Kasım 17

Kur’an’dakî “Çelişki”lerden… (I)


“Çelişki”, burada hangi anlamda kullanılıyor? Önce onu belirteyim:

 

“Aykırılık”, “birbirine uymama”, “birbirini tutmama”, “çatışma”… Mantıktaki “tenakuz”dan daha geniş anlamda. (Mantık’taki anlamı için bkz. Seyyid Şerif Cürcanî, Ta’rifât, “Tenakuz”, s. 68; Muhammed Ali Tehanevi, Keşşaftı Istılahati’l-Fünûn, 2/1313.) Usûlü’l-fıkh (islâm hukuku) uzmanlarının kullandıkları “tenakuz” ve “teâruz”la eş anlamda. (Bu anlamı için bkz. Tehanevi, aynı yer.) Nisa Suresinin 82. ayetinde geçen ve Diyanet’in resmi çevirisinde “aykırılık” diye dilimize çevrilen “ihtilâf” anlamında.

 

Bu çeviride ayetin tümünün anlamı şöyle:

 

Kur’an’ı durup düşünmüyorlar mı? Eğer o, Allah’tan başkasından gelseydi, onda çok aykırılıklar bulurlardı.” (Nisa: 82.)

 

Kur’an’da “aykırılık”lar

 

Şimdi bakalım, Kur’an’da “aykırılıklar” var mı; yok mu?

 

İslâm dünyasında işlenegelen “NESH” diye bir şey var. Kur’an’daki “nesh”den söz edilir. Bakara Suresinin 106. ayetinde de, Kur’an’ın “Tanrı”sınca “Biz, bir ayeti nesh ettiğimiz zaman…” diye başlanır, kimi ayetlerin “nesh” edildiği anlatılır.

 

 

“NESH” nedir?

 

Sözlük anlamıyla: “Bir şeyi bir başka şeyle gidermek”; örneğin, ‘,’ışık” getirilince “karanlık” giderilir. “Güneş gelince gölgeyi giderir”. Bakara Suresinin 106. ayetinde de bu anlamdadır. Çünkü “bir ayeti getirip, bir başka ayetin hükmünün giderildiği” anlatılmak istenir. (Bkz. Râgıb, el Müfredat, “N-S-H” maddesi.) Bir başka anlamı da, “bir şeyin bir başka şeye aktarılması, göçürülmesi”dir.

 

İslâm hukukundaki anlamı: “Daha sonraki bir hükümle, daha önce var olan bir hükmün (yürürlükten) kaldırılması (bunun, ayet ve hadisle sağlanması)“. Ya da: “bir Şeriat hükmünün gelmesiyle, bir önceki Şeriat hükmünün sona ermesi“dir. İkinci tanım şöyle de dile getirilir: “Bir önceki Şeriat hükmünün TERSİNİ sonuçlandıracak biçimde, sonradan bir Şeriat hükmünün gelmesidir.” (Bkz. Sadru’ş-Şerîa-Saduddin, Teftâzanî, e’t-Tavdih-e’t-Telvih, istanbul, 1310, 2/481-482; Dr. Muhammed Vefa, Ahkâmu’n-Nesh fi’ş-Şeriati’l-îslamiyye, Kahire, 1984, s.10-26; E. Râzî, el Mahsûl fi Usûli’l-Fıkıh, tahkik: Dr. Tâhâ Câbir, 1/433 ve öt.; e’t-Tefsiru’l-Kebîr, 3/229 ve öt.; Gazali, 1/69 ve öt.; Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, İstanbul. 1960, 1/460.)

 

Râzî, islâm dünyasında Ebu Müslim’in dışında herkesin, “Kur’an’da NESH bulunduğu” görüşünde birleştiğini yazar. (Bkz. E. Râzî, aynı yer.) Ebu Müslim (ölm. 934.) ise, “Kur’an’da NESH bulunmadığı” görüşündedir. Bulunmaması gerektiğini savunur, en başta da şu ayete dayanır:

 

– “Geçmişte ve gelecekte onu (Kur’an’ı) bâtıl kılacak yoktur. Hakim ve övülmeye lâyık olan Allah katından indirilmiştir.” (Fussilet: 42. Çeviri, Diyânet’in.)

