Kasım 13

Sol ateistler, sağ ateistler


Türk aydınları kavramlar konusundaki bilgi eksikliklerini zihinsel muğlaklığa çevirip, bilmedikleri konuları yokmuş gibi algılarlar.

2000’li yılların global konjonktüründe ateizmin siyasal bir tercih olduğunu pek kavrayamadılar.

Sanırım, şimdi de sağ ateist olabileceğini anlayamayacaklar. Bu bir önyargı değil, deneyim.

Birinci Sanayileşme hala tümüyle globalleşmemiş olsa da (bugün Dünya’nın % 45’i hala kırsal kesimde yaşıyor), İkinci Sanayileşme 1950’lerde ilk bilgisayarların üretimiyle başlamıştı.

İkinci Sanayileşme’nin 2000 momentiyle 7 öncü vektörü mevcut: Robotçuluk, bilgisayarcılık, uzaycılık, ölümsüzlükçülük, genetik manipülasyonculuk, siborgculuk ve siberuzaycılık.

İkinci Sanayileşme 2010 momentinde 2, 5 milyar cep telefonu ve 1, 7 milyar internet kullanıcısıyla oldukça yaygın görünüyor ama henüz bir ölümsüz üretilmedi, çünkü yasak ama 9 insan klonlanmış durumda. Yani, İkinci Sanayileşme’nin Birinci Sanayileşme denli yaygınlaşmasına daha çok var.

İkinci Sanayileşme’nin tanım / şifre kodu, bilgi toplumu olması. 20. Yüzyıl’da 7 milyar kişi ortalama 5 yıl eğitime getirilebildi ama hala % 20 nüfus okuryazar değil. Atsarlanan eğitim düzeyi herkesin ikinci bir dille üniversite mezunu olması ki bu 3-23 yaş arası 0 yıl minimum eğitime karşılık geliyor. Bunun da gerçekleşmesine daha çok var.

İşte ateizm, bu bilgi toplumu açısından sağ ve sol olarak ikiye ayrılıyor:

Bilginin artmasını isteyen ateistler, sol ateistler sayılıyor.

Sağ ateistler ise, bilginin azalmasını ilkede isteyenler olarak tanımlanıyor. Agnostikler, skeptikler, panteistler, ateist olup kiliseyi savunan İspanyollar gibileri, Rusya ve Çin Devrimi’nden sonra yeniden dine dönenler, vd sağ ateistler tanımında kalıyor.

AB’de ve AP’de ateist parti bulundurmayan, % 33 ateist nüfuslu Avrupa aydınları ise uç sağ ateist durumunda. O nedenle, kilisenin (veya papaların) hristiyansal tanrıdan daha bilgi azaltıcı olduğunu göremiyorlar.

Türk ateistleri ise kafayı kuma sokan devekuşu tanımında. Düşünün ki 1.000 ateist tanıyorum, hiçbiri çıkıp da ateist olduğunu kamuoyuna beyan edemez, çünkü buna cesaret edemez ama kendine yalan söyler ve dinsel inancını açıklamama özgürlüğü yoluna girdiğini beyan eder.

Birinci Sanayileşme’nin ve 20. Yüzyıl’ın 2 yenik dünya devriminin devrim tanımı hala yenilmedi, çünkü o 2 dünya devriminden sonra da devrim vardı, sonra da var, var da kalacak.

İşte sol ateistler bu söylem düzleminde, hem demokrat, hem devrimci konumunda kalıyorlar. Bu sömürüsel ve dinsel devrimin demokratik yollardan yapılabileceğini değil, öyle yapılmasının uzun vadede daha verimli, kalıcı ve kesin olduğunun deneyimle saptanması demek.

Menzil mi? En az 100 yıl. 3-4 kuşaklık yumuşak telkinli bir eğitim sürecinden söz ediyoruz. 2100’de ise zaten uzaycılık ve ölümsüzlük ateizm ve teizm kavramlarını tümden değiştirecek ve/ya değiştirmiş olacak.

Reha Ülkü

Milliyet Blog

Reklamlar