Kasım 17

Kur’an’dakî “Çelişki”lerden… (II)


Bundan önceki yazıda, İslam dünyasında benimsenen “Kur’an’daki nesh”den ve “nesh”in, “hükümler arasında çelişki” bulunduğu için söz konusu olduğundan söz edilmişti. Kur’an’daki çelişkilerin bir türü bu alanda. Örneklerinden:

İslâm başka dinleri kabul eder mi?

Bir kesim ayetlere göre, İslam, başka dinleri de tanır. Dahası “putatapar” (müşrik) denenlerin “din”lerini bile “DİN” olarak tanımakta:

– “Sizin DÎNÎNİZ size, benim dinim bana.” (Kâfırûn 6)

“Putataparlar”a böyle denmesi istenir. “Sizin putataparlığınız size, benim Tektanrı inancım bana…” diye yorumlanıyor (bkz. Râzî, Taberi ve öteki tefsirler.) ama, burada önemli olan “SÎZÎN DÎNÎNİZ SÎZE” denmesidir. Yani “putatapar” denenlere bunun söylenmesidir üstelik.

– “Şüphesiz, inananlar, Yahudi olanlar, Hıristiyanlar ve Sabiilerden Allah’a ve ahiret gününe inanıp yararlı iş yapanların ecirleri (sevap olarak karşılıkları), Rablerinin katındadır. Onlar için artık korku yoktur.” (Bakara: 62. Çeviri, Diyanet’in.)

Ne denli başka tür yorumlayanlar bulunsa da bu ayete göre: “inananlar” yani “Müslümanlar” dışında “Yahudiler”, “Hıristiyanlar” ve “Sabiiler”, yalnızca “Tanrı”ya, “ahiret”e inanmaları, bir de “yararlı iş (dinsel nitelikte) yapmaları” koşuluyla “korkudan kurtulacaklar”, yani “cennete girebilirler. Demek ki, bu ayette Yahudilik, Hristiyanlık ve (tümünün asıl kaynağı olan) Sabiilik (gök cisimlerine tapım. Bununla birlikte dinde, “TEK TANRI” denen “ASIL TANRI” inancı var. Geniş bilgi için bkz. Eren Kutsuz, Turan Dursun, Güneş Kültü.) dinleri resmen tanınıyor. Bu dinler tanındığı için, bu ayet “mensuh” yani “yürürlükten kaldırılmış” sayılır. Belirtildiğine göre, bu ayeti yürürlükten kaldıran (nâsih), Âl-i Îmrân Suresinin, anlamı aşağıda gelecek olan 85. ayetidir. (Bkz. Îbnu’l-Banzî, Nâsıhu’l-Kur’anı’l-Aziz ve Mensûhuhu, Beyrut, 1988, s.24-25.)

Ama başka kesim ayetlere göre: “Tanrı katında İslam’dan başka DÎN yoktur.”:

– “Kim, İslamiyet’ten başka bir dine yönelirse, onunki kabul edilmeyecektir. O, âhirette de kaybedenlerdendir.” (Âl-i İmrân 85. Çeviri, Diyanet’in).

– “Allah katında DÎN, şüphesiz İslamiyet’tir...” (Âl-i Îmrân 19, Çev. Diya.)

– “Allah’ın dininden başka din mi arzu ediyorlar? Oysa göklerde ve yerde kim varsa, ister istemez O’na teslim olmuştur. O’na dönecektir.” (Âl-i îmran 83, Çev. Diya.)

Demek ki, “Tanrı’nın Dini” olarak “İslâm” gösteriliyor ve bu dinden başka dinin “istenemeyeceği” bindiriliyor açıkça.

 

İslam’da “hoşgörü” var mı?

Bir kesim ayetlere bakılırsa, “İslam’da hoşgörü var” demek gerekiyor. Anlamlan yukarıda sunulan, Kâfinin Suresinin 6. ayetiyle Bakara Suresinin 62. ayeti de bunlardan. Şu ayetler de:

– “Öğüt ver, çünkü sen, yalnızca bir öğütçüsün; onların üzerinde bir ZORBA değilsin.” (Gâşiye: 22-23.)

