Kasım 14

İnşaallah


Tevrat’a göre, “Peygamber” Süleyman’ın 700 karısı, 300 de cariyesi vardı. (Bkz. Tevrat, 1. Krallar, 11: 3.) Muhammed’in, oğulluğu Zeyd’in karısını (Zeyneb’i) almasını haklı bir gerekçeye bağlamak için Ahzab Suresinin 38. ayetinde:”… Bu, daha önce gelip geçmişlere Tanrı’nın uyguladığı bir yasasıdır…” denmesi üzerine, Kur’an yorumcuları bu açıklamayı değerlendirme gereği duymuşlar; “Burada Tanrı, Davud’un ve oğlu Süleyman’ın aldığı çok karıya değiniyor dolaylı olarak…” demişlerdir. Ve Tevrat’ta anlatılanlardan, Kur’an yorumlarına da yansımıştır bu arada. Ama biraz değişik olarak. Örneğin Süleyman’ın kadınları için: “Süleyman’ın 700 karısı, 300 de cariyesi vardı.” deniyor. (Bkz. Tefsirler, örneğin: Tefsiru-n-Nesefi, 31305; Kurtubî, 14/195.)

İşte bu Süleyman, Muhammed’in anlattığına göre bir gün, “inşâallah”sız bir “ant içmiş”tir:

“Ant içerim ki bir gecede yüz kadın şey edeceğim.”

Hadis şöyle:

“Davûd Oğlu Süleyman şöyle demişti:

– Andolsun ki, bu gece YÜZ KARIYI ŞEY EDECEĞİM (Bunlarla yatıp cinsel birleşimde bulunacağım)! Gebe bırakacağım için hepsi de oğlan doğuracak. Doğan her çocuk atlı savaşçı olacak. Ve Tanrı yolunda savaşacak!

Arkadaşı melek, Süleyman’a:

– “’ÎNŞÂALLAH’ de!” dedi.

Ama o demedi, unuttu.

O nedenle de karılardan yalnızca biri GEBE kaldı. Bu kadın da “yarım insan, yarım adam” doğurdu.”

Muhammed anlatmayı sürdürüyor

“Muhammed’in canı elinde olan Tanrı’ya ant içerek söylerim ki, Süleyman ‘ÎNŞÂALLAH’ deseydi, andı yerine gelecekti, gereksinimine en elverişli durum gerçekleşecekti, o kadınların hepsi erkek çocuk doğuracaktı, doğan çocuklar da hep atlı olarak Tanrı yolunda savaşacaklardı.” (Bkz. Buhâri, e’s-Sahih, Kitabu’l-Cihad/ 23, kitabu’n Nikâh/119.)

Bu hadis, Buhari’yle Müslim’in üzerinde birleşerek yer verdikleri hadislerden.(Bkz. Ibn melek, Mebâriku’l-Ezhar fi-Şerhi Meşâriki’l-Envâr, Arapça, ist., 1309, 2/216; Müslim, e’s-Sahih, Kita-bu’l-Eymân/ 22-25, hadis no: 1654.)

Bu hadise, önemli hadis kaynaklarından Tirmizî, Ahmed İbn Hanbel de kitaplarında yer vermişlerdir. (Bkz. Tirmizî, Sünen, Kitabu’n-Nüzûr/ 7, hadis no: 1531; Ahmed Ibn Hanbel, 2/229, 275, 506, 6/253.) Ancak, Muhammed karı sayısında duraksıyor. Süleyman’ın “bir gecede cinsel birleşimde bulunmak ve hepsine de savaşçı oğlan çocuğu doğurtmak” için “ant içtiği” kadın sayısı için bir “60”, bir “70”, bir “90, bir “99” ve bir de “100 (kadın)” olarak belirtiliyor. (Bkz. Buhari, e’s-Sahih, Ki-tabu’t-Tevhîd/ 31, Kitabu’l-Eyman/3V Kitabu’l-Kaffârât/9, Kitabu’l-Cihad/23, Kitabun-Nikâh/119; Müslim aynı yer, Tirmizî, aynı yer.)

