Kasım 10

İnandırmak İçin Kur’andaki Tanrı’nın Andîçmeleri


Kur’an’ın Tanrı’sıyla Tevrat’ın Tanrı’sının birçok benzerlikleri vardır.

Örneğin ikisininki de “EFENDİ”dir (Rab). Tevrat’ınki bu niteliğini efendi – köle ilişkisinin çok geliştiği Fenikelilerin, “efendi” anlamına gelen “Ba’l’lerinden almıştır. Yunanlıların yine “efendi” anlamına gelen “Adonis”leri de aynı kaynaktan gelmedir. Ba’l, Kur’an’da hem put olarak geçer (Saffaf: 125), hem de “efendi – koca” anlamında (Bakara: 228; Nisa: 128; Hûd: 72; Nûr: 31; Saffât: 125.).

İkisininki de “KRAL”dır. Kur’an’da Tanrı’ya “kral” anlamında 5 yerde “Melik” denir (Tâhâ: 114; Mü’minûn: 116; Haşr: 23; Cum’a: 1; Nâs: 2.). Nâs süresindeki deyim çok ilginç: “MELİKÜ’N-NÂS”, yani: “İnsanların Kralı”. Tanrı’ya uygun görülen niteliklerden biri de bu.

İkisinin ki de “kullar”ına sırasında “acır”, ödüller verir. Ama sırasında da çok “öfkelenir”. Başlara, türlü ve tüyler ürpertici belalar gönderir. Ayrıca da “cehennem”de yakacaktır. Kur’an’da Tanrı’nın bir adı da “ZÜ’NnKÂM”dır (Âli İmran: 4; Mâide: 95; İbrahim: 47; Zü-mer: 37.) yani: “ÖÇ ALICI” “öç” alır öfkelendiklerinden.

Daha başka ortak nitelikleri de sıralanabilir.

Ama az da olsa ortak olmayan nitelikleri de var. Bunların başında da Kur’an’daki Tanrı’nın çok “andiçiyor oluşu”dur. inandırmak için çok çok antiçer. Tam Araplara özgü biçimde. (Yorumlarda da Arap geleneğine bağlanıyor.) Ve pek çok şey üstüne içer andını:

1- Kendi üstüne andiçer.

– “Fe ve Rabbike!” yani “Senin Efendi’ne-Tanrı’na andiçerim ki…” der. (Meryem: 68; Hicr: 92.)
– “Doğuların ve Batıların efendi’sine-Tanrı’sına andiçerim ki…” anlamındaki sözleri kullanarak antiçer. (Miâric: 40.)
– “Tallahi!”, yani “Tanrı üstüne andiçerim ki…” diyerek andiçer. (Nahl:56,63.)

2- “Peygamber”inin, yani Muhammed’in üstüne andiçer.

– “Le amruke!” yani “(ey Muhammedi) Senin yaşamın üstüne andiçerim ki…” der. (Hicn 72.)

3- Kur’an üstüne andiçer

– “Vel-Kur’ani!”, yani “Kur’an üstüne andiçerim ki…” der. (Sâd: 1; Kâf: 1.)

– “Vel-Kitâbi!” yani “Kitap üstüne andiçerim ki…” der. (Duhan: 2.)

4- Göğe, gök cisimlerine, gök olaylarına antiçer.

– “Burçları olan göğe andiçerim ki…” (Bürûc: 1.)

– “Göğe ve yapanına (Tanrı’ya) antiçerim ki…” (Şems: 5.)

– “Göğe ve gece ortaya çıkana andiçerim ki… Gece ortaya çıkan nedir bilir misin? O, (cinlere, şeytanlara taş olarak atıldığında) delip geçen yıldızdır…” (Târık 1-3.)

– “Güneşe ve ışığına; onu izlerken aya; onu açığa vururken gündüze, onu bürüyen geceye… andiçerim ki…” (Şems: 1-4.)

– “Geri dönüp yuvalarına gidenlere (yıldızlara); kararmaya yüz tutarken geceye; soluklandığında (aydınlanırken) sabaha andiçerim ki…” (Tekvîr: 15-18.)

– “Hayır, tanyeri ağarmasına, geceye ve bürüyüp basana (karanlığa), dolunay durumundayken aya andiçerim ki…” (İnşikâk: 16-18.)

– “Hayır, yıldızların yerlerine andiçerim. Ve andolsun ki bilseniz bu, büyük bir antiçmedir.” (Vakıa: 75-76.)

Tanrı, “yıldızların yerlerine andiçme”nin ne denli “büyük bir ant” olduğunu belirtiyor bu ayetlerde! Hem de andiçerek belirtiyor!

“Sabaha (fecr), on geceye (haccın on gecesine), çifte, teke ve gelip geçerken geceye andiçerim. Bunlarda akıl sahibi için birer ant değeri vardır.” (Fecr: 1-5.)

Kur’an’daki “akl”ın, bugün bilinen türden bir “akıl” olmadığı, bu ayetlerden de çok güzel anlaşılır.

Aynı şeyler üstüne andiçmeler sürer gider.

5- “Yer”, yani dünya üstüne antiçer.

– “Vel’-ardı ve mâ dahâhâ!” yani: Yere ve onu yayıp dümdüz yapana antiçerim ki…” (Şems: 6.)

Bu ayete göre dünya, “yuvarlak” değil; serilen bir şey gibidir.

Dümdüz!

6- Ve daha başka şeylere, sayılamayacak kadar çok şeye andiçer.

– “Tur”a, yani “kutsal dağ”a. (Tür: 1; Tîn: 2.)

Tanrı’nın üzerine andiçtiği dağ, Tevrat’taki “Sina Dağı”dır.

Musa’nın, “on buyruğu” bu dağda aldığı bildirilir. –

-“Kıyamete…” (el Kıyâme: 1.), “yele, yağmur yüklü buluta, gemiye, meleğe….” (Zâriyat: 1-4), “Düşman üzerine sürülen atlara…” (Âdiyat: 1-5.) “denize…” (Tûr: 6.), “Muhammed’in doğum yerine, doğum sahibine…” (Beled: 1-3.), ona, buna, “incire, zeytine…” (Tîn: 1.), kısacası her şeye andiçer.

– “Gördüğünüz ve görmediğiniz şeylere antiçerim ki…” der. (el Hakke: 38-39.)

Kur’an’daki Tanrı, bunca şey üstüne andiçerken, insanları belirli şeylere inandırmak ister, öfkelendiği kimselerin başlarına neler getirebileceğine; “kıyamete, kendisine inanmayan ve karşı gelenlerden nasıl öç alacağına; korkunç cehennem ateşinde nasıl yakarak cezalandıracağına… Evet, bunlara inandırmaya çabalar.

Turan Dursun, Din Bu 1, Sayfa 112-114

Reklamlar