Kasım 11

İslam ve Küçük Kızların Cinsel İstismarı


 

“Kuran küçük çocuklarla evlenmeyi teşvik ediyor” diyemesek de (bunu daha çok Sünnet için diyebiliyoruz) “bulûğ yaşına bile girmemiş küçük kızlarla evlenmenin ve cinsel ilişkide bulunmanın dinen caiz olduğu” hükmü İslam Hukuku metodolojisi (fıkıh usûlü) açısından gayet düzgün, makûl, anlaşılabilir yöntemlerle Kuran’ın kendisinden çıkmakta… Nitekim -aşağıda kaynaklarıyla örneklenecek olan- önde gelen İslam alimleri de işte bu hükmü bizzat Kuran’dan çıkarmıştır.

 

I. Çocuğun Cinsel İstismarı İçin Kuran’dan Çıkan Meşruiyet

1. Talâk Suresi’nin 4. Ayeti

  • Talâk/4
    Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla (henüz) âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa Allah ona işinde bir kolaylık verir.

 

2. Talâk/4′ün Bağlamı

a. Bakara/228 ve İddet (Boşanmada bekleme süresi)
Nüzûl sırasına göre daha önce gelmiş olan Bakara Suresi’nin bir ayeti bu konuda net bir hüküm getirmiş:

  • Bakara/228
    Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hâli (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorlarsa Allah’ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helâl olmaz. Kocaları bu süre içinde barışmak isterlerse onları geri almağa daha çok hak sahibidirler. Kadınların yükümlülükleri kadar meşru hakları vardır. Yalnız erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Görüldüğü üzere, Bakara suresinin 228. ayeti boşanmanın kesinleşmesi için “üç ay hali” (yani üç menstrüasyon dönemi) müddetince bir süre belirler.

Bu “boşanmada bekleme süresi“ne İslam ıstılahında “iddet” denilir. Kadını boşamanın Arapçası ise ilgili sureye de adını veren “talâk” sözcüğüdür. İddet boyunca kadın -boşanma henüz kesinleşmemiş olduğundan- bir başkası ile evlenemez. Erkek bu mühlet içerisinde geri dönerse (barışırsa) evlilik devam eder; yani boşanma gerçekleşmiş olmaz. Çift tekrar birleşmeden iddet biterse boşanma kesinleşmiş olur.

İslam alimlerince iddetin gayeleri şu şekilde açıklanır:

  • Fevri boşanma kararları ile nikahın bitmesi önlenmiş olup hukuken evliliği kesin olarak bitirmeden tekrar düşünme ve barışma imkânı verilmiştir. Böylece geçici öfke ve benzer durumlardan dolayı yuvanın yıkılması engellenmiş, evlilik müessesesinin önemi vurgulanmıştır.
  • İddet olmasa idi kadının boşanmasından kısa bir süre sonra hamile olduğunun anlaşılması durumunda nesebin karışması ve dedikodu çıkması tehlikesi söz konusu olurdu. İddet sayesinde (ki kadınlar bu süre boyunca evlerinde tutulur, bkz Talâk/1) bu tehlike de önlenmiştir. Bu süre içerisinde kadının hamile olduğu ortaya çıkarsa çocuğun anneyi boşayan kocaya ait olduğu anlaşılır.

b. Ahzâb/49

Ahzâb Suresi’nin 49. ayetinde ise evli çift henüz cinsel temasta bulunmamışsa boşanma durumunda iddeti beklemeye gerek olmadığı açıklanır:

  • Ahzâb/49
    Ey inananlar! Mümin kadınlarla nikahlanıp onları temasta bulunmadan boşadığınızda artık onlar için size iddet saymaya lüzum yoktur. Kendilerine bağışta bulunarak onları güzellikle serbest bırakın.

c. Talâk/1-4

Şimdi asıl konumuz olan Talâk Suresi’ne ve bu surenin 4. ayetine tekrar dönebiliriz.
Bu arada surelerin (İslam alemi tarafından genel kabul gören) nüzûl sırası da bu başlıkta işlendiği gibidir (Bakara → Ahzâb → Talâk).

