Aralık 03

Soru 7: Horozların Melek Gördüklerinde Öttüklerine, Eşeklerin de Şeytan Gördüklerinde Anırdıklarına İnanır mısınız?


Horozların Melek Gördüklerinde Öttüklerine, Eşeklerin Şeytan Gördüklerinde Anırdıklarına İnanır mısınız?

Soru 7 – “Horoz’ların melek gördükleri zaman öttüklerine ve öttükleri zaman müslümanlar için Tanrı’nın “kereminden” dilekte bulunmak gerektiğine daîr bir hükmü Tanrı ve “Peygamber” buyruğu olarak kabul ediyor musunuz?”

Yine bunun gibi: “Eşeklerin şeytan gördükleri zaman anırdıklarını, ve anırdıkları zaman -‘Eûzu bi’llâhi mine’s-şeytâni’r-racîm’- deyip Tanrı’ya sığınmanın müslüman kişi bakımından zorunluk olduğuna inanıyor musunuz?”

Eğer bu sorulara: “Hayır, olmaz böyle şey! Bunlar Tanrı’dan ya da Peygamber’den gelmiş olamaz. Bu gibi sözleri Tanrı’ya ve Muhammed’e yamamak, Tanrı’yı ve elçisini alaya almak olur” şeklinde bir yanıt verecek olursanız müslümanlık iddiâniz tehlikeye girmiş olur. Ve hele bir de bu söylediklerinizi açıklamak üzere, kendi kendinize: “Bunlar akıl dışı şeyler! Neden horoz melek gördüğünde ötsün de eşek şeytan gördüğünde anırsın! Eşek melek görmez mi! Gördüğünde ne yapar! Ya da horoz şeytan görmez mi! Gördüğünde ne yapar! Nedir Tanrı’nın ya da Muhammedin eşek’lere karşı husumeti ki zavallı hayvanı, şeytandan başka bir şey görmez diye tanımlarlar ve onun anırdığını görenleri Tanrı’ya sığınmaya çalışırlar!” şeklinde akılcı bir yanıta yönelecek olursanız, haliniz fena. Çünkü böyle bir şey söylediğiniz zaman İslâm şeriâtını inkâr etmiş sayılır ve kâfır’lerden olarak cehennemi boylarsınız.

Yok eğer bu yukarıdaki sorulara “Evet bunların Tanrı ve Peygamber sözleri olduğunu kabul ederim!” diye yanıt verecek olursanız, müslümanlık sınavını başarıyla atlatmış, ve “imanı tam” bir müslüman olarak övünmeye hak kazanmış olursunuz. Şu bakımdan ki Muhammed, horozları, müslümanları namaza uyandıran yaratıklar olarak övgüye lâyık bulur, onlara sövülmemesini isterdi; örneğin şöyle derdi:

“Horoza sövmeyin. Çünkü o namaza uyandırır”
[Ebû Dâvud’un “Kitab’ül-Edeb”inde yer alan bu Hadîs için bkz. İmam Nevevî, age , Cilt 3, sh. 328].

Yine bunun gibi Muhammed, horozların melek gördükleri zaman öttüklerine ve eşeklerin şeytan gördükleri zaman anırdıklarına da inanmıştı; şöyle derdi:

“Horozların öttüğünü işittiğinizde (dileklerinizi) Allâh’ın fazl-u kereminden isteyiniz. Zirâ horozlar melek görmüşler (de öyle ötmüşler)dir. Merkebin anırmasını işittiğinizde de şeytan(ın şerrin)den Allâh’a sığınınız (ve: Eûzu bi’llâhi mine’s-şeytâni’r-racîm, deyiniz). Çünkü merkep şeytan görmüş de (öyle anırmış) dır”. [Bkz. Diyânet’in “Sahih-i Buharî Muhtasarı …” adlı yayınlarının 9.cu cildinin 66-67 sayfasında yer alan 1363 sayılı hüküm].

Diyânet’in belletmesine göre Muhammed, bu sözleri söyledikten sonra şöyle eklemiştir:

“Merkep, şeytan görmedikçe anırmaz. Merkep anırınca siz Allahü Teâlâ’yi zikredin, bana da salâvat getiriniz” (Diyânet yayınları, Sahih-i Buharî Muhtasarı…. Cilt İX, sh. 68).

Dikkat edileceği gibi merkep anırması, kişiye Tanrı’nın adını anıp Muhammed’e salâvat getirmek (duâ etmek) gibi bir zorunluk yüklemekte. Böyle bir zorunluğun kutsal duygularla nasıl bağdaşabileceğini düşünmek kuşkusuz ki kolay değil.

Bu yukarıdaki veriler, Diyânet yayınlarıyla insanlarımıza belletilmekte. Ne var ki horoz’ların melek gördükleri zaman öttüklerini, ya da merkeplerin şeytan gördükleri zaman anırdıklarını söyleyen bu aynı Diyânet, halk arasındaki “Kara karga kimin evinde öterse o haneden cenaze çıkar” şeklindeki inançları hurafeden sayar. Daha başka bir deyimle, her hangi bir kimsenin evinde kara karga’nın ötmesiyle cenaze çıkar olduğuna dâir olan inancı hurafe olarak kabul ettiği halde, merkebin şeytan gördüğü için anırması üzerine Tanrı’ya sığınmak gerektiğine dair hükmü hurafeden saymaz! Ya da, karga’nın ötmesinin cenaze ile ilişkisini hurafe diye tanımlar, ama horozun ötmesini meleklerden ve merkebin anırmasını şeytandan bilip aynı nitelikteki bir hurafe’yi, başka şekiller altında halkımıza sokuşturmaktan geri kalmaz. Ve işte insanlarımızın dinsel eğitimi, bu zihniyetteki bir Diyânet’e ve onun emrindeki din adamlarına terkedilmiş bulunmakta!

İlhan Arsel, Müslümanlık Sınavı
Hurafe’ler, Bâtil İnançlar, Masal’lar ve Aklı Dışlayan Sorunlar Konusunda Bir Kaç Soru

Reklamlar