Ekim 10

‘Cemaati suçüstü yakaladım’


Bazı soruşturalar sırasında “zincirleme olarak memuriyet görevini kötüye kullandığı” gerekçesiyle Askeri Yargıtay’da hakim karşısına çıkan Albay Zeki Üçok, hakkında Kayseri’de yürüttüğü soruşturma nedeniyle iki dava açıldığını belirterek, “Ben Fetullah Gülen Cemaatine mensup bazı sivil şahısların, TSK’de bazı personel hakkında bilgiler toplattığını ve TSK personelini fişlediğini tespit ettim” dedi.

Hava Hâkim Albay Zeki Üçok’un, bazı soruşturmalar sırasında “zincirleme olarak memuriyet görevini kötüye kullandığı” gerekçesiyle Askeri Yargıtay’da yargılanmasına öğleden sonraki oturumda devam edildi. Üçok, 67 sayfadan oluşan ve slayt gösterileriyle yaptığı savunmasında, iddianamede kendisine yöneltilen suçlamalara tek tek yanıt verdi. Makam aracıyla lokanta, pastane gibi yerlere ve özel mülkiyete konu bir arsaya bakmak için gidildiği iddiasına Üçok, “Makam aracımla adli ve idari yargıda görevli bazı yargıç ve savcılarla buluşmak amacıyla değişik lokanta ve pastaneye gittim. Aynı şekilde Kara Kuvvetleri Komutanlığı askeri hakim ve savcıları ile yemek yemek amacıyla Jandarma sosyal tesislerine de gittim. Jandarma Genel Komutanlığıaskeri hakim ve savcıları ile yemek yemek üzere JEST tesislerine de gittim. Eğer benim veya diğer hakim ve savcıların beraber yemek yemek için kendilerine tahsis edilen araçları kullanmalarını suç olarak kabul edersek, Kara, Hava, Deniz komutanlıklarının personelinin piknik gezileri, tayin yemekleri,emeklilik yemekleri vs.gibi bir çok sosyal etkinlik için tahsis ettiği askeri araçları izah edemeyiz. Bu konuda devamlı emirler yayınlayan komutanları burada sanık olarak yargılamamız gereklidir” ifadeleriyle yanıt verdi. Astsubay Ali Balta’nın talebi olmamasına rağmen Avukat çağırılıp sorgu sırasında hazır bulundurulması ve Kayseri’deki soruşturmada şüpheli Balta’nın babası ile görüştürülmediği iddialarına yanıt veren Üçok, Balta’nın avukat talebinin tutanaklarla sabit olduğunu babasının ise görüşme için çağrıldığı halde basın toplantısı yapmayı tercih ettiğini ve görüşmeye gelmediğini kaydetti.

-HTS KAYITLARINDA 3 AYLIK SÜREYE TİB MAHKEME KARARI İSTEMİYOR-

Üçok, soruşturma dosyalarında evrakları dağınık ve sıra verilmediği iddialarına da ise “Suç eşyası ve aramalarda el konulan eşyaların emanete alınmayıp naylon poşet içerisinde kalem odasında açıkta bırakılması ise yine benim tutuklanmam nedeniyle kalemde görevli olan arkadaşlarımızın muhtemelen hakkımda idari bir soruşturma beklentisi nedeni ile hiçbir şeye dokunmamalarından kaynaklanmaktadır. Sıra numarası almamış olması iddiası ise soruşturma tekniğinden kaynaklanmaktadır. Işık Evleri ve Karargah Evleri soruşturmasının birleştirilmeden önce kendi içlerinde ayrı ayrı sıra numaralarına sahiptiler. Ancak birleştirme kararı alındıktan sonra bazı karışıklık ve yanlış anlaşılmalara neden olmamak amacıyla soruşturma tekniği gereğince sıra numarası verilmemiştir” diyerek yanıt verdi. .

Dinleme ve HTS kayıtlarının mahkeme kararı olmadan alındığı iddialarını da değerlendiren Üçok, dinleme taleplerine ilişkin mahkeme kararlarını mahkemeye delil olarak sundu. Üçok, HTS tespitinde TİB’in 3 aya kadar olan tespitlerde mahkeme kararı istemediğine ilişkin yazı örneğini mahkemeye vererek, “HTS taleplerinde TİB iki farklı yöntem uygulamaktadır. Eğer savcılık olarak talebiniz üç aylık süreyi geçmiyorsa mahkeme kararı istememektedir. Üç aydan fazla süreyi gerektiriyorsa mahkeme kararı istemektedir. İletişimin dinlenmesinde ise, TİB mahkeme kararı olmadan kesinlikle askeri savcılıkların talebini yerine getirmemektedir. Mutlaka mahkeme kararı istemektedir. Savcılığımızda tüm dinleme talepleri için mahkeme kararı almıştır” diye konuştu.