  • Talâk/1
    Ey peygamber! Kadınları boşamak istediğinizde onları iddetlerini dikkate alarak (temizlik hâlinde) boşayın ve iddeti sayın. Rabbiniz olan Allah’a karşı gelmekten sakının. Apaçık bir hayasızlık yapmaları dışında onları (bekleme süresince) evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar. Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa şüphesiz kendine zulmetmiş olur. Bilemezsin; olur ki Allah sonra yeni bir durum ortaya çıkarır.
  • Talâk/2
    Boşanan kadınlar iddetlerinin sonuna varınca onları güzelce tutun yahut onlardan güzelce ayrılın. İçinizden iki adil kimseyi şahit tutun. Şahitliği Allah için dosdoğru yapın. İşte bununla Allah’a ve ahiret gününe inanan kimselere öğüt verilmektedir. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa Allah ona bir çıkış yolu açar.
  • Talâk/3
    Onu beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah’a tevekkül ederse o kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şeye bir ölçü koymuştur.

VE:

  • Talâk/4
    Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla (henüz) âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların bekleme süresi ise doğum yapmalarıyla sona erer. Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa Allah ona işinde bir kolaylık verir.

 

3. Sonuç

  • Bakara/228′de boşanmanın kesinleşmesi için bir bekleme süresi (iddet) şart koşuluyor ve bu süre kadının üç “ay hali” (âdet hali = hayz hali) olarak belirleniyor.
  • Ahzâb/49′da eğer evli çift cinsel ilişkide bulunmamışsa boşanma durumunda bu süreyi beklemeye lüzûm olmadığı söyleniyor.
  • Talâk/1-3′de tekrar (Bakara/228′deki) boşanma süresine (iddet’e) atıfta bulunarak bu süre ile ilgili bir takım düzenleme ve tavsiyeler getiriliyor.
  • Talâk/4′de ise, bekleme süresinin (iddet’in) hayız görmeyen kadınlarda ne kadar olacağı bildiriliyor. Hayız görmeyen kadınlar üç gruba ayrılıyor:
    (a) Âdetten kesilenler => üç ay
    (b) Küçük olduğundan henüz âdet görmeyenler => üç ay (bkz. Talâk/4’ün tefsiri)
    (c) Hamileler => doğuma kadar

Evlilik: Talâk/4′te yaşı küçük olduğundan henüz âdet görmeyen küçük kızların boşanma durumunda bekleme süresinin 3 ay olduğu yazmaktadır. Dolayısıyla Kuran’a göre henüz âdet görmeyen küçük kızlarla evlenmenin bir sakıncası yoktur.

Cinsel İlişki (Cima): Ahzab/49′da cinsel temas olmadan boşanılırsa bekleme süresi olmadığı söyleniyor. Fakat Ahzab Suresi’nden -nüzûl sırasına göre de- daha sonra gelen Talâk’ta âdet görmeyen küçük kızlar için 3 ay iddet belirleniyor. Dolayısıyla Henüz âdet görmeyen küçük kızlarla kocalarının cinsel ilişkiye girmelerinin Kuran’a göre sakıncası yoktur.

 

II. Tefsir ve Fıkıh Kaynaklarından Örnekler

Yukarda varmış olduğumuz sonucu, muhtelif tefsir ve fıkıh kaynaklarıyla da teyid edebilmekteyiz. Dikkat edilirse tüm bu örneklerde henüz bulûğ yaşına girmemiş küçük kızların sadece evlendirilmesinden değil, aynı zamanda kocalarının kendileriyle cinsel ilişkiye (cima‘ya) girmesinden bahsedilmekte.
Tefsir Kaynakları

