Temmuz 03

Bilimsel Ramazan sahtekarlıkları


Şu Ramazan da ne enteresan bir aydır. 11 ay boyunca “sık sık ama azar azar yiyeceksiniz, durmadan su içeceksiniz” deyip duranlar ramazan gelince bir bakarsın “oruç çok iyi bir detokstur” demeye başlar. 

Dini vecibeleri övmek veya yermek için sözde bilimsel bir takım gerekçeler sunmak kadar dine aykırı da başka bir şey var mı bilmiyorum. “Namaz kılmak bir nevi jimnastiktir”, “oruç detokstur”, “sünneti zaten bütün Avrupalı doktorlar tavsiye ediyor”lar veya “aaa ama olur muymuş canım hangi günlere kaldık, saçla tahrik mi olunuyormuş, Allah onu arasına rüzgar girsin diye yarattı”lar vs.. Hepsi saçmalık.

Bütün bunlar din mantığının temelini anlamıyor ve bilmiyor olmaktan kaynaklanıyor. Bu tip şeyleri dindarlar deyince hele hepten komik oluyor.

Din oranı kesecek, başını da örteceksin diyorsa bunun hiçbir bilimsel nedeni olmak zorunda değil. Einstein istediği kadar “dinsiz bilim kör, bilimsiz din topaldır” desin dinin bilime ihtiyacı yoktur. Dindarın ve bilim adamının olabilir ama dinin değil.

Dünya üzerinde yüzlerce din var. Kimi oranı aç buranı kapa diyor, kimi onu yeme bunu ye diyor, kimi bunu yap, şunu yapma diyor. Baktığın zaman temel olarak hepsi iyi ve ahlaklı insanı yaratmaya çalışıyor. Yalan söylemeyeceksin, adam öldürmeyeceksin, zina yapmayacaksın, çalmayacaksın, kibirli olmayacaksın, başkalarına yardım edeceksin, açgözlü olmayacaksın… On on beş ahlak kuralından söz ediyoruz. Hırsızlığı, zinayı, yalanı, cinayeti teşvik eden bir din var mı? Sorduğun zaman hepsinde günah ve sevap benzer şekilde işlenip kazanılıyor. Hepsinde de öldükten sonra ödül veya ceza var.

Başka dinlere mensup olanlar diğer dinlere nasıl bakarlar çok ayrı bir konu. Hıristiyanlar Yahudilere hain, ahlaksız, Müslümanlar Hindulara sefil, pis diyor diye o dinlerin ahlak şartları değişmiyor. Ben o dine mensupların davranışlarından veya başka dinlere bakış açılarından değil dinlerin kendilerinden söz ediyorum.

Temel aynı iken (insanları ahlaklı kılmak) niye bu kadar farklı kural ve ibadet şekli var peki?

Çünkü “ahlak” ayırt edici bir şey değil. Hırsızlık yapmayan bir Yahudi ile Müslüman arasında görünür olarak bir fark yok. O vakit bir farklılık yaratmak lazım.

Her kitap başka kurallarla iniyor çünkü her din, bir önceki dinden farklı olmak istiyor. Mensupları, giyinişleriyle, ibadetleriyle, evlenme ve cenaze kurallarıyla farklılaşmak istiyor. Başka dinden olanlarla karıştırılmak istemiyor. Kitap yetmeyince ilave kurallar koyuyor. Baktığın zaman amaç hep ayrışmak. Bilim falan değil.

Hal böyle iken kalkıp bu kurallar ve ibadet şekillerine lehte veya aleyhte bilimsel gerekçeler sunmaya çalışmak kafa karışıklığından başka bir şey değil. Bilimsel olacağım diye yırtınan batı zihniyetiyle “böyle denmişse böyledir” diyen doğu zihniyetinin keşkek gibi karışması.

Namaz namazdır. Oruç da oruç. Oruç tutan herkes bilir ki 16 saat su içmeyen bir beden serseme döner, hele beyin iyice biter. Akşama doğru mantıklı düşünmek imkansız hale gelir. Yani daha sonrasında oruç tuttuğumuz için zihnimiz mutlu olabilir ama bedenimiz oruçla mutlu olmuyor. (Bu eğer detoks ise o zaman detoks zararlı bir şey) Ama zaten maksat da bu değil mi? Kimin umurunda bedene verdiğin zarar? Sıkıntı yaşamak için oruç tutmuyor muyuz? Çektiğimiz sıkıntı kadar sevap kazanmayacak mıyız? Önemi de buradan gelmiyor mu?

O yüzden yıl boyu Müslümanlıkla pek de alakası olmayan insanlar zamanı gelince oruç tutmaz mı? Daha kolay ibadetler olduğu halde gider en zorunu, en eziyetlisini seçer. (Ziplenmiş Müslümanlık diyorum ben) Susuzluktan beyninde kaç tane hücre ölmüş kimin umuru? Ölsün, başkası gelir.

Özetle: Lütfen tıp bilimine ihanet edip durmayın. Oruç oruçtur.

Vatan

Reklamlar