Soru 18: Bütün İnsanları Müslüman Yapmak Varken Tanrının İnsanları Cehenneme Atmak Kendi Kendisine Söz Verdiğini Düşünebilir misiniz? Aralık 07

Soru 18: Bütün İnsanları Müslüman Yapmak Varken Tanrının İnsanları Cehenneme Atmak Kendi Kendisine Söz Verdiğini Düşünebilir misiniz?


Soru 18: Bütün İnsanları Müslüman Yapmak Varken Tanrının İnsanları Cehenneme Atmak Kendi Kendisine Söz Verdiğini Düşünebilir misiniz?

Soru 18: “Siz hiç Tanrı’nın, bütün insanları müslüman yapmak varken yapmak istemediğini ve çünkü -‘Ben cehennemi insanlarla dolduracağıma dair kendi kendime and içtim’- dediğini, ve bu and’ını tutmak için cehennem’e yığınla insan attığını ve sonra cehennem’e hitaben: -‘Ey Cehennem! Doydun mu?’- diye sorduğunu ve buna karşılık cehennem’in: -‘Hayır doymadım! Daha var mı?’- diye karşılık verdiğini düşünebilir misiniz?”Eğer böyle bir soru karşısında kalkıp da: “Hayır düşünemem! çünkü bütün insanları doğru yola sokup müslüman yapmak olasılığına sahip bir Tanrı’nın böyle yapmayıp, hani sanki gaddarlıktan haz duyarmış gibi, insanları Cehennem ateşinde yakmak üzere yeminler ettiğini, kendi kendisine söz verdiğini düşünmek, Tanrı’ya hakâret etmek olur” şeklindeki bir mantığa yönelicek olursanız müslümanlık sınavından sınıfta kalmış olursunuz. Çünkü Kur’ân’da, Tanrı’nın, Cehennemi insanlarla doldurmak üzere and içtiği, ve bu nedenle insanlardan bir çoğunu Cehennem için yarattığı anlatılmakta. Örneğin Secde sûresi’nde Tanrı’nın şöyle dediği yazılı:

“Biz dileseydik, herkesi doğru yola eriştirirdik. Fakat: -Andolsun ki, Cehennemi cinlerle ve insanlarla dolduracağım- diye kesin bir söz çıkmıştır benden…” (Bkz. Secde sûresi, âyet 13).

Bu doğrultuda olmak üzere Hûd sûresi’nde şu var:

“Rabbin dileseydi bütün insanları bir tek millet yapardı. (Fakat) Onlar anlaşmazlığa düşecekler. Ancak Tanrı’nın merhamet ettikleri müstesnadır. Zaten Rabbin onları bunun için yarattı. Rabbının: -‘Andolsun ki Cehennemi tümüyle insanlarla ve cinlerle dolduracağım’- sözü yerini buldu…” (Bkz. Hûd sûresi, âyet 118-119)

A’raf sûresi’nde de şu var:

“Andolsun ki, cin ve insanlardan birçoğunu Cehennem için yarattık…” (Bkz. A’raf sûresi, âyet 179)

Görülüyor ki Muhammed’in Tanrısı, bütün insanları dosdoğru yola sokup bir tek millet yapma olasılığına sahip olduğunu söyleyerek övünüyor, fakat her ne hikmetse böyle yapmak istemediğini bildiriyor. İnsanlardan birçoğunu sırf Cehennem’e atmak için yarattığını itiraf ediyor. Sebep olarak da Cehenenem’i insanlarla dolduracağına dair kendi kendine yeminler etmiş olduğunu öne sürüyor. Ve bu yeminini yerine getirmek maksadıyla, insanlardan bir kısmını kâfir kılıyor (çünkü insanların müslüman ya da kâfır olmaları Tanrı’nın iznine ve keyfine bağlı. Örneğin bkz. En’âm 125) Böylece Cehennem’e malzeme hazırlıyor, ve Cehennemi insanlarla doldurmaya çalışıyor. Ne var ki, o her şeyi bilir olduğunu söylemesine rağmen, Cehennem’in, ne büyüklükte olduğunu, ve dolup dolmadığını bilemiyor Tanrı; öğrenmek üzere Cehenneme soruyor:

“Ey cehennem! doldun mu?” .
Ve Cehennem, dolmadığını anlatmak üzere Tanrı’ya yanıt veriyor:
“Hayır dolmadım! Daha var mı?”.

