Kasım 08

Muhammed’in Şeytanı Direğe Bağlamaktan Vazgeçmesi


A’raf suresinin 27. ayetinde, şeytandan söz edilirken: “…Sizin onları görmeyeceğiniz yerlerden,o ve topluluğundan olanlar, sizi görürler.” deniyor.

Bundan şu çıkıyor açıkça:

– Şeytan ve topluluğundan olanlar, insanları görürler.
– İnsanlarsa ne şeytanı, ne de onun topluluğundan olanları görebilirler.

“Şeytan ve topluluğu ( huve ve kabiluhu )” anlatımının kapsamı içinde, Kur’an yorumcuları, “cin”leri de görürler. ( Bkz. Taberi, Camiu’l-Beyan fi-Tefsiri’l-Kur’an, 8/113, F. Razi, e’t-Tefsiru’l-Kebir, 13/54.)

Böyleyken, Elmalı Hamdi Yazır, “müfessirin (Kur’an yorumcuları) demişlerdir ki bundan, insanın şeytanı hiç göremeyeceği zannedilmemelidir…” diyor. (Bkz. Hak dini Kur’an Dili, 3/2147.)

Oysa, ayetteki açık anlatım nedeniyle, “Kur’an yorumcuları”nın tümü bu görüşü paylaşmaz. (Bkz. Taberi, aynı yer; F. Razi, aynı yer; Celaleyn /132;Tefsiru’n-Nesefi, 2/50.)

Fahruddin Razi, şu nedenlerle “cin”lerin, “şeytan”ların insanlara görünmemesi gerektiğini yazar: ( Bkz. F. Razi, aynı yer.)

Başka kılıklara bürünerek bile olsa “cin-şeytan” insana gözükür olsa:
– İnsan örneğin karısının, çocuğunun, gerçekte cin olduğunu düşünebilir.
– İnsan her gördüğü kimse için de bu sanıya (cin olduğu sanısına) kapılabilir.
– Ve böylece kimseye güven kalmaz.
-………

Gelin görün ki, Muhammed, “ŞEYTAN”ı, “CİN”i, hem de somut bir biçimde gördüğünü söyler:

“Şeytanı yere yatırdım, boğuyordum”

Nesei’nin Aişe’den aktardığı bir hadise göre Muhammed şöyle der:

“Namaz kılarken şeytan geldi. Hemen yakaladım, yere yatırdım, boğuyordum onu. O denli ki, onun dilinin soğukluğunu elimin üzerinde duydum.”.

İbn Teymiyye, bu hadisi sağlamlıkta Buhari’nin koşullarını taşıdığını belirtir. (Bkz. Takıyyundin İbn Teymiyye, İzahu’d Delale fi Umumi’r-Risale, Mısır, 1369, s. 41. Bu hadis için ayrıca bkz. Kamil Miras, Tecrid-i Sarih Ter., 288 no.’lu hadisin “izah”ındaki 2 no.lu not.)

Şeytanın “yatırılması”, “boğulması” ve “dilindeki soğukluk, bu soğukluğun elde duyulması”, “beş duyu” içine giren,somut durumlardır. Muhammed’in “şeytanı boğarken onun salyasının eline bulaştığını, elinde bunu duyduğunu (hissettiğini)” anlattığı da aktarılır. ( Bkz. Ahmet İbn Hanbel, Müsned, 3/82.)

Cinin-şeytanın direğe bağlanması

Aynı hadiste, Muhammed’in “şeytanı yakaladığında, bir direğe bağlamakistediğin, buna güç yetirebildiğini, ama bu tür şeylerin Süleyman peygambere özgü kalması gerektiğini düşünüp direğe bağlamaktan vazgeçtiğini” anlattığı belirtilir. Yine bu hadiste Muhammed’in “…Direğe bağlardım ve Medine çocukları onunla oynarlardı yoksa.” dediği de aktarılır. (Bkz. Aynı kaynaklar) Bu hadis, Buhari’nin ve Müslüm’in e’s-sahihlerinde de -biraz değişikliklerle- yer alıyor. Müslim’deki bir aktarmaya göre Muhammed şöyle anlatmakta:

-“Tanrı düşmanı İblis, yüzümü yakmak amacıyla, bir ateş aleviyle geldi. Bu nedenle ben üç kez: “Senden Tanrı’ya sığınırım!” dedim. Sonra “Tanrı’nın tam lanetiyle seni lanetlerim!” diye ekledim. Yine üç kez. Geriye gitmedi. Yakalamak istedim sonra. Tanrı’ya antiçerek söylerim ki, kardeşimiz Süleyman’ın (bu tür şeyleri yapmanın kendisine özgü kılınmasına ilişkin) isteği olmasaydı bağlanacaktı o. Ve Medine halkının çocukları onunla oynayacaklardı.” (Bkz. Müslim, e’s-Sahih, Kitabu’l-Mesacid/40, hadis no: 542.)

Bir başka aktarmaya da, Buhari ve Müslim, birlikte şöyle yer verirler:

“Dün gece, CİNLERDEN İFRİT, namazımı bozdurmak içn bana ansızın saldırdı. Tanrı, bana, onu yakalama olanağı verdi. Ve onu, Mescid’in direkelrinden bir direğe bağlamak istedim. Sabah olunca, tümünüz ona bakıp seyredesiniz diye… Ne var ki, kardeşim Süleyman’ın: “Tanrım beni bağışla, bana benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir egemenlik ver!” (Sad, ayet:35) biçimindeki sözünü anımsadım (ve onu direğe ağlamaktan vazgeçtim).” (Bkz. Buhari, e’s-Sahih, Kitabu’s-Selat/75; Tecrid, hadis, no: 288; Müslüm, e’s-Sahih, Kitabu’s,Selat/75; Tecrid, hadis no: 288; Müslüim, e’s-Sahih, Kitabu’l-Mesacid/39, hadis no: 541.)

“Cin-şeytan” için, hadislerde başka somut şeyler de anlatılır. Örneğin Şeytanın zart diye sesli olarak yellenmesi.

“Şeytan zart diye ses çıkararak yellenir”

Muhammed’in şöyle dediği aktarılır:

“Namaza çağrıldığında (ezan), ŞEYTAN geri geri gidip uzaklaşır. VE ZART (zurat) diye sesli yellenerek gider. Ezan sesini işitemeyeceği yere değin uzaklaşır… (Bkz. Buhari, e’s-Sahih, Ezan/4; Tecrid, hadis no: 360; Müslim, e’s-Sahih, Kitabu’s-Selat/16-19 hadis no:389.)

Kimileri bunun bir “temsil” olduğu görüşünde. (Bkz. Kamil Miras, bu hadisin İzahındaki 2 no’lu not.). Ne var ki, temsil için şeytanın yellenirken “zart” diye ses çıkardığını söylemeye gerek olmadığı düşünülebilir.

Şu da var: Muhammed, “cinin-şeytanın, yemesinden-içmesinden” söz eder. (Bkz. Müslim, e’s-Sahih, Kitabu’l Eşribe/102-106; hadis no: 2017-2020.)

İbn Melek de Nevevi’ye dayanarak “bu yeme-içmenin gerçek anlamdaki bir yeme içme olduğunu” savunur. ( Bkz. Mebakiru’l-Ezhar fi Şerhi Meşarıkı’l-Envar, 1/100.)

Yemesi-içmesi olanın, sesli olarak yellenmesi de doğal değil mi? Yani Muhammed’in sözlerini “tevil” etmeye gerek bulunmamakta.

Turan Dursun, “Din Bu 2 – Hz. Muhammed” Sayfa 133-135

Reklamlar