17-35E3-8024-CDBA Kasım 10

Muhammed’in Doktorluğu – Bölüm 1


17-35E3-8024-CDBA

Sıcaklar bastırınca sağlık daha bir önem kazanır. Çeşitli hastalıklara karşı daha duyarlı olunur ve önlemler alınmaya çalışılır. Bu arada hastalıkların “tedavi”si de önemlidir kuşkusuz. “Önlem”-“doktor”-“ilaç”…

Her dalda olduğu gibi, “tıp” alanında da gelişmeler olmuş ve çağımızda ileri, olağanüstü noktalara ulaşılmıştır. Her gün, her saat, biraz daha şaşırtıcı, umut verici gelişmeler, boyutlar sergilenmekte.

Bir de “Muhammed’in doktorluğu” var. Buna, hadis kitaplarında başlı başına bir ana bölüm ayrılmış; adına da “peygamberin doktorluğu, sağlık öğütleri, hastalıkları tedavileri, tedavi için gösterdiği yollar” demek olan “peygamberce tıp” anlamında “e’t-Tıbbu’n- Nebevî” ya da “tıp kitabı (bölümü)” anlamında “Kitabu’t- Tıbb” denmiştir.

Önce Muhammed’in hastalıklara nasıl baktığını görelim:

Muhammed’in Hastalıklara Bakışı

Muhammed’in öğüdüne göre, en önemli olan, “Tanrı’nın takdiri”dir. İslam kelamındaki genel inanç doğrultusunda: “Tanrı’nın takdir ettiği, değişmez”.

Söz konusu olan “bulaşıcı hastalıklar mı?

– “La advâ”… Yani; “Hastalığın bulaşması olmaz.” ya da “bulaşıcı hastalık yok”. (1)

Bu hadisin açıklamasında Kâmil Miras, “Tanrı’nın takdirini düşünmeden, hastalığın bulaşıcı olabileceği”ne ilişkin inancın, “Câhiliyet (bilgisizlik)” döneminde, yani İslam öncesi dönemde bulunduğunu açıklıyor. (2)

Buhâri’nin de yer verdiği hadiste, Muhammed’in “hastalıkta bulaşma olmaz” sözü üzerine bir köylü Arabın karşı çıktığı ve Muhammed’le bu Arap arasında şu tartışma olduğu anlatılır:

– Bulaşıcı hastalık diye bir şey yok.

– Nasıl olmaz ey Tanrı elçisi? Bulaşıcı hastalık diye bir şey yoksa, benim kumluktaki develerime ne oldu? Birer geyik gibi (güzel ve sağlıklı) idiler. Sonra uyuz develer katıldı aralarına ve develerimi de uyuz ettiler.

– Ya ilk uyuz deveye hastalık nereden geçti? Kim geçirdi? (3)

Muhammed, köylü Araba, “Ya ilk uyuz deveye hastalığı kim geçirdi?” derken ne demek istiyordu?

Kâmil Miras şu karşılığı veriyor:

– “İlk uyuz hastalığına tutulan devenin bu hastalığının başkasından, başka bir yerden geçmediği, Allah’ın takdiriyle olduğu kuşkusuz. Senin develerine uyuz geçmesi de Yüce Allah’ın takdiriyledir.” demek istemiştir. (4)

Hadisi çeviren Kamil Miras, zorlamalı bir yorumla – tıp gerçekleri karşısında – durumu kurtarmaya çabalıyor. Gerçekte Muhammed’in şunu demek istediği belli:

– “Senin develerine uyuz hastalığı, başka develerden geçmiş olamaz. Öyle olsa, bu hastalığın ilk görüldüğü develere nereden geçtiğini açıklayamazsın. Demek ki hastalık bulaşmayla filan değil, Tanrı’nın takdiriyle olmuştur.”

Muhammed’in: “Hastalıklı deve sağlıklı devenin yanına sakın yaklaştırılmasın.” dediği de aktarılır. (5)

Ne var ki buradaki çelişki, hadisi aktaran Ebu Hureyre’ye anımsatıldığı zaman Ebu Hureyre şaşırır, kızar, bocalar ve anlaşılmaz sözler söyler. (Bkz. aynı kaynaklar, aynı yerler.)

Muhammed’in “arslandan kaçar gibi cüzzamlıdan da kaç!” dediği de aktarılır. (6)

Buradaki çelişkiyi giderme çabası da görülür yorumcularda. Muhammed böyle bir şey söylemişse, “cüzzam”dan, “cüzzamlı”dan çok ürkmüş olmalı. Korkunçluğu, çok eskilerden sürüp geldiği için… Ama ne olursa olsun; Muhammed’in “lâ advâ”, yani “hastalık bulaşması diye bir şey yok!” dediği bir gerçek. Çünkü bu, Ebu Hureyre’den başka “sahâbi”lerden de aktarılıyor. Enes, Câbir gibi. (7)

Sonuç: Muhammed’in hastalığa bakışı, en başta “Tanrı’nın takdiri” açısından “hastalık bulaşması diye bir şey yok” ya da “bulaşıcı hastalık yok” demesi de bundan.

Turan Dursun, Din Bu 2, Sayfa 123-124

Düzenleyen: ArapŞükrü

 

Muhammed’in Doktorluğu – Bölüm 2

Muhammed’in Doktorluğu – Bölüm 3

Dipnot:

1- Bkz. Buhâri, Kitabu’t- Tıb/19,25,43-46; Tecrîd, hadis no: 1927; Müslim, Kitabu’s, Selâm / 111-116, hadis no: 2224-2225 ve öteki hadis kitapları.

2- Bkz. Tecrid, hadis no: 1927. c.12, S. 84.

3- Bkz. Buhâri, Kitabu’t- Tıbb/25; Tecrid, hadis no: 1928; Müslim, Kitabu’s-Selâm/101, hadis no: 2220. Ve öteki hadis kitapları.

4- Bkz. Tecrid, Diyanet Yayınları, 1928 no.lu hadis, dipnot 1, c. 12, s. 86

5- Bkz. Buhâri, Kitabu’t- Tıbb/53; Müslim, Kitabu’s-Selâm/104 -105, hadis no: 2221.

6- Bkz. Tecrid, hadis no: 1927.

7- Bkz. Aclûnî, Keşfü’l-Hafa, Hadis no: 3078, C. 2, S. 492.