Nisan 18

İslam âlemini sarsacak iddia


Almanya’nın Saarland Üniversitesi’nin İslam araştırmacısı Puin, Kuran’ın 14 yüzyıldan beri değişmediği inancını sorgulamaya cesaret etti. 6. yüzyıldan kalma elyazması bir Kuran’ı inceleyen Puin, kutsal kitabın zaman içinde değiştirildiğini savunuyor. 

.

***

Haber ResmiBERLİN – Kuran’ın 14 yüzyıldır değişmeyen Allah kelamı olduğu inancını sorgulayarak İslam dünyasında fırtınalar koparan, hakkında ölüm fetvası verilen Şeytan Ayetleri’nin yazarı Salman Rüşdi’nin benzeri Almanya’da ortaya çıktı. Saarland Üniversitesi’nde İslam üzerine çalışan Dr. Gerd Puin, Kuran’ın 14 yüzyıldır değişmediği inancını bilimsel bulgularla sorgulamaya cesaret etti. Rüşdi gibi büyük bir tehditle karşılaşmaktan korkan Puin, Yemen’de 6. yüzyıldan kalma el yazması Kuran üzerindeki çalışmalarının sonucunda, son semavi dinin kutsal kitabının yüzyıllar içinde değişimden geçtiğini iddia etti. Puin, Kuran’ın Hz. Muhammed daha ortaya çıkmadan yazılmaya başlandığı ve zaman içinde yenilendiği tezini ortaya koyuyor. Bu Allah kelamının 14 yüzyıldır değişmediğini ve bu özelliğiyle diğer iki semavi dinden daha üstün olduğunu savunan İslam dünyasını çileden çıkaracak bir tez.

Bilinenlerin en eskisi

Puin’in çalışmalarının odağındaki el yazması Kuran 1972’de Sana’daki Ulu Cami’nin onarımı sırasında bulunmuş. O dönemde Yemen Antik Eserler Müdürlüğü’nün başkanı olan Kadı İsmail El Akva, yoğun yağışların ardından onarıma alınan caminin tavan arasında bir yığın kâğıt ve parşömenin arasında bulmuş el yazmalarını. Sonra da bunların tarihi bir hazine olduğuna karar verip, incelenmesi için harekete geçmiş. 1979’da bazı araştırmalar için Yemen’e giden Puin’in ilgisini çekmiş bu parşömenler. Puin’in restorasyon çalışmalarından sonra da bazılarının İslam’ın en kritik dönemleri olan 7. ve 8. yüzyıllara ait olduğu anlaşılmış. Puin’in çalışmaları ilerledikçe parşömenlerin tarihte bulunmuş en eski el yazması Kuran olduğu ortaya çıkmış. Bilinen üç tane el yazması antik Kuran var. Bunlardan 8. yüzyıldan kalma iki tanesi Özbekistan’da Taşkent Kütüphanesi ve Topkapı Sarayı’nda saklanıyor.

