Eylül 24

Tanrı’nın elindeki terazinin dengesi yok


Kur’an’ın, Muhammed’in anlattığına göre: “Tanrı’nın terazisi” vardır. Hem bu dünyada, hem de “Âhiret”te.

Terazi, bildiğimiz bir tartı aygıtıdır. Farsça bir sözcüktür. Kur’an’da “mîzân” diye geçer. 16 kez.

“Terazi” bir simgedir de. “Hak ve adalet”in simgesi. Çok “doğru tutulması” gerekiyor “adalet” için.

Dünyadayken Tanrı’nın elindeki terazi:

Mâide Suresinin 64. ayetinde (Diyanet çevirisiyle) şöyle denir.

Yahudiler ‘ALLAH’IN ELI SIKIDIR.’ dediler. Dediklerinden ötürü elleri bağlansın! (Bedduada bulunan: Tanrı.) Lanet olsun! (Umut eden: Tanrı.) Hayır! ONUN İKİ ELİ DE AÇIKTIR! Nasıl dilerse (öyle) sarfeder…”

Bu ayet nedeniyle bir hadis yer alır hadis kaynaklarında..

Tanrı’nın elindeki terazinin dengesi yok:

 

Hadis, yukarıdaki ayet nedeniyle yer veren Tirmizi’deki biçi­miyle şöyle: “RAHMAN’ın (Tanrı’nın) SAĞ ELİ doludur, (içinde­kiler akar da akar. Gece gündüz akışlar, o eldekinden hiçbir şey eksilmez. (Yani: Tanrı’nın sağ elinde bitip tükenmez nimetler rızıklar vardır. Kullarına gece gündüz durmadan aktığı halde tüken­mez, eksilmez de…) ÖBÜR (sol) ELİNDEYSE TERAZİ vardır. Terazinin (rızık konulup tartılan) GÖZÜ, BlR AŞAĞI İNER: BİR YUKARI ÇIKAR.” (Tîrmizî, Sünen, Kitabu tefsiri’l-Kur’an 6, hadis no: 3045.)

Bu hadis Buhari’de de yer alır. Az uzunca. Tanrı’nın varlıklı kuluna: “Sen (başkalarına) harca ki, ben de sana harcıyayım!” de­diği ve Muhammed’in: “Biliyor musunuz, gök ve yerin yaratılma­sından bu yana Tanrı ne denli harcamada bulunuyor (kullarına)?” diye sorduktan sonra yukarıdaki açıklamayı yaptığı bildirilir. Tan­rı’nın ARŞ’ının (tahtıyla sarayının), başlangıçta, su üzerinde bulun­duğu da anlatılır. Şöyle bir değişiklik de var: “Rahman” yerine “Allah” geçer. “Sağ el (yemîn” yerinde yalnızca “el (yed)… (Bkz. Buharî, e’s-Sahih, Kitabu Tefsiri’l-Kur’anl 1112; Tecrid, hadis no: 1707.)

Tanrı insanlara “terazi”yle RIZIK dağıtırken, nzık konulmuş olan göz, neden “bir aşağı inip bir yukarı çıkıyor”? Hadisi Türk­çe’ye çeviren Kâmil Miras şöyle açıklıyor:

“Bu suretle (Tanrı), insanların kimine ÇOK, kimine AZ nzık verir.” (Bkz. Tecrid’deki aynı hadisin Türkçesi.)

Akla gelen bir soru:

—Tanrı’nın elindeki TERAZİ’de bir BOZUKLUK mu var?

Bir inanır (“mü’min”) kişi, buna “evet!” diyemez.

Açıklamaya göre: Rızık tartılırken kimi insana “ağır ağır”, ya­ni bol bol nzık vermeyi, kimi insanı geldiğinde de, rızık konulmuş “kefe”nin yukarıda kalmasını, yani az verilmesini Tanrı’nın kendisi istiyor. Yukarıda geçen ayetteki açıklama da çok açık: “(Tanrı) na­sıl dilerse öyle sarfeder (rızıklan)…” Yani: Kimse “niye böyle ya­pıyorsun, niye kimi kuluna çok, kimi kuluna az veriyorsun?” diye karışamaz. Bu doğrultuda başka ayetlerde de açıklama var.

Kısacası: Kimi insanın ZENGİN, kimi insanın YOKSUL ol­ması, “Tanrı’nın elindeki TERAZİ’nin durumundan, “Rızıklann tartılıp dağıtılması” sırasında, “terazinin iki kefesi”nin bir düzeyde bulunmamasından, “terazinin kolu”, dengede değil. Bunun böyle olmasının nedenini de Kur’an, özet olarak şöyle açıklıyor…”

—”Tanrı öyle istiyor…

İlgili ayetlerden bir kaçı:

Tanrı, dilediği kimsenin rızkını geniş dilediğininkini de dar yapar…” (Ra’d: 26.) “Senin Efendi Tanrı’nın (Rabb), nzkı, dilediği­ne rızkı geniş, dilediğine dar verir, kuşkusuz Tanrı, herşeyi BlLEN’dir”. (Ankebût: 62.) (Aynı açıklamayı yapan ayetler için bkz. Rum: 37; Sebe’: 36, 39; Zümer: 52; Şûra: 12.) “Efendi Tanrı’nın rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar?! Dünya yaşamında, onların (kulların) geçimlerini aralarında biz bölüştürdük de, birbirlerine iş gördürsünler diye, kimini (zengini) kimini (az varlıklıya ya da yoksula) derecelerle ÜSTÜN kıldık…” (Zuhruf: 32.)

Burada bir soru daha akla gelebilir:

—Öyleyse, “Tanrı’nın elinde terazi” neden var? Eşitlik gözet­mediğine, herkese eşit ölçüyle nzık dağıtmadığına göre, “TERAZİ”yi niye kullanıyor?

Kur’an yorumlarında, kimi ayet ve hadislere dayanılarak, bu soruya şu karşılık verildiği görülür: “İnsanları SINAMAK için…” (Bu karşılık için örneğin bkz. M. Ali Sâbûnî, Safvetü’t Tefâsîr, 2/ 467.) Ya da: “Bir HİKMET için!” denir. (Bkz. Sabûnî, 1/ 352-353; Ebu’s-Suûd, 2/ 43.) “Tanrı’nın hikmetinden ve yaptığı şeylerin ne­deni sorulmaz…” (Bkz. Enbiyâ: 23.) “Tanrı’nın yaptığına itiraz yok.” (Bkz. F. Râzî, 12/ 44; Celaleyn, 1/ 104…) “İtiraz olmaması”nın “nedeni”ni EHL-Î SÜNNET şöyle açıklar: “Mülk, Tanrı’nın kendisinindir. Onun için kimsenin itiraz etmeye hakkı yok.” (Bkz. F. Râzî, aynı yer.)

Turan Dursun, Din Bu 1

Reklamlar