Tanrı'nın biçimi ve boyutu Eylül 22

Etiketler

Tanrı’nın biçimi ve boyu


Tanrı'nın biçimi ve boyutu

Şura Suresinin 11. ayetinde bir parçanın, Diyanet’in resmi çevirisindeki anlamı şöyledir:

“… O’nun (Tanrı’nın) benzeri hiçbir şey yoktur…”

Parçanın sözlerini tam karşılığıysa şöyle:

“… O’nun (Tanrı’nın) benzeri gibi bir şey yoktur…”
Bu şöyle yorumlanır

“O’nun kendisinin benzerinin bulunması şöyle dursun, benzeri’nin bile benzeri yoktur…” (Bkz. Elmalıh Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, 6/ 4225.)

“Tanrı’nın benzerinin olmadığı” anlatılmak isteniyor. Daha doğ’rusu böyle demek istendiği savunuluyor yorumlarda.

Bununla birlikte “Tanrı’nın benzeri yoktur” sözü, Kur’an’ın bütü’nünde ve hadislerde tanıtılan “Tanrı’ya pek uymuyor. Çünkü gerek ayetlerde, gerek hadislerde Tanrı’nın nasıl tanıtıldığına, O’na uygun görülen niteliklere bakıldığında, bu Tanrı’nın “tıpkı insana benzediği” görülür. Yani “insan”da bulunan nitelikler bu “Tanrı”da da var:

Örneğin: insan görür, işitir; bu Tanrı da görür, işitir, insan konu’şur, bu Tanrı da, öyle… İnsan gelir, bu Tanrı da… insan kızar-öfkelenir, bu Tanrı da., insan “öç alma” yoluna güder; bu Tanrı da… insan yatışır, düşünür, acır, bağışlar; bu Tanrı da., insan gibi “efen’didir (Rabb), “kral”dır (Melik), “ev”i (Ka’be…), “tahtı, sarayı” (ARŞ) vardır. Güçlüdür kimi insan gibi (Azız). “Ezici”dir (Kahhâr), “zor-ba”dır (Cebbar), “sevecen”dir (Vedûd)… Dost, düşman edinir…

BlÇlMİ de insan gibidir bu “Tanrı”nın:

İnsan gibi “yüz”ü vardır. Birçok ayette, Tanrı’nın “vech”inden, yani -“yüz”ünden sözedilir (örneğin Bkz. Bakara: 115; Rahman: 27…).”El”inden, “iki el”inden sözedilir. Âdem için “iki elimle yarat’tım” diyor. (Bkz. Sad: 75.) Kendisi için “iki eli açık” denir. (Bkz. Mâi’de: 64.) “iki göz“ünden sözedilir. Kimi zaman “aynî”, yani “gözüm” der (Bkz. Tâhâ: 39), kimi zaman kendi “gözler”inden“a’yunina”, yani “gözlerimiz” diye sözeder (Bkz. Hûd: 37, Mü’mimûn: 27; Tûr: 48…)

Bütün bunları, yani Tanrı’nın Kur’an’daki biçimini, kafalarındaki Tanrı kavramına uygun bulmayan yorumcular, kelamcılar ve usulu’l-fıkıhçılar (İslam hukukçuları), kendi görüşlerine uydurmak için sözle’ri, sözcükleri gerçek anlamlarının dışına çıkarıp yorumlar yaparlar. Eskiler (selef) ve eskilerin .görüşünü benimseyenler (Selefiyye) ise, “yorum” (te’vil) yolunu benimsemez; “Ne demek istendiğini ancak Tanrı bilir” derler, lbn Teymiyye buna da “karşı çıkar, “yalnızca Tanrı bilir” görüşünü kabul etmez. Gerçek anlamın dışında yorumlar yapma’yı benimsemese de… (Bkz. Ibn Teymiyye, Der’u Teâruzi’1-Akli ve’n-Nakl, 1/14-15.)

