Ekim 12

Suriyeli Aleviler: En yetim azınlık!


Siyasetten medyaya Suriye konusundaki malumatfuruşluk, psikolojik savaşın da etkisiyle “Nerem düzgün ki” diyen devenin sabır taşını çatlatacak cinsten. Aleviler, Baas rejiminden sanıldığı kadar himaye görmedi.

Çarpıklık kendisini ‘Alevi’ diyen topluluğu ‘Nusayri’ diye tanımlamakla başlayıp “Suriye’de Alevi azınlık rejimi var” ahkâmıyla sürüyor. Hep kaybeden taraf olan ve bu yüzden dağlık bölgeye çekilip tarımla uğraşan Aleviler, özelikle Fransız manda döneminden itibaren Sünni ve Hıristiyanların ilgilenmediği askerlik alanında dikey yükselmeye başladı. Hafız Esad’la birlikte Baas içinde de etkinleştiler. Zamanla Muhaberat ve orduda kilit yerlere gelseler de bu iki kurumu şekillendiren Alevilik değil Baasçı ideoloji oldu. Suriye’deki kaynaklarımdan edindiğim bilgiler ışığında nüfusun yüzde 12-13’ünü oluşturan Alevilerle ilgili şu tablo ortaya çıkıyor:

* Sünniler Şam ve Halep’teki tüccarlık geleneğini sürdürürken şehirdeki Alevilerin en önemli geçim kaynağı ordu. Hıristiyanlar özellikle Ermeniler kuyumculuk sektörünü elinde tutuyor. Asker sınıfı Aleviler, tüccar sınıfı Hıristiyan ve Sünniler ayrımının istisnaları da var.

* Muhaberat gibi yerler dışında tüm memuriyet kollarında Sünniler baskın. Hatta Alevi bölgelerinde de Sünni kadrolaşma olgusu var. İçişleri ve Dışişleri teşkilatlarında Sünniler yüzde 80 oranında baskın. İçişleri’nde hâkimiyet İdliblilerde, Dışişleri’nde ise Deralılarda. Her iki kent de Sünni.

* Ekonomiden bürokrasi ve siyasete tüm alanlarda verilen güç savaşı Alevi iktidarını güçlendirme adına yapılmıyor. Diğer kesimlerde de bu savaş mezhepsel güç mücadelesi olarak görülmüyor.

* Siyasette Esadlar, ekonomide Mahlufların hakimiyetine rağmen Aleviler ekonomik açıdan toplumun en alt tabakasını oluşturuyor. Köylerde tarımla uğraşan Alevilerin Şam’da devlet çarkının nasıl döndüğünü bilen Rami Mahluf olma ve neticesinde Syriatel gibi ballı ihaleleri alma şansı sıfır.

* Alevilerin köylerinde görülen yol, su, elektrik, ilkokul, sağlık ocağı hizmetleri tüm köyler için geçerli.

* Meselenin din boyutuna gelince: Diyanet’te Hıristiyan, Şiiler ve diğer kesimlerin temsilcileri varken Alevilerin yok.

* Türkiye’deki gibi Suriye’de cemevleri yok. Birçok köyde minareli küçük mescitlerde ibadet ediliyor. Mescitler genellikle din adamlarının türbelerinin yanında yapılıyor. Genelde ibadeti evde yaparlar. Namazlarını Caferi esaslara göre kılarlar. Beşşar Esad da camiye gittiğinde Sünniler gibi namaz kılıyor.

* Devletten dini yapılar ya da öğretim için maddi yardım almayan tek kesim Aleviler.

* Devlet Sünniler ve Hıristiyanlar için yeterli nicelik sağlandığında cami ve kilise inşa ediyor. Ama bu kural Aleviler için geçerli değil. Bu konuda Alevilerin durumu Türkiye’den farksız.

* Okullarda din derslerinde Sünni müfredat geçerli. Bu durum Alevilerin yoğun olduğu yerlerde zaman zaman tartışmalara yol açabiliyor. Yine de devlet Hıristiyanlara tanıdığı kendi dinini kendi öğretmeninden öğrenme hakkını Alevilere vermiyor.

* Piyasada Alevileri ‘zındık’ ya da ‘kestiği yenmez’ ilan eden kitapların satışına da engel yok!

* Suriye’deki Aleviler namaz kılar, oruç tutar, yılda birkaç kez kurban keser, zekat verirler. Hacca gidenleri de vardır. İçkiyi haram değil mekruh sayarlar.

Bu verilerden çıkan sonuç; Aleviler, Baas rejiminden sanıldığı kadar himaye görmedi. Rejimdeki Alevi ton buyken Hataylıların Alevi olmaları nedeniyle Suriye’deki krize hassasiyet gösterdikleri tespiti ne kadar doğru olabilir? Hatay’da Alevi toplumunun önde gelen isimlerinden birine Suriye duyarlılığının nedenini sordum, yanıt hisli ve dokunaklıydı: “Baas rejiminden önce Aleviler daha görünür haldeydi. Rejimin laik karakteri öne çıkıyor. Oradaki Alevilerle bağımız yok. Biz savaşa karşıyız, ölenin Sünni ya da Alevi olması ne fark eder?”

Sözün özü; Türkiye’den yapılan mezhepçi okumanın Suriye’de karşılığı yok. Ne var ki birkaç yıl öncesine kadar ‘Sünni misin, Alevi mi’ sorusunun yadırgandığı hatta ayıplandığı çok dinli ve mezhepli Suriye’de 18 ayı geride bırakan iç çatışma toplumu ayrıştırdı. Krizin lanetli mirası da bu.

Fehmi Taştekin

Radikal

 

 

Reklamlar