7. yüzyıla ait olan bir kopya ise Londra’da British Library’de. Sana’daki bunlardan da eski. Üstelik Hz. Muhammed’in memleketi Hicaz’ın kaligrafisiyle kaleme alınmış, yani ilk örneklerden. Puin önce surelerin dizilişinde bazı ufak farklar görmüş. Sonra da parşömenlerin üzerinde önceden yazılar olduğunu, sonra bunların silindiğini ve tekrar yazıldığını, yani elindekilerin ‘palimpsestus’ olduğunu. Özellikle 7. ve 12. yüzyıllarda kullanılan ‘palimpsestus’ yöntemiyle, papirüs veya parşömenin üzerindeki yazılar silinir, sonra tekrar yazılırdı. Rönesans döneminde ilk yazının okunması için kimyasal yöntemlerin kullanıldığı ‘palimpsestus’ incelemeleri başladı, böylece birçok antik çağ metni ortaya çıkarıldı. Bu bulgulara dayanan Puin de Kuran’ın evrim geçirdiği sonucuna varmış.
Sana metni İslam’ın, Arapçanın ötre, esre, hemze gibi ses veren işaretlerden yoksun olarak yazıldığı ilk dönemlerine ait. Yani Halife Osman döneminde yazıya dökülen Kuran’ın ilk örneklerinden. O dönemden kalan diğer Arapça metinler gibi özel bir uzmanlık gerektiriyor. Puin, “Ancak güçlü bir sözlü geleneğin içinden geliyorsanız okuyabilirsiniz” diyor. Sana metninin, zamanında Kuran’ı zaten ezberinde tutanlara bir rehber olduğunu söyleyen Puin’e göre, yıllar geçtikçe Kuran’ın doğru yazımı ve okunması bozulmuş. İnsanların metni etkili hale getirmek için değişiklikler yaptığını söyleyen Puin’e göre en güzel örnek, 694-714 yıllarında Irak Valiliği yapan Haccac bin Yusuf’un “Kuranı Kerim’e binden fazla elif koydurdum” diye övünmesi.

Tarihi dönüm noktası

Oxford Üniversitesi’nde Kuran üzerine çalışmalar yürüten Profesör Allen Jones da Haccac’ın ses veren işaretleri ekleterek Kuran’da yaptırdığı değişikliklerin tarihi bir dönüm noktası olduğu görüşünde. Puin ise, Hz. Muhammed’in ölümünden 29 yıl sonra Halife Osman zamanında ilk kez kitaplaştırılan Kuran’ın birçok yorum katmanının eklendiği bir iskelet olduğunu, birçok kelime ve telaffuzun 9. yüzyılda oturduğunu savunuyor. Cambridge Üniversitesi öğretim üyelerinden Tarif Halidi ise, Kuran’ın gelişimi üzerine İslam dünyasında yaygın kabul gören teze bağlı. Halidi, Sana Kuran’ının Hz. Osman’ın kaleme aldırttığı Kuran’ın henüz ulaşmadığı kesimlerce kullanılan kötü bir kopya olduğunu söylüyor.

İslam öncesi kaynaklar

Puin’in diğer ses getirecek teorisi ise, Kuran’ın İslam öncesi kaynaklardan beslendiği. Kuran’da geçen Es-sahab er-Rass (İyinin yoldaşları) ile Es-sahab el-Ayka (Dikenli çalıların yoldaşları) kabilelerinin Arap geleneğine ait olmadığını söyleyen Puin, Ptolemy’nin haritası üzerinde çalışarak er-Rass’ın İslam öncesi Lübnan’da, el-Ayka’nın da MS 150’de Mısır’da Asvan bölgesinde yaşadığını ortaya çıkarmış. Halidi’ye göre ise bu, Kuran’ın bütünlüğünü bozmuyor. Puin, Kuran’ın saf Arapçayla yazıldığı inancını da sorguluyor. İncelediği metinde birçok yabancı kökenli kelime bulmuş. Bunlara ‘Kuran’ın kendisi de dahil. Puin Kuran’ın Aramca, ibadet sırasında okunacak kutsal kitap parçaları anlamındaki ‘kariyun’ kökünden geldiğini, Kitabı Mukaddes’teki hikâyelerin büyük kısmının Kuran’da daha kısa formda yer aldığını, kısacası aslında ‘Kitab-ı Mukaddes’in ibadet sırasında okunacak bir özeti olduğunu söylüyor.

‘Bilimsel bir metin’ elde etmeye çalıştığını, Müslümanların bin yıl önce Kuran üzerinde çalıştığını ve konuyu kapattığını söyleyen Puin’in, ilk makalesini, Dünya Müslümanlar Birliği’ne bağlı Alman İslam Arşivi’nin yöneticisi Salim Abdullah yayımlayacak. Puin, büyük gürültü kopacağı uyarılarına da aldırmıyor. (The Guardian)

Radikal 

Reklamlar