Aralık 04

Soru 4: Balık’ların insanları baştan çıkarmak üzere bir takım oyunlara başvurduğunu belleten dinsel kurallara inanır mısınız?


Soru 4: Balık'ların insanları baştan çıkarmak üzere bir takım oyunlara başvurduğunu belleten dinsel kurallara inanır mısınız?

Soru 4 – “Balık’ların insanları baştan çıkarmak üzere bir takım oyunlara başvurduğunu belleten dinsel kurallara inanır mısınız?”

Biraz önce gördüğümuz gibi, İslâmcı’ların, sinek konusunda Muhammed’ten gelme olduğunu söyledikleri buyruk, Diyânet’in açıklamasına göre sineklerin “idrak ve ilâhî ilham sahibi ” olduklarını ortaya vurmakta. Şimdi bunu öğrendikten sonra kendi kendinize:”Sinek idrak ve ilhâm sahibi olur da balık olmaz mı?” diye soracak olursanız, işte size Kur’ân’ın Bakara ve A’raf Sûre’lerinden alınma bir örnek:

Vaktiyle Davud “Peygamber” zamanında, Kızıldeniz kıyılarındaki kasabalardan birinde, balıkçılıkla uğraşan bir Yahudi kabilesi varmış. Bu kabile geçimini bununla sağlarmış. Ne var ki balıklar, her Cumartesi günü akın akın bu kıyılara gelip ertesi güne kadar beklerler ve ertesi gün, yani pazar günü hep birlikte kalkar giderlermiş. Ve haftanın diğer günlerinde bu kıyılara hiç gelmezlermiş. Bu şekilde yapmalarının sebebi Yahudilere oyun oynamak, onları baştan çıkarmak imiş. Çünkü “idrak” sahibi bu kurnaz balıklar, bilirlermiş ki Tanrı, Cumartesi günleri avlanmayı Yahudilere yasaklamıştır. Balık’lar bunu bildikleri için yukardaki şekilde Yahudilere oyun oynalarmış. Ne var ki, böyle bir yasağa boyun eğmek, Yahudi’ler için aç kalmak demek olurdu. Çünkü Cumartesi yasağına uyacak olurlarsa, balıklar diğer günler kıyıya gelmedikleri için, aç ve sefil kalacaklardı. Bu nedenle, Tanrı’nın yasağına uymayıp Cumartesi günleri avlanmaya başlarlar. Bunu duyan Davud “Peygamber” Yahudi’lere bedduâ eder. Onun bedduâ’sını işiten Tanrı gazaba gelir ve bu kasabadaki Yahudi’lerin tümünü maymun’a dönüştürür.

Şimdi yukardaki masal ile ilgili olarak size sorsalar: “İnanıyor musun bunlara?”. Ne dersiniz? Eğer akılcı eğitimle yetiştirilmiş bir kimse iseniz, vereceğiniz yanıt elbette ki şu tür’den olacaktır: “Hayır! Böyle şeylere inanmam; velev ki bunlar mucize niteliğinde şeyler sayılsa bile. Çünkü gerçek aydın bir kişinin mucizelere inanması olası değildir; meğer ki çılgın olsun”. Fakat bunu söylediğiniz an Kur’ân’ı inkâr etmis, ve dolayisiyle kâfir durumuna düşmüs olursunuz. Çünkü bu masal, Kur’ân’ın Bakara ve A’raf sûrelerinde yer almış olup, Muhammed’in söylemesine göre, Tanrı sözleri olarak şöyle ifâde edilmiştir:

“(Ey Muhammed!) Onlara, deniz kıyısında bulunan şehir halkının durumunu sor. Hani onlar Cumartesi gününe saygısızlık gösterip haddi aşıyorlardı. Çünkü Cumartesi tatili yaptıkları gün, balıklar meydana çıkarak akın akın onlara gelirdi; Cumartesi tatili yapmadıkları gün de gelmezlerdi. İşte böylece biz, yoldan çıkmalarından dolayı onları sınamaktaydık…” (K. A’raf sûresi, âyet 163)

Burada geçen “onlar” sözcügü, yukarda söz konusu edilen Yahudi kabilesidir. Güyâ Tanrı, bu kabile’nin Cumartesi yasağına uyup uymadıklarını denemek için onları böyle bir sınava sokmuş, ve görmüştür ki onlar kendilerine yasak edilen şeylerden vazgeçmeyecek kadar kibirlidirler! Ve işte bu nedenle Tanrı onları maymun haline sokmuştur. Bunun böyle olduğu Kur’ân’da şöyle belirtilmekte:

“Kibirlenip de kendilerine yasak edilen şeylerden vazgeçmeyince onlara: -‘aşagılık maymunlar olun’- dedik…” (A’râf sûresi, âyet 166; ayrıca bkz. Bakara sûresi, âyet 65).

Hemen ekliyelim ki Muhammed bu masalı, “Tanrı ve Peygamber buyruklarına uymayanların kötü bir akibete uğracaklarını” anlatmak, ve dolayisiyle Arap’ları kendisine baş eğdirtmek maksadiyle kullanmıştır. Düşünmemiştir ki bu tür masallarla eğitilen insanlar, akıl rehberliginden yoksun kalıp fikirsel gelişme olasılığını yitirirler.

Reklamlar