Kasım 10

Büyü ve Muhammed’în Büyülenmişliği


”İslamda boş inanç (hurafe) yoktur.” derler. Oysa var olduğu bir gerçek. İşte bir örnek: İslamda ”BÜYÜ” ve büyüyle insanların etkilenebilecekleri inancı var. Hem de Kur’an’da ve en sağlam kabul edilen hadislerde:

Bakara süresinin 102. ayetinde, Babil’de, Hârût ve Mârût adlı iki meleğe, (gökten) büyüyle ilgili bir şeyler indirildiği, bu iki meleğin büyü öğrettikleri, öğretilen büyüler arasında karı kocayı birbirinden ayıracak türden olanın da bulunduğu anlatılır.

Ayetin anlamı şöyledir:

”Süleyman’ın krallığın ilişkin olarak şeytanların söylediklerine uydular. Oysa, Süleyman kâfir olmadı. Ama şeytanlar kâfir oldular. Çünkü insanlara büyüyü öğretiyorlardı. Ve Babil’deki iki meleğe, Hârût ve Mârût’a indirileni. Bu iki melek de, ”biz fitneyiz! kâfir olma!!” demedikçe, kimseye (büyüyü) öğretmiyorlardı. (İnsanlar), bu iki melekten, KİŞİYLE KARISININ ARASINI AYIRACAKLARI TÜRDEN (büyü) öğreniyorlardı. Onlar, Tanrının izni olmadan kimseye zarar vermezler. Kendilerine zararı olan, yararı olmayan şeyi öğreniyorlardı. Kesinlikle bildiler ki, onu satın alanın ahirette bir payı yoktur. Karşılığında kendilerini sattıkları şey ne kötüdür. Bir bilebilseler.” (Bakara:102)

”Babil’de büyü öğretmenliği” yaptıkları bildirilen Hârût ve Mârût adlı iki melek, büyüyü öğrettikleri herkese, ”biz fitneyiz, kâfir olma!” diyorlarmış. Yani uyarıda bulunuyorlarmış.

”Fitne”ye ”sınav” anlamı verilir. Ve buna dayandırılarak iki meleğin: ”biz sınav olarak gönderildik.” demiş oldukları ileri sürülür. Aslında fitne, birşeyin iyi kötü yönüyle ortaya çıkmasıdır. (Bkz. Cessas, Ahkamu’l-Kuran,1/57 F; Razi, 3/221.) Buna göre büyü öğretmeni iki melek, ”biz birer gerçeğiz” demiş oluyorlar.

Her neyse, önemli olan, iki meleğin, ”büyü öğrettikleri”nin açıkça anlatılıyor olması. Ve öğretilen büyüler arasında, ”karı kocayı ayıracak türden” etkili olanının da bulunduğunun açıklanması.

Bu arada, büyünün etkisi, hangi türden olursa olsun, Tanrının dilemesine bağlanılıyor. Ama bunun önemi yok. Çünkü bu, büyünün resmen tanındığı ve etkisinin varlığının kabul edildiği gerçeğini değiştirmiyor.

Falak süresinin 4. ayetinin anlamı:”(Ey Muhammed!) Düğümlere çokça üfüren büyücü kadınların kötülüğünden de (Tanrıya sığınırım de.)” Görülüyor ki, Tanrı, Muhammed’e (dolayısıyla inanırlarına), büyücü kadınların yapabilecekleri büyülerle başına getirebilecekleri kötülükten kendisine sığınılmasını buyuruyor. Demek ki bu ayette de, büyü ve etkisi kabul ediliyor.

Muhammed’e büyücülerin kötülüğünden Tanrı’ya sığınması buyuruluyor. Ama hadiste anlatıldığına göre Muhammed yine de kendini kurtaramıyor büyünün zararından. Hadiste, kendisine büyü yapıldığı ve hastalandığı bildiriliyor.

Buharî’nin de yer verdiği bir hadiste, Muhammed’in karılarından Âişe şunları anlatıyor: ”Peygambere büyü yapılmıştı. Öylesine ki, peygamber, yapmadığı şeyi yaptığını sanıyordu. Sonunda bir gün dua etti, bir daha, bir daha… Ve konuştu:

”Âişe! Biliyor musun, neyle iyileşeceğimi Tanrı bana bildirdi. İki kişi (iki melek, Cebrail ve Mikail) geldi bana. Biri başucumda, öbürüyse ayak ucumda durdu. Biri öbürüne: ‘Bu adamın hastalığı nedir?’ diye sordu. Öbürü: ‘Buna büyü yapılmış” diye karşılık verdi. Beriki sordu: ‘Bu adama büyüyü yapan yapan kim?’ Öbürü karşılık verdi: ‘Asam oğlu Lebib.’ Beriki sordu: ‘Büyü nasıl yapılmış! (neyle)?’ Öbürü karşılık verdi: ‘Bir tarakla saç ve sakaldan alınan kıllarla yapılmış. Ve erkek hurmanın kurumuş çiçek kapçığıyla…’ Beriki sordu:’Büyü nerede yapılmış?’ Öbürü karşılık verdi:’Zervan Kuyusunda.’

Peygamber çıkıp kuyuya gitti. Sonra dönüp geldi. Ve şunları söyledi:’ Âişe! Kuyunun yanındaki hurma ağacının uçları, şeytan başları gibi..” (Bkz. Buhari, e’s Sahih, Bed’ül-Halk/11, Tıb/47,49; Tecrid, Hadis No: 1352. Ve öteki hadis kitapları)

Hadiste, peygamberin, bu büyünün etkisinden, Tanrının verdiği şifa ile kurtulduğu da anlatılır. Bu durum karşısında şöyle sorulabilir:

”Peygamber Falak suresindeki uyarıya kulak asmamış mı acaba? Yani büyünün, başına bir kötülük getirmesinden Tanrıya sığınmamış mı? Yoksa Tanrıya sığınmış da, büyünün etkisi karşısında, onun Tanrıya sığınmasının etkisi bir şeye yaramamış mı?”

Yukardaki ayet ve hadislere ve benzeri kanıtlara dayanılarak, İslâm ulemasının ”cumhur”unca, büyünün etkisinin gerçek olduğu savunulur. (Bkz. Muhammed Ali Sabuni, Revayiu’l-Beyan, 1/77,80.)

Turan Dursun, Din Bu 1, Sayfa 116-118

Reklamlar