Nisan 30

KABE’NİN İBRAHİM TARAFINDAN YAPILDIĞI YALANI


Kuran-ı kerim’de yer alan büyük bir tarihi hatadır.

Kabe’nin tarihi olarak ibrahim peygamber tarafından yapılmış olması imkansızdır.

–ALINTI–

Tevratta yaptığım aramada tek bir yerde bile “Kabe”den bahsedilmediğini fark ettim. Bilinen diğer isimleriyle de sonuç değişmedi.

Neden…???

Kuran’ın anlatımına göre, Mekke’de bulunan Kabe peygamber ibrahim tarafından yapılmıştır. Kendisi ve oğlu ismail Arabistan’a gelmişken o binayı inşa etmişler. Bu öğretişle Arapların tapınma merkezi olan Mekke bugüne kadar önemini devam ettiriyor.

Onun için buna şimdi biraz dikkat edelim,

acaba ibrahim gerçekten o binayı yaptı mı?

Dikkatle ve tarafsız araştırdıktan sonra anlayacağız ki, bu sonradan uydurulmuş bir öğretiştir.

1) Bu bilgi ibrahim’in biyografisine uymuyor…

ibrahim’in hayatını adım adım Tevrat’ın Tekvin kitabında okuyoruz, bugünkü Irak’ta bulunan Ur kasabasında doğdu, sonra Türkiye’deki Harran kasabasında yaşadı. Bir zaman için Mısır’a kaçtığını da okuyoruz. Hayatının geri kalan günlerini de Filistin’de geçirdi. Ama hiç bir yerde Arabistan’a ayak bastığını okumuyoruz.

Öyle olsaydı, Tevrat onu yazmayacak mıydı?

Müslümanlar bunun gibi çıkmaz durumlara düşerken “Ama tevrat değiştirildi” lafını ortaya atıyorlar. Tabii ki, öyle bir şey mümkün ama tevratı değiştirip Kabe’nin ibrahim tarafından yapıldığını anlatan bölümlerin çıkartılması kimin ne işine yarayacaktır? Bunun mantıklı tarafı da yoktur.

Elimizdeki Eski Ahit el yazmaları Muhammed’in zamanından 600 seneden daha eskidir. Ve onlarda ibrahim’in Mekke’ye ya da Arabistan’a gittiğini okumuyoruz. Muhammed’den önce kimse “ibrahim Arabistan’a gelip, Kabe’yi kurdu” teorisini ortaya atmamıştı. Muhammed’den 600 sene önce kişilerin daha Arapların peygamberinin ortaya çıkacağından haberleri yoktu. Nasıl o zaman kendi kutsal saydıkları kitabını değiştirmeye ihtiyaç duysunlar?

Kuran’ın anlattığına göre, ibrahim Mekke’deki Kabe’yi oğlu ismail ile birlikte yapmış;

bakara suresi 127. ayet: Ve o zaman ki, Ibrahim Beyt’in temellerini yükseltiyordu. Ismail ile birlikte söyle dua ettiler: “Ey Rabbimiz, bizden kabul buyur. Çünkü daima işiten, daima bilen Sensin ancak Sen!”…

Tevrat’ta ise, öyle bir şey okumuyoruz. Bu Arapların boş hayallerinden fırlama bir öğretişdir. Zira ismail soyunun Arapları oluşturduğu farzedilir,tevrata göre vaad edilmiş çocuk aslında ishak’tır ve ibrahim’in gerçek eşi Sara’dan olmadır, halbuki ismail hizmetçisi Hacer’den olmadır ve kuvvetle muhtemel Araplar bir şekilde bu durumdan bir hayıflanma gösterdiklerinden kabe yapıcıları olarak ibrahim ve ismail’i öne çıkartmaya çalışmışlardır.

ismail için bugün hala Araplar “Arapların babası” terimini kullanırlar ki bu herhalde yeterli bir etkendir.

