Eylül 04

Unutulmaya terk edilmiş faili meçhul cinayet: Turan Dursun


12 Eylül 1980 darbesi sonrasının yaratmış olduğu karanlık ve puslu ortamın palazlandırdığı güçler, 4 Eylül 1990’da Turan Dursun’u da aramızdan aldı.

4 Eylül 2005, aydın, düşünür din ve islamiyet uzmanı Turan Dursun’un öldürülüşünün (1934-1990) 15.yıldönümüydü. Ölüm yıldönümünde yakınları ve sevenleri Dursun’u anımsatabilmek üzere gazetelere ilan verebilmek için kendi aralarında bir ”bağış kampanyası” düzenliyorlardı. Kitapçı vitrinlerini süsleyen üst üste baskı Turan Dursun’un onlarca kitabının satışı artık durmuştu.

Bugün, Turan Dursun adı da, failleri bulunmamış cinayet dosyası gibi unutulmaya terk edilmiş durumda…

 KİMDİ TURAN DURSUN?
(1934-1990) Sivas’ın Şarkışla ilçesinin Gümüştepe köyünde 1934 yılında doğdu. İmam olan babası, daha o doğmadan ”Basra’da ve Kufe’de bile görülmeyecek bir alim” yapma sevdasındaydı onu. İlkokula göndermedi.

Çocukluk hayatı şeyhlerin ve din hocalarının yanlarında çeşitli tekke ve dergahlarda geçti. O yıllarda Turan Dursun’ un en büyük amacı babasının belirlediği bu amaca hızla ulaşmaktı.

Birkaç yılda öğrenilecek dersleri biriki ayda öğreniyordu. Sırf İslam bilgileri çok iyi olan Kürt hocalardan ders alabilmek için üç-dört ayda çok iyi denilebilecek ölçüde Kürtçe öğrendi.

”Sarf” ve ”nahv” denilen Arapça grameri çocuk yaşta öğrendi, hem 11. ve 12. yüzyıl Arapçasını hem de 7. ve 8. yüzyıl Arapçasını bilirdi.

Diyanette müftü olabilmek için İlkokulu dışarıdan bitirdi. İlk olarak köy imamlığı yaptı. İstanbul Çarşamba’da Üçbaş ve İsmailağa medreselerinde hocalık yaptı. 1958-1966 yılları arasında Tekirdağ, Gemerek, Türkili, Altındağ ve Sivas’ta Müftülük yaptı. Atatürkçü ve şeriatın katı kurallarına ters davranışları nedeniyle İslamcı çevrelerde yadırgandı.

Müftülükleri sırasında bu nedenlerle sürgünleri oldu. 60’lı yıllarda aydın müftü olarak kamuoyunda yankılar getirdi. Kendi deyişiyle İslama olan inancını yitirdikten sonra müftülüğü bıraktı. Birkaç yıl sonra tanrı inancının da doğru olmadığına kanaat getirdi.

FAİLİ MEÇHUL (!) BİR CİNAYET
Hatırlanacağı gibi, Turan Dursun, 4 eylül 1990 tarihinde İstanbul Koşuyolu’ndaki evinin yakınlarında tabancayla vurularak öldürüldü.

Öldürüldüğünde yetişkin üç çocuk babası idi. Cinayet sonrasında Turan Dursun’un evinde kütüphanesinin raflarında duran çok şeyin kaybolduğu anlaşıldı. Yatağı nın üzerine ise ”Kutsal Terör Hizbullah” kitabı bırakılmıştı.

Yakınları kitabın Dursun’a ait olmadığını, eve giren kişiler tarafından bir ”mesaj” olarak bırakıldığını söyledi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü, evde polislerin arama yaptığını doğruladı ancak arama tutanağında kitaplıktan alınanlar yer almadı.

SANIKLAR TAHLİYE EDİLDİ
Cinayetle ilgili operasyonda yakalanıp tutuklanarak DGM’ye çıkartılan 15 sanık ilk oturumda tahliye edildi. Ardından cinayetle ilgili İstanbul DGM’de iki ayrı dava görülmeye başladı.

Davalardan birinde örgütün üst düzey yöneticileri Kudbettin Gök, Mehmet Ali Şeker, Mehmet Zeki Yıldırım, Ekrem Baytap’ın da aralarında bulunduğu 25 sanık yargılanıyor.

Bu dava sürerken 1996 yılının Mart ayında İslami Hareket Örgütü lideri İrfan Çağırıcı yakalandı. Çağırıcı ve 12 arkadaşı da DGM’de yargılanmaya başladı. ”Babam Turan Dursun” adında bir de kitap yazan olan Turan Dursun’un büyük oğlu Abit Dursun babasını anlatırken:

”O, İslam dininin en derin kaynaklarına ulaşmış, eski Arapçayı bilen, Kuran dili Arapçasını da çok iyi bilen bir aydındı. Yıllarca araştırdı, sorup sorguladı.

Bütün bunlar Türkiye’deki şeriatçıları ve Atatürk düşmanlarını elbette rahatsız. etti” diyor. Abit Dursun cinayetin soruşturulmadığına inanıyor.

”Turan Dursun olayına baktığımızda olayın oluş biçimi ile soruşturmasına kadar akıl dışı bir sürü şey oldu. Yani bir soruşturma değil bir soruşturmama olayı var. ”Hata oldu” filan deniyor. O zaman ortaya şu çıkıyor. Olay özellikle ve bilerek soruşturulmuyor. Üstü örtülmesi istenen şeyler var.”

Turan Dursun’ u, neredeyse ömrünü adadığı İslam’ dan uzaklaştıran baş neden, aklının imanına üstün gelmesi olmuş. Ömrünü İslamla içi içe geçiren bir insanın bunu başarmasının ne kadar zor olduğunu tahmin etmek güç değil. Onu böylesine büyük kılan belki de en önemli şey budur.

 ABİT DURSUN’UN ANLATIMI
”4 Eylül 1990’da Turan Dursun vurulduktan 40 – 45 dakika sonra polis geliyor. Çok daha erken gelen siviller evi darmadağan ediyor. Bir çok eseri ve çalışması siyah poşetlere konuluyor, onlar çıkarken de resmi giysili polisler içeri giriyor. Biz sivil polislerin götürdüğü eserleri ve çalışmaları Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak istedik. Ama 9 yıldır bu girişimimizle ilgili hiç bir sonuç alamadık. Kuran ansiklopedisinin 2000 sayfası, ‘Kulleteyn’ isimli kitabın ikinci ve sonraki ciltleri yok. Her şeyi götürmüşler.

Bir yaşam boyu büyük emekle ortaya çıkarılan her şeyi. Bütün bunlar sivillerin eve girmesinden sonra kayboldu. Devlet içindeki bazı güçler, yasadışı devlet odakları bu eşyaları alıp gitti.”

YALÇIN ERGÜNDOĞAN

Birgün

Reklamlar