu sağlam bir karargâhta nutfe haline getirdik. Sonra nutfeyi alaka (aşılanmış yumurta) yaptık. Peşinden, alakayı, bir parçacık et haline soktuk; bu bir parçacık eti kemiklere (iskelete) çevirdik; bu kemikleri etle kapladık. Sonra onu başka bir yaratışla insan haline getirdik. Yapıp yaratanların en güzeli olan Allah pek yücedir.” (Mu’minûn; 12-13-14)

İlk yaratılış esnasında döndürme, çevirme:

“Yoksa ilk defa yaratan sonra da onu döndürecek olan ve sizi gökten ve yerden rızıklandıran mı?” (Neml -64)

“Allah’ın ilk yaratışını görmüyorlar mı? Sonra onu döndürecek. Muhakkak ki bu, Allah için kolaydır.” (Ankebut -19)

“Muhakkak ki O, ilk defa yaratır. Ve döndürür.” (Buruc -13)

Yukarıdaki ayetlerde ilk yaratılıştan (yebdeu el halka) bahsedilirken bir de döndürme (yuîd) olayına değinilmektedir. Yoksa bu döndürme işi çömlekçi çarkı üzerinde çamurdan yaratılan insanların çevrilmesiyle alakalı olan bir kelime midir?

Burada geçen yebdeu ve yuid kelimelerine ilişkin şu bilgiler verilmektedir:

“Yubdiu: Kudretiyle ilk önce, yoktan emsalsiz yaratır. Bu kelimenin kökü b-d-e dir. B-d-e: başlamak, ilk önce yapmak anlamına geliyor. İbda: baştan yaratmak anlamına geliyor. Yuid: A-v-d kökünden gelir. A’de: dönmek anlamına geliyor.”

Mealciler ise burada geçen “yuîd” kelimesini “tekrarlamak, iade etmek” şeklinde çevirerek öldükten sonra yeniden Allah’ın huzuruna çıkmak anlamında vermişler.

Kuranda ayrıca “turceune” kelimesi geçmektedir ve bu kelime de Allaha “döndürülmek” olarak veriliyor. Özellikle Ankebut 57, Secde 11, Enbiya 35, Kasas 88, Yasin 83, Bakara 281, Yunus 56. ayetlerinde açıkça ölümden bahsedildikten sonra geçiyor.

Eğer ilk yaratılıştan bahseden yukarıdaki iki ayette de maksat ölüm sonrası Allah’a kavuşmak ise bu ayetlerde olduğu gibi “turceune” kelimesi orda da kulanılabilirdi o zaman. Tabi bilmediğim bir Arapça bir dil bilgisi kuralı yoksa tabi.

İki kelime arasındaki farkı daha iyi anlamamızı sağlayacak olan ayet ise her iki kelimenin de geçtiği Rum Suresinin 11. ayeti:

“Allah, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra onu çevirir (yuîdu). Sonra da yalnız O’na döndürülürsünüz.(turceune)”

Olayın aslı şüphelendiğim gibi midir şimdilik kesin bir şey diyemiyorum. Yalnız ayetlerde geçen dönme, döndürülme ifadelerinin altında bir bit yeniği var gibi geliyor bana.

Cenk Varol

agnostik.org