-CEMAATİ SUÇÜSTÜ YAKALADIM-

Kendisi hakkında, Kayseri’de yürüttüğü soruşturma nedeniyle birisi Kayseri 2.Ağır Ceza Mahkemesinde diğeri ise Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesinde olmak üzere iki dava açıldığını belirten Üçok, savunmasına şöyle devam etti:

“Ben askeri savcı olarak Karargah Evleri ve Işık Evleri soruşturmasını yürüten ve ilk defa Işık Evlerinde yetiştirilerek ağabeylerinin tavsiyesi ile Türk Silahlı Kuvvetlerine girdiklerini söyleyen üç astsubayın kendi iradeleri ile verdikleri ifadeler ile Fetullah Gülen Cemaatine mensup bazı sivil şahısların, kendi cemaatleri mensubu olan Ali Balta, Orhan Güleç ve İsmail Dağ’ı kullanarak, TSK’de bazı personel hakkında alevi Sünni, namaz kılanlar kılmayanlar, kadın ve kumar düşkünü gibi bilgiler toplattığını ve TSK personelini fişlediğini tespit ettim. Fetullah Gülen Cemaatine mensup olduğu söylenen bazı sivil şahısların, kendi cemaatleri mensubu olan bazı kişileri kullanarak, Komutanlığa ait birtakım emirleri çaldırdıklarını, bu emirleri değiştirip Kayseri eşrafına göndererek, TSK ile Kayseri halkı arasında husumet yaratmaya çalıştıklarını tespit ettim. Işık Evlerin de yetiştiğini beyan eden Ali Balta’yı kullanılarak, Hava Kuvvetleri Komutanlığının Doküman Yönetim Sistemine bazı emirleri izinsiz olarak ve gayri resmi yollardan sokturduklarını ilk defa suçüstü yaparak tespit ettim. İşte tam burada, Fetullah Gülen Cemaatinin bazı mensupları devreye girerek, başta Balta, Güleç ve Dağ’ın ifadelerinin yasal yollarla tespit edilmediğini ileri sürerek yok saydırmak amacıyla bu asılsız suçlamalara başlamışlardır.”

– GÜLEN, CEMAAT ÜYELERİNİN YAPTIKLARINI ÖĞRENDİĞİNDE BU KİŞİLERİ CEMAATİNDE TUTMAYACAKTIR-

Kendisine Rusya’dan kadın getirip sattığı, rüşvet aldığı gibi iftiraları atılarak hakkında linç kampanyaları yürütüldüğünü, küçük kızının öldürülmekle tehdit edildiğini belirten Üçok, savunmasında şu değerlendirmede bulundu:

“Bu yalanlar, iftiralar, suçlamalar, kanaatimce Fetullah Gülen Cemaatinin kontrolü dışında hareket eden birkaç kendini bilmez cemaat mensubunun, fütursuzca yaptığı bu eylemler nedeniyle Fetullah Gülen Cemaatinin düştüğü bu durumdan kurtarmak için, üç astsubayın ifadelerini geçersiz saydırmaktır. Kanaatimce, Sayın Gülen, cemaat üyelerinin yaptıkları bu hukuksuzlukları öğrendiği takdirde bir an bile bu kişileri cemaatinde tutmayacaktır. Çünkü, her demecinde hukukun üstünlüğünden, adaletten, insanların kardeşliğinden, hoşgörüden bahseden Fetullah Gülen’in, hukukun böylesine katledilmesine izin vermeyeceğini, göz bebeği olduğunu söylediği Silahlı Kuvvetleri mensuplarının fişlenmesine izin vermeyeceğini, dünyada ki en büyük kötülüğün iftira atmak olduğunu söyleyen birisi olarak, cemaatinin üyelerinin hakkımda attıkları iftiralara göz yummayacağını düşünüyorum. Ben yürüttüğüm hiçbir soruşturmada bilerek suç teşkil edebilecek bir davranışta bulunmadım. Hiç bir zaman suç işlemek kastı ile hareket etmedim. Hakkımdaki tüm iddialar yalandır, iftiradır. Buradan tüm dünyaya haykırıyorum; ben suçsuzum, ben masumum, ben mağdurum.”

Üçok’un savunmasının ardından duruşma avukatların savunmalarını yapmaları için 16 Kasım tarihine ertelendi.

Milliyet

Reklamlar