Soru 12: Aksırmanın Tanrıdan Geldiğine Esnemenin de Şeytandan Olduğuna İnanır mısınız? Aralık 06

Soru 12: Aksırmanın Tanrıdan Geldiğine Esnemenin de Şeytandan Olduğuna İnanır mısınız?


Soru 12: Aksırmanın Tanrıdan Geldiğine Esnemenin de Şeytandan Olduğuna İnanır mısınız?

Soru 12 – “Aksırmanın Tanrı’dan gelme olduğuna, ve çünkü Tanrı’nın aksırmağa muhabbet ettiğine, buna karşılık esnemenin şeytan’dan olduğuna, ve esnemek üzere “ha” diye ağzını ayıran kişiye şeytanın güldüğüne inanır mısınız!” 

Eger bu soruyu soran kisiye kızar ve “Haydi be sende! Böyle saçma şey olmaz.” der iseniz, Muhammed’i yalancı durumuna düşürmüş olur müslümanlık sınavından sıfır alırsınız. Çünkü bu sözler, Muhammed’in ağzından çıkma şeyler olarak müslümanlara öğretilmektedir. Gerçekten de Diyânet’in, İslâm kaynaklarından naklen bildirmesine göre Muhammed şöyle konuşmuştur:“…Aksırığa Allah muhabbet eder… Esnemeyi de fenâ görür. Ey müminler! Sizin biriniz aksırıp Allah’a hamd ederse, onun Elhamdü li’llâh dediğini işiten her müslüman Yerhamük’llâh diye mukâbele etmek, aksıran mümin için hak olur. Esnemeğe gelince, şüphesiz o şeytandandır. Biriniz esnemek hali geldiğinde gücü yettiği derecede onu gidermeğe çalışşsın. Çünkü biriniz esneyip (ha) diye ağzını ayırınca onun gafletine şeytan güler” (Muhammed’in bu sözleri için bkz. Diyânet yayınlarından Sahih-i Buharî Muhtasarı… Cilt 12, sh. 165, hadis no. 2014)

Bu buyruğu okurken, ilk söyleyeceğiniz şey, muhtemelen şu olacaktır: “Neden Tanrı aksırmağa muhabbet etsin de esnemeyi kötü bilsin! Tanrı’nın uğraşacak başka bir işi kalmadı mı! Aksırmak ya da esnemek doğal ve bedensel şeyler değil mi!”

Böyle konuştuğunuz takdirde, karşınızda yine Diyânet’i ya da din adamlarını bulacaksınızdır. Şu bakımdan ki, Diyânet’in açıklamasına göre, eğer aksırma, sağlıklı ve kişiyi rahatlatır nitelikte bir aksırma ise, bu takdirde aksıran kişi Elhamdü li’llâh demelidir. Bunu yapacak olursa artık bir daha göz ağrısı diye bir şey çekmez. Öte yandan Elhamdü li’llâh demek sûretiyle, aksırdığını işiten müslüman kişilerin kendisine Yerhamükellâh diye karşılık vermelerini (yâni “Allah sana merhamet etsin” demelerini) sağlamış olur. Yok eğer aksırma, soğuk algınlığı, ya da nezle gibi bir rahatsızlık nedenıyle, yâni sağlıklı olmayan cinsten bir aksırma ise, bu takdirde onun aksırdığını işitenler için “Yerhamülkellâh” demek gerekmez!

Esnemeye gelince: Yukarda değindiğimiz gibi Muhammed, esnemesi gelen kişilerin, bütün güçleriyle bunu önlemeleri gerektiğini aksi takdirde şeytanların kendilerine güleceğini bildirmiştir.

Söylemeye gerek yoktur ki, akılcı eğitim görmüş kimseler için bütün bu yukarda belirttiğimiz buyruklar hurafe ile uğraşmak demektir. Ve işte eğer siz, İslâm şeriâtı’nın bu mantığını benimsemekten kaçınıyor iseniz, İslâm’a karşı gelmiş olursunuz (Bu konuda benim “Toplumsal Geriliklerimizin Sorumluları: Din adamları” adlı kitabıma bakınız).

Tekrar edelim ki yukarıya aldığımız örnekler, insan aklını dumura uğratır nitelikteki benzeri örneklerden sadece bir kaçıdır.

İlhan Arsel, Müslümanlık Sınavı
Hurafe’ler, Bâtil İnançlar, Masal’lar ve Aklı Dışlayan Sorunlar Konusunda Bir Kaç Soru
Hazırlayan: Subat