Mayıs 04

Suçlu erkekler mi, kadınlar mı yoksa din mi?


Arap Baharı’nın yaşandığı ülkelerdeki kadın aydınlar ‘özgürlük’ tartışmasına girdi. Kadınların baskı görmesinde kimine göre suçlu erkekler, kimine göre kendileri, kimine göre sorun tek Tanrılı dinlerde ve Arap kültüründe…

Mısır asıllı Amerikalı yazar Mona Eltahawy’nin “Arap erkekleri neden Arap kadınlarından nefret ediyor?” konulu makalesi Arap Baharı ülkelerinde tartışma başlattı. Beyrut’tan Martin Chulov, Tunus’tan Eileen Byrne ve Kahire’den Abdel-Rahman Hussein’in beraber kaleme aldığı veGuardian’da çıkan makalede, Eltahawy’nin makalesi üzerine Arap kadınlarının tepkilerine yer veriliyor.

Politik devrimden sonra artık sıranın cinsel devrime geldiğini söyleyen “Bizden neden nefret ediyorlar?” (Why do they hate us?) başlıklı makalede “Ortadoğu’daki kadın düşmanlığı” konusunda ağır eleştirilerde bulunan Eltahawy, “Hiçbir özgürlüğümüz yok çünkü bizden nefret ediyorlar. Evet: Bizden nefret ediyorlar. Bunu artık söylemek gerekiyor” diyor.

Onların dürtüleri yüzünden biz niye örtünelim?

Foreign Policy dergisindeki makalesinde Eltahawy şöyle diyor: “Tüm bu ‘devrimlerden’ sonra bile, kadınların başının kapalı olması, evlerinden çıkmamaları, kendi arabalarını almaları gibi basit bir hareketin yasaklanması, seyahat edebilmek için erkeklerden izin alması, evlenmek ya da boşanmak için erkek bir ‘veliden’ izin alması gerekli görülüyor. İnsanlarının yarısına hayvanlar gibi muamele eden bu politik ve ekonomik sistemin tamamı, bölgenin geleceğini kararttığı aşikar olan diğer tiranlarla beraber yok edilmeli. Kızgınlığımızı başkanlık saraylarındaki baskıcılardan sokaklardaki ve evlerimizdeki baskı unsurlarına yöneltene kadar, bizim için devrim başlamamış demektir.”

Eltahawy makalesinin devamında, Mısır’da evli kadınların yüzde 90’ının cinsel organlarının, “alçakgönüllü” olmalarını sağlamak için kesildiğini belirtiyor. Sözlerine devam eden Eltahawy, kadın-erkek eşitliği konusundaki en ileri 100 ülkenin arasında bir tane bile Arap ülkesi olmadığının altını çizerek, Arap erkeklerinin cinsel arzuları sebebiyle kadınların örtünmek zorunda oluşunu eleştiriyor.
Sorun erkeklerde değil, tek tanrılı dinlerde

Arap dünyasındaki birçok kadın, Eltahawy’nin tüm erkekleri aynı kefeye koyarak eleştirmesine karşı çıkıyor. Lübnanlı bir yazar ve gazeteci olan Joumana Haddad, “Söylediklerinin çoğuna katılıyorum. Ancak yazarın kaçırdığı bir nokta var: Mesele erkeklerin kadınlardan nefret etmesi değil, tek tanrılı dinlerin genel olarak kadınlardan nefret ediyor olması. Sürekli erkek egemen standartları ve eski zamanlara ait modelleri dayatıyorlar. Tek tanrılı dinlerle kadın hakları arasında bir uyum olmasına imkan yok. Bu tip öğretiler, kadınlara itibarını ve haklarını vermekten kaçınıyor” diyor.

Babam benden de feministti

Geçen yıl Nobel barış ödülüne aday gösterilen Tunuslu öğretim üyesi Lina Ben Mhenni, “Gördüğüm kadarıyla bu makale tüm erkekleri aynı kefeye koyuyor. Tamamen şahsi olarak konuşacak olursam, bugün benim kadınların ve diğer grupların haklarını savunan bir blogger olmamın en önemli sebebi, benden de feminist bir babaya sahip olmamdır.”