2) Bu bilgi tarihe de uymuyor…

Tarihe bakarsak, Mekke’deki Kabe ilk olarak isa’dan önce 60 senesinde Roma’lı bir tarihçi olan Diodorus’un kitaplarında geçiyor. Onu bütün Araplar tarafından büyük saygı gören bir “putevi” olarak anlatıyor.

ibrahim isa’dan 2000 sene önce yaşadı. Bütün bu zaman içide bir kere olsun, tarihçiler Mekke’deki Kabe’yi anlatmıyorlar.

Mesela, tarihçilerin babası olan Yunanlı Herodot, isa’dan 440 sene önce iran’ı ve de Arabıstan’ı anlatırken, Arapların adetleri ve inançlarından da söz ediyor. Kuran’da geçen Al ilah putunun adını kullanıyor. Fakat kabe’den hiç söz etmiyor.

ilginç…

Demek ki Kabe, Herodot’un zamanı (isa’dan önce 430 senesi) ile Flavius’un (isa’dan önce 60 senesi) zamanının arasında yapıldı.

Bütün bunlar gösteriyor ki, Kabe ibrahim’den çok sonra yapıldı.

3) Bu öğretiş hadislere de uymuyor…

Son olarak, Müslüman kaynaklarında yer alan ve birbirlerine ters düşen iki bilgiye de yer verelim. Yukarıda gördüğümüz gibi, Muhammed de Arapların “Kabemiz ibrahim tarafından kuruldu” masalını Kuran’ın içine aldı. Bunun mümkün olmadığını da gördük. Ama aynı zamanda en büyük Hadis koleksiyonu olan ve Kuran’dan sonra ikinci önemli kitap olarak anılan Buhari’nin hadislerinde Muhammed’in şu sözünü okuyoruz:

———–

Abu Dar şöyle rivayet etti: Ben dedim: “Ey Resulullah! Yeryüzünde yapılan ilk camii hangisi idi?” O da dedi: “(Mekke’deki) Mescidi Haram.” Ve ben sordum: “Ya ondan sonra hangisi yapıldı?”. O da cevap verdi: “(Yeruşalim’deki) Mescidi Aksa”. Ben gene sordum: “Onların yapılmasının arasında ne kadar zaman geçti?” O da, “Kırk sene” diye cevap verdi… (Sahih Buhari, cilt 4, kitap 55, hadis 636)

———–

Mekke’deki Kabe ne zaman yapıldığı bilinmiyor; oysa kudüs’teki Mescidi Aksa hakkında kesin tarih bilgilerimiz var onu kral Süleyman isa’dan önce 953 senesinde tamamladı.

Bu hesaba göre, Kabe ondan 40 sene önce, yani 993 senesinde yapılmış olmalı. O da ibrahim’in hayatından 1100 sene sonradır.

Bu durumda birisi yanlış söylüyor ya Kuran ya da Buhari’nin hadisi.

ikisi aynı anda doğru olamaz.

–ALINTI–

e şimdi kabe’yi ibrahim peygamber ve oğlu ismail yapmadı da kim yaptı? düşünün ki al ilah putunun ismi bir tarihi kaynakta geçiyor ama kabe aynı tarihi kaynakta yok…

neden hacılar?

bu sorunun cevabını bulmak için kabe’nin mimarisine bir göz atacak olursak, gözümüze çarpacak ilk şey kabe’nin güneydoğu kenarında bulunan hacer ül esved taşı olur.

Kabe’nin köşesindeki bu kara taş, müslümanlar tarafından kutsal Kabul edilir ve Hacerül Esved diye adlandırılır.

Bu, Sanskritçe bir kelime olan “Sanghey Ashweta” dan gelir ve “beyaz olmayan taş” anlamındadır. “Shiva Lingam”ın adı da “Sanghey Ashweta”dır.

Kabe’de bulunan bu taş, Hindu kutsallarıyla büyük benzerlik gösterir.

not: Shiva Lingam: Hinduizm’de kutsal olan ve yaratıcının enerjisini simgeleyen taş.

