Daily Archives: 24 Eylül 2012

Eylül 24

Tanrı’nın elindeki terazinin dengesi yok


Kur’an’ın, Muhammed’in anlattığına göre: “Tanrı’nın terazisi” vardır. Hem bu dünyada, hem de “Âhiret”te. Terazi, bildiğimiz bir tartı aygıtıdır. Farsça bir sözcüktür. Kur’an’da “mîzân” diye geçer. 16 kez. “Terazi” bir simgedir de. “Hak ve adalet”in simgesi. Çok “doğru tutulması” gerekiyor “adalet” için.

Eylül 24

Kuran’daki akıl ve Bilim Dışılıklar 1+2 : Ölülerin Diriltilmesi


Kuran’da “akıl” geçmiyorsa da “A-K-L” kökünden türevleri vardır. “Düşünme” ama “iman için düşünme ”, “imana bağlı düşünme”, yani “din”in istediği doğrultuda “düşünme”… Anlamı bu. Bu düşünmenin temel hedefi “Tanrı”ya, “melek”lerine, “bir takım kitapların gökten indirildiğine”, Tanrının insanlara mesajlarını iletmek için kimi insanları aracı yapıp PEYGAMBER olarak gönderdiğine, “öldükten sonra dirilme olacağına”, “bu dirilmede insanların hesap […]

Eylül 24

Balyoz neden ‘Demokrasinin Zaferi’ değil?


Balyoz davasını, “darbecilere tarihi yüzleşme” olarak görmek hata. Bu dava herhangi bir Batı ülkesinde çoktan düşerdi. Çünkü sonradan üretildiği kanıtlanan sahte evraklar, mahkemenin tutumu, sadece imzasız Word belgelerinde ismi geçtiği için bazı sanıkların aldığı ağır cezalar, Balyoz’u hukuken tartışılır hale getirmiş durumda. 

Eylül 24

Turan Dursun – Müslümanlık ve Nurculuk


Elinizdeki kitabın ilk basımı, 1971 yılında Ankara’da yapılmış. Özelliği, öteki kitaplarından farklı olarak, Turan Dursun’un ‘Müslümanlığı’ döneminde yazılmış olması. Turan Dursun, bu kitabında, Nurculuk Tarikatının kurucusu ‘Bediüzzaman Said-i Nursi’nin Risale-i Nur’larını, Kur’an’daki ayetlerle karşılaştırıyor, onun Kur’an’a zıt düşen taraflarını ortaya koyuyor. Nurculuk denen akımın ne olduğunu anlamak için üç konu hakkında bilgi sahibi olmak gerekiyor: Birincisi, Said-i Nursi. İkincisi, Risale-i Nur. Üçüncüsü, Nur Şâkitleri […]

Eylül 24

“Babam Turan Dursun” – Abit Dursun


Babamın öldürülmesinin üzerinden beş yıl geçmişti. Turan Dursun, bir baba, eş olmaktan çıkmış, topluma, toplumlara alt olmuştu. Yolumuza devam etmeliydik. Onun, 56 yıllık Ömründe ürettiği eserlerini kamuoyuna ulaştırmak zorundaydık.  Aradan geçen yıllar içerisinde bunun önemli ölçüde başarıldığını görmek, kuşkusuz ki, bizi oldukça mutlu etti. Onca eser kitap haline getirildi, on binlerce, yüz binlerce okur buldu. […]