Tanrı’nı görmesinin işitmesinin ve öteki niteliklerinin insanınki-ne görünüşte benzese de gerçekte benzemediği savunulur genellikle “Eli, yüzü, gözü…” için de benzer şeyler söylenir. “Tanrı’nınki çok başkadır” denir.

Şöyle denebilir:

-Tanrı’nın eli vardır. Ama bu “EL” kimbilir nasıl bir eldir? Yü’zü de vardır. Ama bu “YÜZ”, nasıl bir yüz? Gözleri de vardır, ama bu “GÖZLER” nasıl gözler?
“Selefin, “Selefiyye”nin dediklerinin de aşağı yukan bu olduğu söylenebilir. Dahası öteki yorumcuların ki de, döne dolaşa bu noktaya gelebilir. (Bkz. F. Râzî, 271150-154.)

Ne var ki, Tanrı’nın, “Âdem’i KENDİ SURETİNDE yarattığını” anlatan hadisler gözardı edilemez:

Muhammed açıklıyor:

“Tanrı Âdem’i KENDİ SURETİNDE (kendi biçiminde) yarattı. O sırada Âdem, 60 ‘zira’ idi” (bir ‘zira’ = dirsekten orta parmak ucuna kadar 75 cm., 90 cm arası. 60 zira; 45 m., 54m arasında değişiyor.) (Hadis için Bkz. Buhârî, e’s-Sahih, Kitabu’-lstizanl 1; Tecrid hadis no: 1367; Müslim, Kitabu’l-Cennel 28, hadis no: 2841.)

“Kendi suretinde…” yani “Tanrı’nın suretinde…” Bir hadiste de Âdem’in “Rahman’ın (‘Rahman’ Tanrı’nın bir adıdır) suretinde yaratıl’dığı” açıklanır.

Bir “insan”ın -bu insan Âdem de olsa- 45-50 m. boyunda ola-mıyacağı açık. Yani gerçek anlamıyla “bilim”in hiçbir dalı bunu kabul etmez. Kur’an’ı, hadisleri, kısası “din”i “bilim”le bağdaştırma çabaları da boşuna bir çabadır.

Muhammed, Tanrı’nın, “Âdem’i kendi suretinde yarattığını” açıklarken, “o sırada Âdem’in 60 zira (yaklaşık 45-50m.) boyunda olduğu’nu” mu açıklamak istiyordu? Kesin bir şey söylenemez. Ama bu açıklamaya göre şu söylenebilir: Madem ki Tanrı İNSAN biçimindedir; öyleyse organlarını biçimi ne olursa olsun, insanda olan organlar Tanrı’da da vardır: Örneğin: Tanrı’nın da İKİ ELİ, her elinin beş parmağı, İKİ AYAĞI, her ayakta beş parmağı, iki gözü, iki kulağı, bir burnu, saçlı ya da saçsız başı, bir beyni, bir kalbi, ciğerleri, böbrekleri, bağırsakları vardır. Kur’an’ın, hadislerin “söz”lerine bakan İslam kelamcıları da “Mücessine” (Tanrı’nın cisimli olduğu görüşünde olanlar) ve “Müşebbime” (Tanrı’yı insana, varlıklara benzetenler) adı verilen ke’sim de böyle der. (Bkz. Akâid.)
“Tanrı’nın Âdem’i kendi biçiminde yarattığı” yolundaki açıklama Tevrat’tan alınmadır. (Bkz. Tevrat, Tekvin, 1: 27; 5: 1-2; 9:6)

Tanrı’nın “kıyamet’te “8 taşıyıcı” üzerinde geleceği ayette anlatı’lır. (Bkz. El Hakke: 17/) Muhammed, Tanrı’nın, o sırada iki biçimde insanların karşısına çıkacağını, bir tanımadıkları biçimde, bir de tanıdıkları biçimde (insan biçiminde?) görüneceğini” açıklar. (Bkz. Buha-ri, e’s-Sahih, Kitabu’t- Tevhidi 24; Tecrid, hadis no: 450, Müslim, e’s-Sahih, hadis no: 182.)

Turan Dursun, Din Bu 1, Sayfa 152-154

Reklamlar