Eylül 30

Etiketler

İslamda İşkence


İslam’da, suçlu görülenler içi her aşamada “işkence” olduğu kesin. İşkence bulunmadığını savunanlar, İslam’ı çağdaş insana sevimli gösterme çabasında olanlardır. İşkencenin Muhammed dönemindeki bir biçiminin adı “mesüle”dir. Bu da “el, kol kesme” yanında özellikle “göz oyma(suçlunun diri diri gözlerinin oyulup çıkartılması)” biçiminde uygulanır.

Buhari ve Müslim’in de e’s-Sahih’lerinde yer verdikleri hadiste da çok açık biçimde anlatıldığına göre, bu işkence biçimini Muhammed’in kendisi de yapmıştır. Ureyne kabilesinden suçlulara yapmıştır bunu. Ancak bu işkence biçiminin yapılmaması gerektiği de hadislerde var. İslam uleması arasında bu işkence biçiminin yürürlükten kaldırıldığı görüşünü savunanlar var. Maide suresinin 33. ayetiyle yürürlükten kaldırıldığını (mensuh olduğunu) ileri sürerler. Bu ayette şöyle denir: “Tanrı ve Peygamberi ile savaşanların ve yeryüzünde bozgunculuğa uğraşanların cezası öldürülmeleri ya da asılmaları ya da çapraz olarak el ve ayaklarının kesilmesi ya da sürülmeleridir…” Görüldüğü gibi burada “göz oyma” yoktur. İşkencenin bu biçiminin Maide Suresi’nin 33. ayetiyle ortadan kaldırıldığını ileri sürenlerse “ulemanın” tümü değil, bir kesimidir[1].

İslam’da işkencenin bulunduğu kesin. Çünkü sözü edilen ayette bile işkence var. “El ve ayakların çapraz kesilmesi” işkencedir. Nur suresinin ayetlerinde suçlulara “80 değnek(4. ayet)” “10 değnek(2. ayet)”cezası var. Bir insana “80 değnek, 100 değnek” vurmak, ona işkence etmek değildir de nedir? İslam fıkhında “ta’zir” cezası var. Kadı, karşısına suçlu ya da sanık olarak çıkan kişiye bu cezayı verebilir. Bu ceza sözle yerine getirilebileceği gibi sopayla da örneğin 20-30 değnek vurarak da yerine getirilebilir. Bu, İslam hukukunda açıkça belirtilir.

Azhab Suresi’nin, “inanan erkek ve kadınlara, işlemedikleri bir şey yüzünden eza edenler kesin olarak bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir” anlamındaki ayet, Kuran’ın işkenceyi yasakladığına kanıt olarak ileri sürülüyor. Oysa bu ayetteki “eza” eğer “işkence” demekse o zaman suçsuzlara değilse de “suçlulara işkence“ edilebileceği anlatılmış oluyor.

Kurtubi Tefsiri’ndeki yoruma göre: Bir önceki ayette, Tanrı’ya ve Peygamberine “eza” her durum için yasaklanıyor. Bu ayetteyse inanan erkek ve kadınlara “eza” yalnızca “haksız durum” için yasaklanıyor. Çünkü birinci “eza” her durumda haksız olur. İkinci “eza” ise haklı da olabilir (bu yasaklanmıyor) haksız da olabilir (yasaklanan bu)[2]. Demek oluyor ki, eğer “eza”ya “işkence” anlamı verirsek, inanan erkek ve kadınların, “inananlarına” bile “haklı gerekçeyle” işkence edilebileceği anlamı ayete göre çıkmış oluyor. İnanmayanlaraysa “eza” serbesttir. Çünkü her durumda haklı gerekçesi vardır. Hiçbir gerekçe olmasa bile, “imansızlık” gerekçesi vardır.

“Dayak”tan başlayarak türlüsü vardır işkencenin İslam’da.
İslam’ın Tanrısı, Yahudilikteki Tanrı gibi “gerektiğinde” işkence eder. Bu dünyada da öbür dünyada da. Bu dünyada, “göksel felaketler” olmadığı zaman insanlar aracılığıyla yaptırdığını bildirir. Öbür dünyadaysa “melekler”, “zebaniler” aracılığıyla; Cehennemde…

Muhammed’in yaşamındaki olaylar, “tepki” biçiminde olanları bile örnek olarak alınır ve “Genel Yasa” olarak uygulanır. Muhammed’in uygulamalarındaysa “işkence” son derece boldur.

* Turan Dursun bu notu, Doğu Perinçek’in ricası üzerine Taner Akçam’ın araştırmasına yardımcı olmak için yazmıştır.
1. Ebubekir Muhammed Hemzani, el-İtibar, Humus, 1966, Sy.197.
2. Kurtubi, 14/238.

Turan Dursun, Din Bu 2, Sy.381-382.

Reklamlar