 

Ebu Müslim, Nisa Suresinin 82. ayetini de (yukarıda geçti) dayanak gösterir. (Bkz. Muhammed Ali Sâbûnî, Revayiul-Beyân, 1/101. Aynca bkz. Dr. Subhî e’s-Salih, Mebâhis fi Ulûmi’l-Kur’an, Beyrut 1979, s.262.) Ve “hükümler arasındaki uyuşmazlıklar”ı gidermek için yorumlara çabalara girişir, yorumları son derece zorlamalı olduğu için kabul görmez. (Bkz. Yukandaki kaynaklar.)

 

Kısacası; İslam dünyasında benimsenen şu: “Kur’an’da NESH var.”

 

Yani Kur’an’da aralarında “AYKIRILIK (tearuz)” olduğu için “geçerli (nâsıh)” ve “geçersiz (mensûh)” sayılan ayetler, hükümler bulunur.

 

Sonuç: Kur’an’da “ÇELİŞKİLER” var. “Nesh’in kabul edilmesi, zorunlu olarak bunun da kabul edilmesi demektir. Çünkü “çelişki”siz “NESH” olmaz. Bunda birleşiliyor. Oysa Nisa Suresinin yukarıda geçen 82. ayetinde, “Kur’an’da aykırılıklar bulunursa bunun; Kur’an’ın Tanrı’dan olmadığına kanıt olabileceği” belirtilmekte.

 

 

Kur’an’da ne kadar çelişki var?

 

Kur’an’daki “NESH” sayısı, kimilerinin saymasına göre hiç de az değil. “Mensûh âyet hükmü” sayısı: 249. (Bkz. lbnül-Bânzî, Nâsıhu’l-Kur’anı’1-Azîz ve Mensûhuhu, Beyrut, 1988, s.23.) Kur’an’daki “Çelişkiler”, yalnızca “NESH” sayılan kesimde değildir. Başka da var.

 

Kur’an’daki çelişkiden bir örnek:

 

Soru: “Tanrı’nın yazgısı”nda, “söz”ünde, “DEĞİŞME”, “DEĞİŞTİRME” olur mu?

 

Kimi âyetlere “Hayır, kesinlikle olmaz.” der. Âyetler:

 

– “(Tanrı söylüyor) Benim katımda SÖZ DEĞİŞMEZ…” (Kâf 29)

 

– “… Tanrı’nın sözlerinde DEĞİŞME olmaz…” (Kehf 64)

 

Bu doğrultuda başka ayetler de var. (Bkz. Ahzab 62; Fâtır 43; Fetih 23; En’am 34, 115.)

 

Kimi ayetlere göreyse: “Evet, DEĞİŞME ve DEĞİŞTİRME vardır. Tanrı dilediğinde değişiklik yapar. Herşeyi yazıp çizdiği LEVH-I MAHFUZ’da yazar, bozar, yeniden yazar.”.

 

Ayetler:

 

– “Biz bir ayeti başka bir ayetin yerine değiştirdiğimiz zaman…“(Nahl 100)

 

– “Herhangi bir ayeti ‘nesh’ eder ya da unutturursak…” (Bakara 106)

 

– “Tanrı dilediğini siler, dilediğine yer verir. Ana Kitab (Levh-i Mahfuz) O’nun yanındadır.” (Ra’d 39)

 

Bu ayetlere, bundan önceki iki yazıda değinilmiş; yorumlar sunulmuştu.

 

 

Turan Dursun, Din Bu 1, Sayfa 183-185

 

Düzenleyen: ArapŞükrü

Reklamlar