-vay anasını sayın seyirciler hindular nereden çıktı ya şimdi?

cevap basit;

brahma–>abraham–>ibrahim…

neyse…

mimari diyorduk ya la?

hacer ül esved taşının yönüne dikkat edelim…

–ALINTI–

Saivagama ve Veda Kutsal Kitaplarında bütün Shiva tapınakları, Shivalinga (Shiva’nın sembolü) doğu yönüne bakacak şekilde inşa edilirler. Dünyadaki tüm tapınaklarda bu gözlemlenir. Tapınağın giriş kapısı her zaman doğu veya kuzeydoğu yönüne bakar.

Vaastu’ya gore (bir mekanı fiziksel ve metafiziksel güçlerle uyum içinde olacak şekilde düzenlemek, tasarlamak), ibadet bölümü her zaman evin kuzey doğusunda olmalıdır ve tanrı-tanrıça simgeleri de doğuya bakmalıdır.

Evin giriş kapısı doğuya ya da kuzey doğuya bakmalıdır. Bu durum, Kabe’nin girişi ve Hacerül Esved’in yerleştirildiği yerde de aynı şekilde görülebilir.

–ALINTI–

bak şimdi iş fengşui ye gidecek. neyse efendim toparlayalım,

–ALINTI–

Klasik Arap dili bugünkü Arabistan’da değil, Levant denen, Arabistan yarımadasının kuzeyinde, Akdeniz’den başlayarak bugünkü Suriye ve Irak’ı içine alan geniş bölgede gelişmiştir. islam ortaya çıkmadan çok once de, Kabe bir hac yeriydi. Kabe kelimesi olasılıkla yaklaşık MÖ 1700 lerde, Tamil dilinden gelme bir kelimedir. Tamil’de Nadu Kabaalishwaran tapınağı tanrı Shiva’nın tapınağıdır ve Kabaall, tanrı Shiva’yı temsil eder.

–ALINTI–

–ALINTI–

Kabe’de sekizgen şekilli kaide (bir taş) ibrahim’in makamı adıyla bilinir. Hinduizm’de yaratıcı Brahma’nın kaidesi de sekizgen şeklindedir. Müslüman hacılar, Kabe’nin etrafını yedi kere dönerler. Hindular da tanrı ve tanrışalarını tavaf (paradakshina) ederler. Bu, Kabe kutsallığının islam öncesi dönemden gelen bir geleneğidir. Müslüman hacıların, aynen Hinduların kendi kutsalları etrafında tavaf yapmaları gibi, Kabe’yi tavaf etmeleri, söylenenin aksine, islam’da taşların kutsal olmadığı iddiasının doğru olmadığını gösterir.

–ALINTI–

görüldüğü üzre kabe’nin mimarisinde hinduizmin etkisi büyük. e haliyle hinduizmin ve bölgedeki diğer dinlerin de islamiyet üzerinde etkisi büyük olacaktır.

lakin kabe’nin bir hindu mabedi olduğuna dair asıl kanıtı sona sakladım,

–ALINTI–

Kral Vikramaditya yazıtı, kutsal Kabe’de asılı duran altın bir kabın üzerinde bulunmuştur. Bu, hiç bir şüpheye yer bırakmaksızın, Arap yarımadasının tarihteki Hindistan imparatorluğunun bir parçası olduğunu kanıtlar.

(Kaynak: Mekteb-i Sultani (Galatasaray Lisesi) kütüphanesi, Sayar-ul Okul, sayfa 315).

–ALINTI–

yani işin aslı şu ki panpalar, biz hacca gidip kabe’yi tavaf ederken ve hacer-ül esved taşına dokunup onu öperken aslında tanrı shiva’ya yapılan bir ibadeti gerçekleştiriyor ve shankara taşına dokunabilmek için birbirimizi eziyoruz.

zaten kuran-ı kerim’de haccın esaslarından bahsederken farklı manalardan bahsediliyor lakin günümüzde bu shiva hindu ibadeti uygulanıyor.

haccın orijinal haline ise başka bir konu başlığında değiniriz yeter lan. çok uzun oldu “özet geç ” diye yazar dururlar birazdan…

Zulfikar Darbesi

Reklamlar