  • (1) Mevdudi
    Büluğa ermediği için hayız görmeyen veya bazı nedenler dolayısıyla geç hayız gören ya da çok büyük bir istisna olup da hiç hayız görmeyen kadınlar, hayızdan kesilmiş kadınlar gibi talaktan sonra 3 ay iddet beklerler.
    Kur’an’ın bu açıklamasına göre burada “Mudhale” (kocasıyla gerdeğe girmiş) bir kadının sözkonusu olduğuna dikkat edilmelidir. Çünkü eğer mübaşeret olmasaydı iddet sözkonusu olmazdı. (Bkz. Ahzab: 49) Bu yüzden henüz hayız görmeye başlamamış kızların iddetinin beyan edilmesinden anlaşıldığına göre bu yaştaki kızlarla evlenmek ve kocalarının kendileriyle cinsel ilişkide bulunması caizdir. Dolayısıyla Kur’an’ın caiz gördüğü bir davranışı hiçbir Müslüman’ın yasaklamaya hakkı yoktur.
    – Ebu’l Al’a Mevdudi
    , Tefhimu’l Kuran, Talâk/4 (oku)
  • (2) Taberi
    Âyet-i kerimede “Hiç adet görmeyenler de böyledir.” buyurulmaktadır. Bundan maksat küçük yaşta evlenen ve zifafa girdikten sonra boşanan kadınlardır. Bunlar adet görmedikleri için iddetleri aylarla ölçülür; bu da üç aydır. Nitekim Süddi, Katade ve Dehhak bu kısmı aynı şekilde izah etmişlerdir.
    – Ebu Cafer Muhammed b.  Cerir et-Taberi
    , Taberi Tefsiri, Talâk/4 (oku)
  • (3) İmam Kurtubi
    “İddetleri vaktinde” buyruğu, sözkonusu edilen kadınların kocaları ile gerdeğe girmiş olan kadınlar olmasını gerektirmektedirÇünkü kendileri ile gerdeğe girilmemiş olan kadınlar yüce Allah’ın “Ey iman edenler! Mü’min kadınları nikahlayıp sonra kendilerine dokunmadan onları boşarsanız sizin için onlar aleyhine sayacağımız bir iddet olmaz” (el-Ahzab, 33/49) buyruğu ile bu kapsamın dışına çıkarılmaktadır.
    – İmam Kurtubi, el-Camiu li-Ahkami’l-Kur’an, Buruç Yayınları: 17/417.“Asla ay hali olmayanlar” ile kastedilen küçük yaştakilerdir. Bunların da iddetleri üç aydır. Buna göre haber hazfedilmiştir. Bu durumdakinin iddetinin ay hesabı ile yapılmasının sebebi bunda adetin olmayışıdır.
    – İmam Kurtubi
    , el-Camiu li-Ahkami’l-Kur’an, Buruç Yayınları: 17/437-438.
  • (4) Mukâtil B. Süleyman El-Horasânî
    Bakara Suresi’nde yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
    Boşanan kadınlar kendi kendilerini üç kur’ (yani, üç ay hâli) gözetlerler. (Bakara/228).
    Boşanan kadınların iddeti bu şekilde idi. Ancak Yüce Allah, kocasının kendisi ile gerdeğe girmeden boşadığı kadını bundan istisna ederek Ahzâb Suresi’nde şöyle buyurmaktadır:
    “Ey îmân edenler! Mümin kadınları nikahlayıp sonra kendilerine dokunmadan (yani onlarla cima etmeden) onları boşarsanız sizin için onlar aleyhine sayacağınız bir iddet yoktur. (Ahzâb/49).
    Talâk sûresinde Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
    Hayızdan kesilmiş (yani yaşlı olduklarından dolayı artık hayız görmeyen) ve (yaşlarının küçüklüğü sebebiyle henüz) hayız görmeyen kadınlarınıza gelince -şüphelendinizse- onların iddeti üç aydır. (Talâk/4)
    Görüldüğü gibi hayız görme yaşına gelmemiş ve kendisi ile gerdeğe girildikten sonra kocası tarafından boşanmış kadının durumu da aynı şekildedir; onun da iddeti üç aydır.
    – Mukâtil B. Süleyman El-Horasânî
    , Ahkam Ayetleri Tefsiri, İşaret Yayınları, S. 217-219 – Talâk bahisleri; Kadının İddeti ve İddet Esnasındaki Sükna Hakkı (oku)

