Eylül 03

Ateistin altın kuralı ve iyi kalpli gençler


Enine tartışıldı da, boyuna eksik kaldı. “Hani laik ülkeydik, çocuklarımızın dindar olup olmayacağına devlet karar veremez” dendi. “Kemalist zihniyetin yarattığı tornayı değiştirip, yeni nesilleri şimdi de oradan mı geçireceğiz” diye eleştirildi. “Dindar kimdir, neye denir” şeklinde irdelendi. “İsteseniz de artık bu devirde tek tornadan çıkmış gençlik yaratamazsınız” diye uyarılar yapıldı. Ama…

Bugüne kadar inançsızlığını dayatmak için başkalarına zarar veren, katliam yapan, savaş ilan eden, aydınları öldüren ateist gördünüz mü de, ateizmi dünyanın en kötü ihtimali olarak sunuyorsunuz?

Başbakan’ın “Biz muhafazakar demokrat bir parti olarak dindar bir gençlik yetiştireceğiz. Ateist yetiştirecek değiliz” sözündeki ikinci derecede vahim noktaya ilişen olmadı.

Halbuki Başbakan’ın bu önermesinin, ikinci bölümü olan “Ateist yetiştirecek değiliz” ciddi bir ayrımcılık içeriyordu. Ateist olma hali, olabilecek en fena şey gibi, aşağılama gibi, aklınıza gelebilecek her tür pejoratif manayı barındıran bir kelime gibi askıda duruyordu.

**

Öldürülen Turan Dursun’un hiç hatırlanmadığı, sürgünde yaşamak zorunda kalan ateist aydınlarımızdan İlhan Arsel’in ölümünün sadece bir gazetede 2 santimetrekarelik haber olduğu, ateistlerin canları ve malları pahasına kendilerini gizlemek zorunda kaldığı bir ülkede, ateizme sövmek için herkesin sosyal bir ehliyeti oluyor tabii.

“Ne hakla” da diyemiyorsunuz… Ne de olsa yüzde 99’a karşı, paydası büyük, payı küçücük bir kesirsiniz…

ABD’de, iki yıl öncei ateist olan bir mahkum, hapishanede bir etüt grubu kurmak isteyince izin verilmemişti. Bunun üstüne, Amerikan anayasa mahkemesi şöyle dedi: “İnançsızlık da bir inançtır ve Anayasa’nın birinci maddesi olan ifade özgürlüğüne binayen, ateizm de bir din gibi muamele görmeli, ibadet etmek isteyen herkese gösterilen saygı, ateistlere de gösterilmelidir.”

Ateizm elbette bir din değildir. İnançsızlık da inanç değildir.

Ve fakat inançsızlığın bir hak olarak zerre miskal anlaşılmadığı bir hapishanede, ya da hapishane benzeri özellikler gösteren ülkelerde ateistler, “Benim inançsızlığıma inanç muamelesi yapacak, saygı göstereceksin” diye talepte bulunabilirler. Ki bence “dolaptan çıkıp” böyle de yapılmalıdır.

**

Ayrıca… Beyhude bir nefes tüketmek adına şunları da söylemeden edemeyeceğim:

Niye dindar gençlik yetiştiriyorsunuz? Bir insanın Allah korkusu olmadan iyi ve ahlaklı olamayacağını düşünmek, insanın doğasını –en hafif deyimiyle- küçümsemektir.

Sadece Allah’tan, kitaptan korktuğu için düz duran bir insan, -en amiyane deyimiyle- yamuktur.

İyi kalpli insanlar veya ahlaklı bir nesil yetiştirmek için aslında öğretilecek tek bir ayet, kural, cümle, (adına ne derseniz deyin) vardır. O da Altın Kural: Kendine yapılmasını istemediğin şeyi kimseye yapma!

Ve tabii… Madem 9 yaşında çocuk seviyesinde tartışıyoruz meseleyi… Öyleyse o minvalde ben de şu soruyla sonlandırayım mevzuyu: Bugüne kadar inançsızlığını dayatmak için başkalarına zarar veren, katliam yapan, savaş ilan eden, aydınları öldüren ateist gördünüz mü de, ateizmi dünyanın en kötü ihtimali olarak sunuyorsunuz?

İnançsızlığı hangi mantıkla tinercilikle nasıl bir tutuyorsunuz?

Madem konuyu açtınız, bunları da konuşacağız.

Haber soL

Reklamlar