Kasım 05

Laiklik bu yüzden var, şimdi anladınız mı kardeşim?


 

Bu kez sandıklar bütün dünya vatandaşları için kuruldu. Bu kez propoganda yapmak için meydanlara siyasetçiler değil, din adamları doluştu. Seçmenler bu kez sosyal güvenlik planları, ekonomik vaatler, sağlıkta dönüşüm, trafik ya da çevreyle değil; Tanrı’nın vaatleriyle coştu. Papazlar, hahamlar, imamlar, Sih’ler, Buda’lar, Şamanlar, Keşişler, Misyonerler, Vaizler, Berduşlar, Paganlar derken, kürsüler rengarenk kıyafetlere bürünmüş binbir çeşit din adamıyla şenlendi. Bu kez afişlerde yazanlar Kur’an’dan, İncil’den ve Tevrat’tan alındı. Buda’nın sözlerine yer verildi. Tanrı’nın cenneti, cennetin krallığı, İblis ve nicesine dair sayısız söz ve cümle renkli kuşe kağıtlara basılıp gökyüzünden aşağı bırakıldı.

 

Bu kez sandık bütün dünya vatandaşları için kuruldu ve bu kez seçilecek olan din’di. Ülkeler ve insanları o kadar ‘demokrat’ ve o kadar ‘çoğunlukçu’ hale geldiler ki; kendilerini idare edecek kişilerden hükümetlere, liderlere ve devlet başkanlarına kadar ‘seçimle’ tayin ettikleri kaderlerine, bundan böyle dini de eklemeye karar verdiler.

 

Öyle ya; herhangi bir dünya vatandaşı elinde olmadan doğduğu coğrafyanın dinine tabi olarak dünyaya geliyordu. Bu ‘demokratik’ değildi. Bir dünyalı dinlerin propogandasını edinip tercihte bulunabilmeli ve sonraki sandığa kadar hangi dine mensup olması gerektiğine kendisi karar verebilmeliydi. Üstelik çoğu dünyalı diğer dinlere dair hiç birşey bilmeksizin yaşadıktan sonra ölüp gidiyordu. Bu haksızlıktı. Siber kablolarla, internetle, sosyal ağlarla ve televizyonla birbirine bağlı milyarlarca dünyalının yeryüzündeki bütün dinleri bilmesi ve dinlerin kendisine vaatlerini öğrenmesi en temel hakkıydı. Ayrıca bir dinin belli coğrafyalara tıkılıp kalması saçmaydı. Neden Avrupa çoğunlukla Hristiyan, Asya Müslüman ve geri kalan coğrafyalarda başka başka dinler çürüyüp gitsin ki diye düşünen dünya vatandaşları, her dine eşit haklar ve ‘sandıkla seçilmiş olma’ üstünlüğünü vermeye karar verdiler.

 

Bütün dünyalıların oy kullanacağı seçimlerde galip gelen din, yeryüzünün ortak dini olacaktı. Beş yıl boyunca yerküredeki tüm ibadethaneler o dine ait sayılacak, tüm dini görevliler o din için çalışacak ve tüm insanlık o dinin gereklerine göre yaşayacaktı.  Bu kadar ‘demokratik’, çoğunlukçu ve diğer dinlere fırsat eşitliği sağlayan başka bir uygulamaya sahne olmayan mavi gezegen, artık din savaşlarından, çatışmalarından ve kavgalarından arınmış olmanın haliyle barış dolu, güvenli ve inançlı bir hayata yelken açacaktı.

 

Bu yüzden bu kez sandıklar bütün dünya vatandaşları için kuruldu. Hangi dinin daha iyi, insanlığa yararlı ve başarılı olduğunu düşünüyorsanız, o dine oy vereceksiniz dendi. Oy pusulaları sayılıp sonuçlar kesinleştikten sonra çıkan neticeye bütün dünya uyacaktır diye deklare edildi. Herkes sandık sonuçlarına saygı gösterecek, ‘çoğunluğun tercihine’ uyacak diye anonslar yapıldı. Beş yıl için geçerli olacak din hepimizin ve bütün insanlığın dini olacak diye üstüne basa basa açıklamalar yapıldı. İşte demokrasi budur; işte sandık insanlara dinini bile seçme hakkını verir diyerek konfetiler fırlatıldı, lazer gösterileri yapıldı ve insanlık bu kez dinini seçmek için sandık başına gitti.

 

Laiklik denince aklı karışanlar şöyle bir düşünsünler; böyle bir seçime girer ve sonucuna razı gelir miydiniz? Yeryüzüne hakim kılınacak dinin hangisi olacağına sandıkların karar vermesini kabul eder miydiniz? Çoğunluğun ikna edilmesiyle oluşan hür bir iradenin tecellesine göre başka bir dinden sayılınca ve buna göre muamele edilince mutlu olur muydunuz?

Din vicdani hürriyettir, seçimle tayin olunmaz dediğiniz duyar gibiyim. Dini inançlar dünyevi sandıkların neticesine göre tesis edilemez diye itiraz ettiğinizi zaten biliyorum. Ve insanların dini inanç ve kanaatleri çoğunluğun tahakkümüne terk edilemez diye öfkelendiğiniz de belli.

 

Laiklik bu yüzden var, şimdi anladınız mı kardeşim?

Murat Serdar Arslantürk

Radikal Blog

Reklamlar