Fıkıh Kaynakları

  • (1) Camisab Özbek, Dört Mezhebe Göre İslam Fıkhı
    Ayrılma İddeti: Cinsi ilişkiden sonra nikahın fesh olunması veya boşanma suretiyle ayrılan kadının beklemesi lazım gelen iddettir. Eğer kadın hamile ise onun iddeti doğurması ile biter. Bu hükmün delili Talâk 4 ayetidir. Eğer hamile değilse ve hayız görüyorsa onun iddeti kocasından ayrıldıktan sonra üç defa temizlenmektir. Bunun delili Bakara/228′dir.
    Eğer kadın bulûğa ermemiş veya hayızdan kesilmiş ise onun iddeti kocasından ayrıldıktan sonra üç aydır. Bunun delili Talâk/4′tür.
    Cinsi ilişkisiz boşanan kadın veya nikâhı fesh olan kadının iddet beklemesi söz konusu değildir. Bunun delili Ahzab/49′dur.
    – Camisab Özbek, Dört Mezhebe Göre İslam Fıkhı, Ravza Yayınları, (4. Cilt, 3. Bölüm), 62. Bölüm, İddet, Ayrılma İddeti (oku)
  • (2) İmam Nevevi
    Ayrılma iddeti: Koca hayatta iken nikahın feshi veya boşama sebebi ile karısından ayrılmasına bağlı olan iddettir. Bu iddet cinsel ilişkiden sonra veya erkeğin menisini karısının rahmine akıttıktan sonra meydana gelen ayrılma ile vacib olan iddettir.
    (…)
    Hayız görmemiş hür olan küçük yaştaki kadın ile hayız halinden tamamen kesilmiş kadının iddeti hilâl ayı ile üç aydır.
    – İmam Nevevi, Minhac, Kahraman Yayınevi, Nikah, İddet (oku)
  • (3) Molla Hüsrev 
    Küçüklükten veya yaşlılıktan dolayı hayz görmeyen veya bulûğuna yaş ile hükmedilip hayz görmeyen hür kadın hakkında talâkta iddet üç aydır. Çünkü Allah Teâlâ ,(C.C):
    “Kadınlarınız içinde ay hâli görmekten kesilenler ile henüz ay hâli görmemiş olanlarda eğer şüphe ederseniz onların îddet beklemeleri üç aydır.” buyurmuştur.
    Eğer kadın cima edildi ise üç ay iddet bekler. Çünkü yukarda geçtiği vechle cimâdan önce boşanırsa iddet yoktur.
    – Molla Hüsrev
    , Gurer ve Dürer, 2. Cilt, 3. Bölüm, İddet Babı (oku)
  • (4) İbn Rüşd
    İddetin (Boşanmada Bekleme Süresinin) Çeşitleri:
    Kadın ya hürdür, ya cariyedir. Bunlardan her biri de boşandığı zaman ya kendisiyle gerdeğe girilmiş ya girilmemiştirEğer kendisiyle gerdeğe girilmemiş ise bu kadının iddeti yoktur; boşanır boşanmaz evlenebilir. Zira Cenâb-ı Hak “Ey iman etmiş olanlar.. Mümin kadınlarla evlendikten sonra onlarla temas etmeden onları boşadığımzda onların size iddet saymasına lüzum yoktur” buyurmuştur. Eğer kendisiyle gerdeğe girilmiş ise o zaman bu kadın ya adet gören, ya da görmeyenkadınlardandır. Adet görmeyen kadınlar da ya küçüktürler, ya da yaşlı oldukları için artık âdetten kesilmişlerdir. Adet görenler de ya gebedirler, ya normal âdetleri devam eder, ya herhangi bir sebeble kanları kesilmiştir, ya da müstehazedirier.
    – İbn Rüşd Kadı Ebu’l-Velid Muhammed b. Ahmed b. Muhammed b. Rüşd El-Hafîd, Bidayetü’l-Müctehid ve Nihayetü’l-Muktesid, Beyan Yayınları: 3/75 – Talak, İddetin Çeşitleri (oku)

