Mayıs 07

Türkiye’deki dinci komünler hakkında bilmedikleriniz…


Türkiye’de cemaatlerin tamamı komün hayatını yaşar. Bazıları aynı sitelerde oturur, bazıları da aynı sosyal çevreyi paylaşırlar. Aralarında kız alıp, verirler. Sohbetleri, ev ziyaretlerini kendi aralarında yaparlar.Bu dinci çevrelerin kendi cemaat dışındaki irtibatları sadece zorunluluk gereğidir.Müthiş bir dayanışma içindedirler.Cemaatin içinden birinin zengin olması diğerlerini acayip mutlu eder! 
Aralarında gerçek bir dostluk ve dayanışma vardır.
Keza cemaatten biri yurt dışına gitse, sanki diğerleri de gitmiş gibi olurlar.

Türkiye Gazetesi’nde çalıştığım günlerde birebir şahit olduğum bu tablo diğer bütün cemaatler için de geçerlidir.
İşte taşradan gelen bir delikanlının böyle bir yapıya dahil olup sonradan ayrılması çok zordur, zira o genç adam orada mensubiyetlik şuurunu edinir ve sosyal çevre kurar. Dahası, orada değer gördüğü ve kişilik bulduğundan o yapıya sıkı sıkıya sarılır… O bünye içinden evlenir ve o cemaatin militanı olur. Başka bir sosyal çevresi olmadığından ötürü de zamanla bazı yanlışları görse bile oradan kopamaz, zira gideceği başka bir tanıdığı ya da dostu artık kalmamıştır. Bu örnekten hareketle İhlas’da yaşananlardan ötürü rahatsız olup da kopamayan pek çok insan tanıyorum.

Cemaatlerin hiç birinde birey ve özgür irade yoktur!
Tepedeki önder emreder, cemaat mensupları da o emri ibadet şevkiyle yerine getirir!

Önderin emri Allah’ın buyruğu gibidir ve değil tartışılması, kuşkuya bile düşülmesi oradaki anlayışa göre insanın imanını götürür!

Cemaatlere mensup devlet görevlileri ise önder ya da lidere sürekli bilgi taşır.. Öyle ki o görevliler işi gereği olan bilgileri önce önderi ile paylaşır, sonra bürokraside çalıştığı yerdeki üstüne haber verir.
Mensupları kendi cemaat önderlerini, Allah’ın günümüzdeki yeryüzü temsilcisi olarak bilir!
Bazıları kendi liderlerini Mehdi Aleyhisselam gibi görür.
Cemaat mensuplarına sorarsanız önderleri ruhaniyetleri ile akşam namazlarını Mekke’de, yatsıyı Medine’de, sabahı Kudüs’de
kılarlar.

Cemaat mensuplarının asla ve kat’a şahsi iradeleri söz konusu olmadığından bütün cemaatler blok oy kullanır.
Mesela 1994 genel seçimlerinde İhlas Grubu, blok olarak Çiller’e oy verdiği için o dönem Tayyip Bey’in hışmına uğramıştı.

Keza Çarşamba, yani Mahmut Hoca Grubu dışındakilerin hiç biri 90’lı yıllarda RP ya da Fazilet Partisi’ne oy vermedi, dahası o partilere oy vermeyi imanı sakatlamak olarak görürlerdi. (İnanmayan o cemaatlerin 90’lı yıllardaki gazete arşivlerine bakabilir.)

Buradan hareketle, kimi cemaat medyalarının bugünlerde oynadığı demokrasi mücahitliği rolü sadece ve sadece o kavramla belli projeleri realize etme adınadır çünkü cemaatlerde sorgulamak, yani demokrasi küfrün en büyüğüdür,
Cemaat önderleri asla durakta beklemezler ve gelen her otobüse binerler.

Hiç kuşkunuz olmasın, AKP gittiği gün bu cemaatler koro halinde ona sövmeye başlayacaktır. Cemaatlerin tamamı TSK’ya ve Cumhuriyet değerlerine tavırlıdır ve CHP’den nefret eder.
Cemaatlerin bazılarının da dış dinamiklerle yakın bağları mevcuttur.

Sayılarına gelince:
Hayır asla abartıldıkları gibi değiller ve 1 milyonu bulmazlar!Ancak etki alanları bayağı bir geniştir.
En önemlisi Anadolu sermayesi ile üniversitelerde örgütlendiklerinden nüfuz alanları fazladır.
Hayır, bu cemaatlerin büyük bölümünün şeriat devleti gibi bir amaçları da yoktur.

Cemaatlerdeki tablo, din istismarı ile önderin paraya, güce erişmesi ve hükmetme arzusudur.
Türk Devletinin yanlışı bu cemaatleri dış istihbarat örgütlerinin kullanımına sunması ve kendisinin kullanmamasıdır!

NOT: Bu cemaatlerin içinde gerçekten samimi olanlar vardır ve eleştirilerimize onlar dahil değildir.

Yeni Çağ Gazetesi

Reklamlar