Şimdi, pek muhtemelen, bu söylediklerimin yalan, ya da abartma olduğunu sanıyor ve bana inanmıyorsunuzdur. İnanabilmeniz için Kur’ân’daki âyet’leri görmeniz gerekir. Geliniz birlikte, Kaf sûresi’ndeki şu âyet’i okuyalım:

“O gün Cehenneme: -‘Doldun mu?’- diyeceğiz. O,-‘Daha çok var mı?’- diyecek” (Bkz. Kaf sûresi, âyet 30)

Evet Muhammed’in Tanrısı böyle konuşmakta! Konuşurken de Cehennemin ne büyüklükte olduğunu bilmediğini ortaya vurmakta. Çünkü bilmiş olsa, Cehennem’e “Doldun mu?” diye sormayacaktı. Söylemeye gerek yok ki Tanrı, Cehennemin ne büyüklükte olduğunu bilmediğine göre, Cehennem kendisine: “Henüz dolmadım. Daha var mı?” diyerek arsızlık ettiği süre boyunca, insanları kâfir yapıp Cehennem’e yollayacak, ve böylece kendi kendine vermiş olduğu sözü yerine getirmeye çalışacaktır. Bununla beraber Muhammed’in söylediklerinden anlıyoruz ki Tanrı, bir an gelip “ayağını koyacak” (her nereye koyacaksa), ve işte o zaman Cehennem “daha var mı?” demek arsızlığından vaz geçecek ve: “Yetişir artık, yetişir artık” diyecektir [Bu konuda bkz. Elmalılı H. Yazır, Hak Dîni, Kur’ân Dili, Bedir Yayın Evi İstanbul, 1993, Cilt 6, sh. 4518-9]

Görüyorsunuz ki Kur’ân’daki Tanrı, muziplik olsun diye, bazı kişileri alaya alarak cennet’e sokarken (Bkz. Sahih-i… II, 843) çoğu kişileri de cehennem’e atmakla meşguldür. Denilebilir ki cehenneme atma meşguliyeti daha ağır basmaktadır, çünkü yukarıda değindiğimiz gibi, kendi kendisine: “Ben cehennemi kâfirlerle dolduracağım” diye söz vermiştir. Bu nedenle ikide bir cehenneme “Doldun mu?” diye sormakta ve cehennem de ona “Daha var mı?” diye yanıt vermektedir. Öyle anlaşılıyor ki Tanrı bu konuşmayı, özellikle kıyâmet günü Yahudi ve Hıristiyan olanlarla hesaplaşmak maksadıyla yapmaktadır (Bkz. Diyânet Yayınları. Sahih-i Buharhi Muhtasarı… cilt 2, 825-6; Ayrıca bkz. Kaf sûresi, âyet 30). Ne var ki onları “kâfir” yapan da kendisidir.

Öte yandan Muhammed’in Tanrısı, ara sıra bazı kişileri alaya alarak Cennete sokmak gibi muzipliklerden de geri kalmaz. (Bkz. Diyânet Yayınları Sahih-i Buharî Muhtasarı…, cilt 2, sh. 843). Yine bunun gibi, 80 bin müslüman kişiyi hiç hesap vermeden sırât’tan geçirdiği de olur (Kıyâmet günü sırat’tan geçiş için bkz. Sahih-i Buharî Muhtasarı… 2, sh. 820-830)

Bütün bunlar gösteriyor ki Muhammned’in Tanrısı, her ne kadar kendisini “rahim”, “afedici”… vs olarak tanımlamakla beraber, kâfir yaptıklarını cehenneme atmaktan büyük bir zevk almaktadır. Bunun böyle olduğunu, biraz daha iyi anlayabilmeniz için sırat köprüsünden geçiş ve cehennem ateşlerine atılış konusunda Kur’ân’da yer alan, ya da Muhammed’in Kur’ân olmayarak yerleştirdiği şeriât verilerine göz atmanız gerekir. Orada anlatılanları öğrenmek sûretiyle müslümanlık sınavına daha da iyi hazırlanmış olursunuz.

İlhan Arsel, Müslümanlık Sınavı
Tanrı Kavramı İle İlgili Bazı Sorular