Bu örnekleri sıralarken özellikle farklı asırlarda yaşamış, farklı mezhep ve kültürlere sahip olan İslam alimleri seçildi. Örneğin Fatih Sultan Mehmed’in hocası, Türk-Osmanlı İslam Fıkıhı’nda büyük etkisi olan, Hanefi alim Molla Hüsrev‘in Gurer ve Dürer olarak kısaltılan fıkıh eseri yüzyıllar boyunca Türk-Osmanlı Medreseleri’nde ders kitabı gibi takip edilmiştir (bkz veya bkz). İmam Nevevi‘nin Minhacı Şafii fıkıhının en önemli eserlerinden (bkz). Mezheplerarası mukayeseli İslam Hukuku alanının önemli eserlerinden olan Bidayetül Müctehid‘in sahibi, Batı dünyasında Averroes olarak tanınan meşhur bilgin İbn Rüşt.

Mukâtil B. Süleyman günümüze kadar ulaşmış olan en erken tam Kuran tefsirinin sahibi. Taberi ve İmam Kurtubi tefsir ilminin en önde gelen alimlerinden. Mevdudi 20. yüzyılda yaşamış meşhur İslam bilginlerinden…

Hepsinin vardığı sonuç aynı: Küçük olduğundan dolayı henüz bulûğa girmemiş kızlarla evlenmek ve cinsel ilişkide bulunmak Kuran’a göre caizdir.

Buna rağmen birçok alim cinsel ilişki yaşı için bir alt sınır belirleme ihtiyacı da duymuş elbette. Azınlıkta kalan bir görüş -yukarda verilen ayetlere rağmen- en azından kızın âdet görmeye başlamış olmasını şart koşarken, kimisi 9 yaşına girmiş olmasını öngörmüştür. Fakat büyük çoğunluk her iki sınırı da reddederek kızın cinsel ilişkiden dolayı hastalanıp hastalanmayacağı kıstasını getirmiş. 300 Yıl kadar önce bir ulema heyeti tarafından hazırlanan ve Hanefi mezhebinin bütün içtihad ve fetvalarını derleyen meşhur Fetevayyı Hindiyye adlı eserde mesele şöyle geçer:

  • Fetevayı Hindiyye
    “Küçük kıza ne zaman cima edilebileceği hususunda görüş ayrılığı vardır. Bazı alimler “Bulûğa erişinceye kadar ona cima yapılmaz”, bazıları ise “Dokuz yaşına varınca ona cima edilir” demişlerdir. Bahrü’r -Râık’ta da böyledir. Alimlerin ekserisine göre bu hususta yaşa itibar edilmez; gücünün yetmesine itibar edilir. Eğer kız şişman, gelişmiş, cimaya tahammüllü ve erkeğin kendisine cima etmesinden dolayı hasta olmasından korkulmaz ise dokuz yaşına varmamış olsa bile ona cima edilebilir. Ancak kız zayıf ve cimaya tahammülsüz olursa vaya cima sebebi ile hastalanacağından korkulursa yaşı büyük olsa bile ona cima etmek helâl olmaz.
    Sahih olan görüş de budur.”
    – Fetevayı Hindiyye
    , Akçağ Yayınları, Nikah, 4. Nikahta Velayet, Bu Konu İle İlgili Diğer Bazı Mes’eleler (oku)

Görüldüğü gibi -en medenî olarak bilinen- Hanefi mezhebine göre bile kız henüz âdet görmüyor olsa ve henüz 9 yaşından küçük olsa dahi eğer cinsel ilişkiden dolayıfiziken hasar görmeyecekse kocası onunla cinsel ilişkide bulunabilir.

Küçük kızın cinsel ilişkiden dolayı fiziken hasar görüp görmeyeceğine karar verecek olan ise -elbette ki- kocasıdır. Ancak kızın babasının burada itiraz hakkı var. Eğer baba cinsel ilişkiye itiraz etmezse hukuken herhangi bir denetim yok. Baba itiraz eder, koca ise cinsel ilişki kararında ısrar ederse mesele mahkemeye (‘kadı’ya) havale edilir.

  • Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı
    Babası, nikâh ettirdiği kızının cinsel temasa güç getiremiyecek kadar küçük veya zayıf olduğunu iddia eder, kocası ise bunun aksini savunursa o taktirde durum ‘kadı’ya havale edilir. Kızın mahkemeye gelmesi mümkünse davet edilir ve durumu tesbite çalışılır. Mümkün değilse iki bilirkişi kadına havale edilir; onların vereceği bilgiye göre karara varılır.
    – Prof. Dr. Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Nikah, Kızın Cinsel Temasa Güç Getirip Getirmiyeceği İhtilâf Konusu Olursa (oku)

 

III. Genel Değerlendirme

Tam da bu yazıya son şeklini vermekle meşgûlken Yemen’de 13 yaşında evlendirilen bir kız çocuğunun nikahtan dört gün sonra genital kanama sebebiyle öldüğü haberini okudum. Malesef halâ bu denli güncelliğini korumakta olan bu meselenin doğrudan İslam ve Kuran’la da ilişkili olduğunu açıklamaya çalıştım bu yazıda. Bir sonraki yazımda bu teze ve yukarıda sunduğum gerekçelere Müslüman kesimlerden gelen ve gelebilecek itirazları ele alacağım.

Şu kadarını şimdiden söyleyebileceğimi sanıyorum ki birçok Müslüman okuyucu yukarıda anlatılanları ve aktarılanları kabul etmeyip ayetlerin sırf İslam’ı kötülemek için çarpıtıldığını, iktibas edilen bunca İslam aliminin ise Kuran’ı yanlış yorumladığını düşünecektir muhtemelen. Daha doğrusu bu netice içlerine sinmediği için kendilerini böyle düşünmeye zorlayacaklardır.

Ama bunca alimin sırf kişisel şehvet ve cinsel eğilimlerini meşrulaştırmak için Kuran’ı kasten yanlış yorumladıklarını söylemek her halükârda insafsızlık olur. Çoğunun küçük yaşta bir kızla evliliği dahi yok. Yanlış hüküm verdikleri düşünülse bile en azından bu hükme ilmi samimiyetle “Kuran böyle diyor” diye düşünerek vardıkları teslim edilmeli. Öyleyse en azından şunun da kabul edilmesi gerekir ki, Kuran işte böyle bir hüküm vermeye de müsait.

Diğer birçok alanda son derece tefferuatlı düzenlemeler getiren (örn. Nisa/1112 ve 176) veya -meselâ- tek tek kimlerle evlenmenin yasak olduğunu sayan (Nisa/2223,24), kişinin kendi öz annesiyle, kızıyla veya kız kardeşiyle evlenmesini özel olarak ayetle yasaklamayı bile ihmâl etmeyen Kuran, evlilik yaşı için hiçbir alt sınır getirmemiş. Yaş olarak olmasa bile en azından “âdet görmeye başlamış olması” gibi bir şart bile koymamış. Üstelik böyle bir sınır hiçbir ‘hadis’te de yok. Tersine Kuran’ın bir ayetinde henüz âdet görmeyen küçük kızların boşanma süresi düzenlenmiş, diğer bir ayetinde cinsel ilişki olmamışsa boşanma süresine gerek yok denilmiş…

Ve böylece 14 asırdır İslam Hukukçularının büyük çoğunluğu tarafından küçük kızlarla evliliğin ve cinsel ilişkinin meşru görülmesi kaçınılmaz olmuş. Ortada bir “yanlış anlama” varsa bile bu yanlış anlamanın müsebbibi bizzat Kuran!…

Kuran’ı söyleyen zatın (inananlara göre herşeyi bilen, herşeye gücü yeten Allah’ın) bir-iki açık ve net ifadesiyle 14 asır boyunca küçük kızlarla evlilik ve cinsel ilişki İslam ülkelerinde meşru görülemezdi. Nice küçücük canlar heba olmazdı. Ve daha birkaç gün önce resmî kocasıyla cinsel ilişki sebebiyle hayatını yitiren 13 yaşındaki Elham kimbilir belki de şu an yaşıtlarıyla evcilik oynuyor olacaktı.

Afak Adalı – ulpian

Turan Dursun.com

 

Reklamlar