Mhenni, Tunus’ta kadın hakları ve özgürlüğünün korunması için erkeklerin ve kadınların bir arada çalıştığının da altını çiziyor. “Mona’nın verdiği örnekler gerçekten de yaşanıyor. Ancak kadın ve erkek arasındaki ayrımın sadece nefretten ileri geldiğini söylemeyi abartılı ve yersiz buluyorum. Bu olayın ardındaki bütün tarihi, toplumsal ve politik faktörlere bakmak lazım. Arap yönetimleri her zaman bizim ufkumuzu kısıtladı, eğitim sistemimizi baltaladı ve kültüre olan erişimimizi kısıtladı. Bu stratejiyle halkı manipüle ettiler ve istedikleri tarafa yönlendirdiler.”

Esas suç kadınların

Lübnanlı yazar ve gazeteci Haddad, Beyrut’ta bazen erkeklerin değil kadınların suçlu olduğunu belirtiyor. “Birçok kadın, feminenlikle ilgili bu tip negatif söylemlere arka çıkıyor. Bu da güç sahibi, alfa erkeğini onaylayarak, bize ataerkil sistemi, itaatkarlığı, tevekkülü dayatıyor ve finansal bağımlılığın sürmesine sebep oluyor. Pek çok kadın, diğer kadınların ticarette bir rol oynamasını ya da politik haklarını talep etmelerini onaylamıyor.”

Yasa değişti ama zihinlerdeki değişim sürüyor

Makalede bunun doğru bir yaklaşım olduğu, ancak Lübnan hukukunda kadınları kısıtlayan kurallar olduğuna vurgu yapılıyor. Lübnanlı milletvekili Sethrida Geagea “Lübnanlı kadınları evlerindeki şiddetten koruyan bir yasa yok” diyor ve ekliyor: “Bir koca, eşine zarar verdiği hatta ona tecavüz ettiği zaman bile, kadını koruyacak bir yasa yok. 2 ay önce, namus cinayetlerini engelleyen bir kanun tasarısı çıkardık. Bu tasarıdan önce bir baba ya da erkek kardeş ailesindeki bir kadının başka bir erkekle görüştüğünü düşünerek kadını öldürseydi, 2 ay hapis yatıp çıkabiliyordu. Bu değişti ama, zihinlerdeki değişim daha uzun sürecek.”

İhlaller kadınlara özgü değil

Bir görüşe göre ise, kadınlar baskı altındaki pek çok gruptan sadece biri. Guardian gazetesinin ‘Comment is Free’ bölümünde bir makale yazan Nesrine Malik şöyle diyor: “Evet, Suudi Arabistan’da kadınlar araba süremiyor ama, erkekler kendi hükümetlerini seçemiyor. Bunun yerine dini açıdan fırsatçı bir hanedan tarafından yönetiliyor. Mısır’da kadınlara bekaret testi yapılıyordu ama erkekler de tacize uğruyordu. Sudan’da kadınlar pantolon giydiği için kırbaçlanıyor, ancak etnik azınlıklar da marjinalize edilerek hakarete uğruyorlar. Kadınların maruz kaldıklarını küçümsememeliyiz tabii, ya da onları ikinci sınıf görmemeliyiz. Ancak bütüncül bir reformun gerektiğini de unutmadan, sorunlarını daha geniş bir çerçevede ele almalıyız. Daha fazla insanın maruz kaldığı, daha karmalık bir problemi sadece cinsiyete atfetmek yanlış olur.”

Kadınlar oğullarına, kocalar da annelerine aşık

Faslı gazeteci Nadia Lamlili, Arap dünyasının cinsel devrime değil, kültürel devrime ihtiyacı olduğunu düşünüyor. Bu sayede insanların yetiştiriliş tarzının ve cinsiyet ayrımının da önüne geçilebileceği düşünülüyor. “Bence Arap kadınlarının yaşadığı sorun daha çok cinsiyetler arasındaki anlayış eksikliğinden kaynaklanıyor. Bunun da sebebi, iki cinsiyetin birbirine karışmasına izin vermeyen hastalıklı düşünce tarzı. Erkekler bir tarafta, kadınlar bir tarafta yaşıyor. Arap yönetimleri, iki cinsiyeti birbirinden ayırarak cinsel arzuları kontrol altında tutabileceğini düşünüyor. Ancak böyle bir şey olmadığı gibi, bu tip arzular daha da artıyor ve sonunda kadınlarla erkekler arasında şiddet içeren olaylar yaşanıyor. Esas sorun, toplumumuzdaki kadınların kocaları yerine oğullarına aşık olması, erkeklerin de eşlerinden çok annelerine aşık olması. Erkekler ve kadınlar birlikte yeterince zaman geçirmediği için, birbirlerinin davranışlarını anlayamıyorlar.”

Radikal

Reklamlar