Bu anlam ve doğrultuda başka ayetler de var. (Bkz. Âl-i Îmran 20; Mâide 92, 99; Ra’d 40; Nahl 35, 82; Nûr 54; Ankebût 18; Fâtır 23; Yasin 17; Tegâbün: 12.)

– “Dinde ZORLAMA yoktur.” (Bakara 256)

İslâm’ın propagandasını yapan ve “hoşgörü dini” olduğunu savunanlar, bu ayetleri, özellikle de Kâfırûn Suresinin 6. ayetini ve bu son ayeti sık sık kullanırlar, oysa İslam hukukunda bu ayetler “mensuh (hükmü yürürlükten kaldırılmış)” ayetlerdendir. Bunlar, “Kılıç Âyeti” (Âyetü’s-Seyf) diye adlandırılan ayetle (Tevbe:5.) “öldürüşme Âyeti” (Ayetü’l-Kıtâl) diye adlandırılan ayetle (Tevbe: 29) ve “cihad ayetleriyle” yürürlükten kaldırılmış” sayılmışlardır. “Kılıç Âyeti”yle yürürlükten kaldırılan ayet hükmü sayısı: 114. “Öldürüşme (kıtal) Ayeti”yle yürürlükten kaldırılan âyet hükmü sayısı: 8. (Bkz. Îbnul-Banzî, aynı kitap, s.22.) İslam dünyasında, İslam hukukundaki uygulamalar da buna göre olagelmiştir.

Şöyle ya da böyle “hoşgörü” yansıtan ayetlerden başka kesim ayetlere bakıldığında tam ters bir doğrultuyla karşılaşılır, İslam’ın katı bir “HOŞGÖRMEZLİĞİ” görülür bu ayetlerde. “Yürürlükte sayılanlar da -belirtildiği gibi- bunlardır:

– “Hürmetli aylar çıkınca, puta tapanları, bulduğunuz yerde öldürün. Onları yakalayıp hapsedin. Her gözetleme yerinde onları bekleyin. Eğer tevbe eder, namaz kılar ve zekât verirlerse peşlerini bırakın. Doğrusu Allah bağışlar ve merhamet eder.” (Tevbe 5., Çeviri Diyanet’in.)

– “Onları, nerede bulursanız orada öldürün…” (Bakara 191; Nisa 89, 91)

 

Nisa Süresindeki “öldürün!” “münâfık”lar içindir

– “Ey Peygamber! Kâfirlerle ve münafıklarla savaş. Ve onlara katı-sert davran! Varacakları yer, cehennemdir. Orası ne kötü bir varış yeridir.” (Bu ayet, iki ayrı surede aynen yer almıştır: Tevbe 73; Tahrim 9)

Aynı doğrultuda pek çok ayet var. (Bir kesimi için bkz. Mâide 35; Tevbe 41, 79; Hacc 78; Furkan 52.)

– “Kitap verilenlerden Allah’a, âhiret gününe inanmayan, Allah’ın ve Peygamberinin haram kıldığını haram saymayan, HAK DİNİ din edinmeyenlerle; boyunlarını büküp kendi elleriyle CİZYE verene kadar savaşın! “(Tevbe 29., Çeviri, Diyanet’in.)

İslam’da geçerli olan birşey var: “Mümaşat”. Anlamı: “Birlikte yürüme”. İslam, “güçleninceye dek barış içinde birlikte yürüme”yi ilke edinmiştir. Biraz “hoşgörü” yansıtan ayetler, “mümâşât dönemleri”nin ürünüdür. “Mümâşât” ilkesi, Muhammed’in “savaş hiledir” sözünden kaynağını alır daha çok. (Bu söz için bkz. Buhari, e’s-Sahih, Kitabu’l-Cihâd/156; Müslim, e’s-Sahih, Kitabu’l-Cihad/18, hadis no: 1740.)

İslâm, tüm insanlar Müslüman olana dek, yeryüzünü bir SAVAŞ ALANI sayar. “Barış” ve “hoşgörü” de, eğer gerekiyorsa da, “savaş”ın gereği olan “hile” içindir.

Kur’an’da “evlenme”‘, “boşanma”, “miras” ve öteki konularda da gerek “nesh” sayılan türden, gerek başka türden “çelişkiler” var.

Turan Dursun, Din Bu 1, Sayfa 186-189

Düzenleyen: ArapŞükrü

Reklamlar