Hadislerde, Muhammed’in de aynı gün, dahası “aynı saat”te, çok kadınla (9 ya da 11 kadınla) birden CİNSEL BİRLEŞİMDE bulunabildiği (mucize olarak bunu başardığı) anlatılır ve “30 erkek gücünde” olduğu belirtilir. (Bkz. Kitabu’l-Gusl/ 12; Tecrîd, hadis no: 192.)

Ne var ki, “aynı saatte 9 ya da 11 kadınla yatmak” başka, “aynı saatte ya da aynı gecede 60-100 kadınla yatmak” başka.

Burada, konumuzu ilgilendiren nokta “ÎNŞÂALLAH”. Süleyman’ın bunu söylememesi nedeniyle, ant içerek giriştiği cinsel birleşimde söz konusu kadınları “gebe bırakmayı” başaramamış olması.

Bilindiği gibi” “inşâallah”ın anlamı: “Tanrı dilerse”.

– “Tanrı ne dilerse onu yapsın, zaten yapar. Ayrıca bunu söylemeye ne gerek var?” denebilir.

Ancak, Kehf Suresinin 23. ve 24. ayetlerinde bağlayıcı buyruk var: “Hiçbir şeyi, Tanrı’nın dilemesi dışında: ‘Ben onu yarın yapacağım!’ deme!” deniyor. Muhammed, yukarıdaki öyküyü anlatırken, Süleyman’ın da bu buyruğun bağlayıcı kapsamında bulunduğunu anlatıyor. Ne var ki, akla gelebilecek şöyle bir sorunun karşılığı yok:

– Süleyman ant içerken “kadınları şey edip gebe bırakacağına ve hepsine OĞLAN doğurtacağına” ant içmişti. Eyleme geçtiği zaman, “inşâallah” dememesi, neden o kadınların “gebe kalmalarına ve oğlan doğurmalarına” ENGEL OLUYOR da, “kadınları şey etmesine (cinsel birleşime)” ENGEL OLMUYOR? Yani “inşâallahsızlığın etkisi” neden birincisinde görülüyor yalnızca?

Bu sorunun karşılığı, hadiste bulunmamakta. Yorumlarda da bir açıklama yok.

İnşâallahsızlığın, Muhammed’in başına getirdiği

Yukarıdaki hadiste görüldüğü gibi, “MELEK anımsattığı halde” Süleyman “İnşâallah” dememiş ve başına gelen gelmiş. Aktarıldığına göre, bir olayda da Muhammed “inşâallah” demeyi unutmuş (meleğin ona anımsatıp anımsatmadığı açıklanmıyor). Olay şu:

Birileri Muhammed’e gelirler ve birtakım sorular sorarlar. Sorulara alacakları karşılığa göre Müslüman olup olmamaya karar vereceklerdir. Muhammed de bu sorular için: “Yarın size cevap vereceğim!” der karşıdakilere. O sırada “inşâallah” demeyi unutmuştur. Cevap için “vahiy” getirsin diye Cebrail’i bekler, ama Cebrail bir türlü gelmez. “15 gün sürer bu kesinti”. Cebrail sonra gelip durumu açıklar. Bir sürü dedikodu olduktan sonra… Ve Kur’an’ın Tanrı’sı, ayrıca Kehf Suresinin 23. ve 24. ayetleriyle uyarıda bulunur: “Hiçbir şeyi, Tanrı’nın dilemesi dışında, ‘Ben onu yarın yapacağım!’ deme.” diyerek… (Bkz. îbn İshak, e’s-Sîre, Muh. Hamidullah, fıkra: 257; tefsirler, örneğin F. Razî, 211, 108; Taberî, 15/151; Nesefi, 319-10… Ayrıca bkz. Müslim, hadis no: 1797.)

Turan Dursun, Din Bu 1, Sayfa 167-170

Düzenleyen: ArapŞükrü

Reklamlar